Metin Cengiz Sorun Yıllık tartışması Değil, YKY Şiir Yıllığı Bir düzeltmeyle başlayayım. Bizim yıllıklara, seçkilere, antolojilere karşı bir tavrımız söz konusu değil. Hatta Baki Asiltürk (Baki Ayhan T.)'ün yıllık hazırlayamadığına göre “seçki” hazırlamasına da değil. Dileyen dilediği biçimde antoloji, seçki, yıllık hazırlar. Yayınlar. Buna BA de dâhildir elbette. Bu herkesin anayasal hakkıdır. Takdir ise eleştirel değerlendirmelerden sonra gelir! Ama YKY gibi Türk edebiyatına sayısız yararlıkları dokunmuş bir kurumun çıkardığı yıllık söz konusu olunca, iş değişmektedir. Bu kurumun hazırlattığı yıllığı hazırlayan yıllıkçının bu kurumun sahip olduğu tarafsızlık, yapıcılık, nesnellik, edebiyata katkı gibi özelliklere sahip olması gerekmektedir. BA ise beş yıldır şairlerin...
Ramis Dara
Metin Cengiz Ramis Dara dedik, Ramis Dara ile devam edelim. Ramis Dara, “Gerçek şiirden yana olanları ve şairleri bu düzeysizliğe karşı çıkmaya ve bir silkinişi başlatmaya çağırıyoruz.” sözleriyle Akatalpa'nın 2011 Mart sayısında dikkatleri çekiyordu. Bu çağrıyı ciddiye alıyoruz. Ama etik açıdan bunun gereğinin yerine getirilmesini istemek de hakkımız, değil mi? Yani bu çağrıyı yapan derginin yayımladığı her yazıdan ve her şiirden sorumlu olduğunu düşünmemek için bir engelimiz olmamalı. Öyle mi? Peki, poetika ile zerre kadar ilişkisi olmayan, ona buna hakaretler içeren ve küfür dolu, yazılar yayımlamakla mı bu çağrının gereğini yerine getiriyor Ramis Dara? Ramis Dara’yı bu noktada anlamak...
Hüseyin Peker
Hüseyin Peker, Akatalpa’nın Eylül 2010 - Sayı 129’da,“Yaz Değinileri, 2” başlıklı yazısında sözüm ona Metin Cengiz’i eleştiriyor. Sözüm ona diyorum. Sebebini aşağıda parantez içinde Selami Karabulut’un Yarım Kalan adlı kitabı için Metin Cengiz’in yazdığı önsözden yaptığı alıntıyla, hemen altındaki yorumunu okuduğunuzda anlayacaksınız. Yazının hepsini veriyorum. [“Günümüzde geçer anlayış olarak imge avcılığının; bir gerçeklik oluşturmayan, bütünlükten yoksun, gerçeklikle bir akrabalık ilişkisi kuramayan ve birbirleriyle ilgisiz dizelerden oluşma; sözümona bir derinlik yaratma gayretinin örgütlediği sığ bir şiir öne çıkıyor. Çağrışımsız, tatsız tuzsuz, anlamsız, sözcüklerin birbirini reddettiği bir imge hayaleti ordusu sizi daha ilk birkaç dizede alıkoyuyor, devam edemiyorsunuz okumaya.” Metin Cengiz (Yarım...
Metin Cengiz’den eleştiri/ Murat Belge ve Marksizm
Metin Cengiz Murat Belge ülkemizin önemli aydın simalarından biri. Bunda kuşku yok. Özellikle de Marksizm konu olduğunda uzmanı bilinir. Bilinir de Marksizm’in sorunsalları üzerine yaptığı konuşmalarında kendisinin Marksist olmadığını da söyler. Marksizm üzerine tartışmalara içerden biri gibi değil de dışarıdan biri gibi yaklaşır. Bunun en son örneğini Kasım 2011 tarihli Milliyet Kitap’taki “Eagleton Üstüne” yazısında görmek olası. Aynı okulda okuduğu Eagleton üstüne azımsanacak bir bilgi değil Belge’ninki. Eagleton hakkında detaylı bilgi edinmek isteyen birisi için içi dolu, yönlendirici bir yazı. Ama bu kısa değinide Marksizm’e taş atmayı unutmamış Belge. Eagleton ile Türkiye’de yaptığı mülakattan sözederken “sanat ya da...
“Ağırlama” Gösterisi ve Bir Fotoğraf Okuması
Gösteri dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2011 tarihli 305. sayısında, Şairin Niyeti ve Okurun Niyeti adlı bölümde Bâki Ayhan T., Ş. Bilsel’i “ağırlamış”. ”Şair”in de “okur”un da niyeti çok iyi anlaşılıyor bu yazılanlardan (Bu ikilinin şiir ortamının şıracısıyla bozacısı, yeteneksiz siyam ikizleri oldukları iyice su yüzüne çıktı). Yazılara Ş. Bilsel’in biri tam sayfa, diğeri yarım sayfa büyüklüğünde iki fotoğrafı eşlik ediyor dergide. Bu fotoğraflar, aslında ortada şiirin olmadığının da bir göstergesi. Ş. Bilsel’in öne çıkarılacak nitelikte bir şiirinin olmadığının farkındalar anlaşılan, fotoğrafın abartılı ölçülerde (afiş boyutunda) bastırılmasıyla “şair”in öne çıkarılmak istendiği çok açık çünkü. Has ve hakiki şairlere özgü o mahcubiyet duygusunu ara...
Editörlüğü Hakkıyla Yapmak
Editörlüğü hakkıyla yapanlar kaldı mı bilmem. Ama biz olduğuna inanmak istiyoruz. İstiyoruz da… Eliz Edebiyat’ın Temmuz 2011 tarihli sayısında Nuri Demirci’nin yazısı okuyanı dumura uğratacak türden. Konuya Kenan Yücel Şiirden’in 6. sayısında değinmişti. Kısaca açalım. Zehra Betül bu derginin Haziran sayısında bir yazı yazdı. Bilenler bilir. Okkalı sorularla doluydu. Sorun bu değil. Sorun bu yazıyı yayımladıkları için Nuri Demirci ile Hilmi Haşal’a gösterilen sağlıksız tepkiler. Anlaşılan o ki, kendilerine yönelttiği sorularla yanlışlarını, çelişkilerini ortaya seren bu yazıdan rahatsızlık duyan yıllıkçılar, yıllıklarından aldıklarını düşündükleri güçle (çünkü henüz şair adayı hepsi) bir iyi azarlamışlar ki editörlerimizi, onlar da “Varlık’taki yazımızda biz sizi...
İki Dergi
Metin Cengiz Abdülkadir Budak renkli biri. Bunu Sincan İstasyonu dergisinde de görmek olası. Canlı, hatta şaşırtıcı bir dergi. Az sayfalı oluşunun da etkisiyle insan bir oturuşta okuyabiliyor bu dergiyi. Ama örneğin Akatalpa’da bu olanaksız. Yazılar yokuş yukarı çıkan, yaşlı, dizleri titreyen birinin oflaması puflaması örneği zor gidiyor. Seçme, nitelikli olanı yayımlama -dergiyi doldurma kaygısından olacak- dibe vurmuş durumda. Derginin editörünün dediği gibi işler “Akatalpa’yı var eden temel iradenin motivasyonu bayır aşağı yürüyor. (…) Dergide şiir yok.” durumunda. Oysa Sincan İstasyonu rahat bir istasyon. İçtiğiniz çayın, ayran çorbasının, belki yediğiniz tostun, buğusu üstünde simidin tadını unutamazsınız. Belki de bazı şeyler...
Yazınsal Dille Yazma Çabası
Metin Cengiz Eskiden edebiyatımızda, genellikle de romancılarda ve öykücülerde görülen bir hastalık vardı. Parlak, cilalı cümleler kurmak. Bu tür cümleler yazınsal dil sanılırdı. Eleştirilerinin keskinliğiyle tanınan Fethi Naci, bu tür sözde ustalıkları hemen bulur, açık ederdi. Gücünü Yitiren Edebiyat ders veren eleştirilerle dolu. Keşke edebiyatçılarımız usanmasalar da yeniden okusalar! Bir iki örnek verelim Fethi Naci’den: “…sessizliğin buzsu camını keskin bir elmas gibi ikiye bölmüştü.” (Kamuran Şipal); “Sonbahar bir ayrılık şiiri gibi sarmalamıştı beni…” (Erendiz Atasü); “Perdeler kim bilir kaç yazdır amansız bir güneşi emmekten bitip tükenerek kavruk bir toz kokusuyla kalakalmıştır.” (İnci Aral). Fethi Naci nereden alıntıladığı konusunda bir...
Hükümet Şairlerini Seçti
Geçenlerde internet üzerinden bir haber okudum. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı Araştırma ve Geliştirme bölümü (Ar-Ge), hükümetin İstanbul için şair ve yazarlarını belirlemiş. Haber şu başlıkla verilmişti: “Nobel'li Pamuk kuraya giremedi” Spot ise şöyle: İstanbul Milli Eğitim öğrencilerle buluşmaları için her ilçeye 2 yazar yolluyor. Yazarlar kurayla belli olacak, aralarında Orhan Pamuk yok. Gazete olayın içeriğinin ne anlama geldiğiyle ilgilenmemiş. Ancak sadece sezdirmiş. Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk yok. Ama altta listede adları olan yazarlar var. Haberin tarihi: 28 Kasım 2011 Pazartesi, 09:57:29. Şu linkten ulaşabilirsiniz kolaylıkla:http://www.haberturk.com/kultur-sanat/haber/692007-nobelli-pamuk-kuraya-.... Haberi Ar-Ge’den Yusuf Çopur adlı bir öğretmen vermiş. Biz yorumumuzu dergimizin bir sonraki...
Ucubeler ve Ülkemizin Durumu
arap ülkeleri demokrasi istemleriyle kaynıyor. kitleler tek bir ses halinde daha fazla demokrasi, daha fazla eşitlik diye sokaklara akıyor. otokrasiye, diktatörlüğe, krallığa, faşizme, yani çağdışı her türlü yönetime karşı direniyor; kaba güce karşı maddi bir güç haline gelmenin olanaklarını kullanıyor. bizim ülkemizdeyse memnun olmasak da, karşı çıktığımız bir çok yanı olsa da iyi kötü işleyen bir demokrasi, bir basın özgürlüğü/düşünce/örgütlenme özgürlüğü, yargı-yürütme-yasama ayrılığı esasında bir güçler ayrılığı ilkesi işlerliği var. ama yarın öbürgün bu olanaklardan tamamen yoksun da kalabiliriz. ordunun müdahaleci yapısına (ki cumhuriyeti kollama ve koruma maddesinden alıyor bu meşruiyeti, ve ama halen daha geçerli bu kanun), demokrasinin katılımcı...