YAZILAR

Ninemin Gözünde Ermeni Olayları

  ARILARIN SIRRI/METİN CENGİZ Biz çocuklar uykuya giderdik büyükler geceye Düşlerinde rengârenk açan bir gelecek Ve açılan kapılar açılan kapılar Çil altınlarla Birden balta inmiş gibi sırtlarına Ölüm dirilmiş de beyaz bir kefene bürünmüş gibi Düşleri korkuya bıraktı yerini *** Eşerken altının bulunduğu köşeyi Kan fışkırmış yerden toprak yerine Her kazmada Son gece Bir arı bulutu doldurmuş göğü Delirmiş bir arı bulutu *** Görenler “Sahipliydi gömü,” diyorlar “Keşfeden olursa Arılar havalanıyor Altının göz alıcı rengi yerine Ermeni komşuların ruhunu taşıyan arılar.” *** Sarayova’da Tunuslu, Fransa’da yaşayan şair dostum Tahar Bekri ve Hollandalı şair arkadaşım Ruben Van Gogh ile Ferhadiye Caddesinde...

Devamını Oku →

Şiirden Dergisi’nin 1. sayısındaki şiirler

CELAL SOYCAN sürtünerek olduğum şeyler: 25. şurda burda akrep ayazı olduğum - Ayşe için – görmesi azaltılmış atlar .. kadar buradayım derin zamanlı çömlekte vakit çatlak; tik-tak .. kadar buradayım kim-oluş’a.. hayvan oluş’a.. hey-ya ! .. kadar buradayım yalıtkan bir çocukta vinç çekiç ve hızar - .. kadar buradayım gövdelenen bir suda eksik akış – .. kadar buradayım sürtünerek Ol’duğum Dil’de bir senin ismine çiğ – .. kadar buradayım nasır tutmuş bakışlı çarşı dibi esnafı .. kadar buradayım sonralık kaldım senden şurda burada akrep ayazı – saat kaç ? .. kadar buradayım 26. suları kesik deniz olduğum kendi korkusundan beslenirken...

Devamını Oku →

Gezi Parkında Bir Kuş Yuvası

    Müesser Yeniay Nâzım Hikmet’e saygıyla Bir kuş yuvasından yazıyorum bunları iki dal arasında, Gezi parkında göğsüme bıçak gibi saplanıyor nefesim göğü yıkmaya geliyorlar bütün yeryüzü halkıyla bir kuş yuvasıyım Gezi parkında iki dal arasında burada insanlar zehirli ağaçlar sökülmüş kovuluyoruz annemizin bizi davet ettiği dünyadan kuş seslerini bombalıyorlar -çıkaramaz kuşlar çil çil para sesini- bir Ethem duyuluyor ateşler içinde Anka! kaynak işçisi Ankara'da.. yığılıyor bedeni kuş tüyü gibi. ölmeden toprak ediyorlar bizi duman altında sokak çocukları ve kediler kambur sırtlarında kaybolan rüya kör gözlerle dünyaya bakılmaz artık ya uyumak hiç ummadığın bir anda! hiç ummadığın anda uyumak.. ben...

Devamını Oku →

Tuğrul Tam Yol İleri

Metin Cengiz [caption id="attachment_3718" align="alignleft" width="201"] Tuğrul Tamyol[/caption] Tuğrul Tanyol esmiş gürlemiş. Mühür’ün Mayıs-Haziran 2013 sayısında kimsenin haberinin olmadığı, ama onun kendi kendisini koyduğu, bir iki müridin de onayladığı görülen makamdan tam gaz fırlamış, kükremiş adeta. Mütereddit, yalanla, yanlışla, uydurmayla dolu Tuğrul Tanyol yazısı kısaca. Okudukça “He Tuğrul he!” dedim. Neymiş, Şiirden dergisi Tuğrul Tanyol’a kafayı takmışmış. İçi boş, çalçene, karakuşi, kahvehane dedikodusu işte. Tuğrul’un muhatabı bir psikiyatri doktoru: “Hayatımın hiçbir döneminde yazdığım şiirden zevk almayan insanlar var mıdır diye düşünmedim. Zevk almayı başarabilenler için yazdığımı düşündüm. Benim şiirimden hoşlanmayan insanların ki mutlaka vardır, şiirden anlamadıklarını varsaymayı yeğlerim.” “… benim...

Devamını Oku →

Ve Kadın Duyarlığı Üzerine Düşünceler

Müesser Yeniay Bir dergide bir şair kadınımızla yapılan bir söyleşiyi okuyordum. “Erkek egemenliğine karşı çıkışımız onların kadınları anlamamaları ya da kadın duyarlılığında –ne demekse- olmamaları değil…” diye bir cümle geçti. Sahi ne demektir bu kadın duyarlığı diye oturup düşündüm. Kuşkusuz bu duyarlığın şiirsel algılarla yakın ilişkisi vardı. “Şiir yazmak haremini herkese açmaktır” diyen Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya hak vererek, cinselliğin ve bedenin en “harem” olduğunu düşünüp, kadın duyarlığına yol açan etmenleri zihinsel olarak araştırdım. Peki nelerdi bunlar? • Çocuk emzirmek, kollayıp gözetmek. Başka birinin varlığına duyarlı olmak. Dünyada kendinden başka birisinin daha olduğunun tabii farkındalığı. • Bedeni paylaşmak, bedeni başkasının iyi...

Devamını Oku →

Gazze / Metin Cengiz

    Dün ölümü gördüm, ölüm kanatsızdı Yağmur gibi yağıyordu havada İşte ölümün divan kurduğu Gazze’desin Hava bir bıçakla yırtılıyor sanki Kör bir çığlık güneş Camları cam gibi suskun Ağaçların cesetleri ceset gibi Minareler gökyüzüne değil hiçliğe yaslanıyor Çocuklar çocuklar çocuklar Gazze’nin çocukları Çocuklar sokak sokak çocuklar çarşı çarşı çocuklar ev ev Gazze düşmanla çarpışan çocuk gölgeleriyle bir dev Ölümün kucağında şarkı söylüyor çocuklar Çocuklar azizler kadar sessiz müminler kadar dindar Kurşun sesleri dinsin diye bekliyorlar Bir anda dolduracaklar alanları Açlıklarını unutup ölülerine sarılacaklar Ehramlarına sarınmış yaşlı kadınlar Evler sokaklar omuz omuza hayatı koruyorlar Sabırla çizilmiş yüzleri Çaresiz asabi acılı...

Devamını Oku →

Ahmet Oktay’ın Birahane Longa Adlı Şiiri ve Metin Cengiz’in Şiiri Çözümleme Yazısı

    BİRAHANE LONGA/AHMET OKTAY Cızırdıyor gramofon yüreğim "her işlik bir mezbahadır zaman da kemik sesleri çıkarır" diyen adı çaprazlanmış ve sımsıkı dosyalanmış birinin ve körelmiş bir parkın anısıyla; nice tarih yazıldı kuytularında tüze'nin ve aktöre'nin ırzına geçtiği tarihler; orda sunuldu cumhura bileklerinden Dolapdere'nin karasını ve Gülhane'nin irinli günlerini etin yırtılış acısıyla geliyor her güz ve akşam söyleşilerini akıtan bir Şorola heykeli ve teybin hala ilenen "Orhan ağbi"sinin sesiyle otelin gölgeliğine gömülen beton alüminyum ve cam gölgeliğe gömülen mevsimlik bir Erzurumlu'nun geçmişin tepilmiş patikaları ve ekşimiş han odalarıyla inildeyen son fotografisi; orda enselendi "yarınlarımız" marlboro ve kızlık sunarken cumhura Bayım...

Devamını Oku →