YAZILAR

Baki Asiltürk Yalan Söylemeye, Çarpıtmaya, İftiraya Devam Ediyor

Metin Cengiz   Baki Asiltürk’ün (diğer adı Baki Ayhan T.) Murat Hacıoğlu’nun sorularına cevap verdiği, önce internette “okuryazar.tv”de ve ardından diğer “internet sitelerinde dolaşan” yazısı, Yasakmeyve dergisi tarafından, “Şiirin Uzun Tarihi” adlı sayfalarda da okuyucuya sunuldu. Böylece yalana, iki yüzlülüğe, çarpıtmaya, iftiraya dayalı bir karalama metni tarihe yazılmış oldu. Bu yalanlardan biri Refik Durbaş’ın Baki Asiltürk’ün YK Yıllığını protesto bildirisine imza atıp atmadığıyla ilgili. Okuyucu BA’nın Yasakmeyve’nin 55. Sayısında (Mart 2012) yayımlanan yalanını açığa çıkaran Refik Durbaş’ın yaptığı açıklamayı aşağıda görecek. Ama bunu yapmadan önce biz bu şahsın diğer iftira ve çarpıtmalarını göstermek istiyoruz. Yasakmeyve’nin 55. Sayısında (Mart 2012) Baki...

Devamını Oku →

Merdivende Üç Kişi

Metin Cengiz Bundan yıllarca önce yazdığım bir yazıda, 2 Temmuz 1993’te yaşanan olayların Türkiye’de bir “dönüm noktası, bir milat” olduğunu söylemiştim. Gemi azıya alan muhafazakâr dünya görüşleri, “din” kisvesi altında, günümüz de bile azınlıkta olan, hatta çoğu dünyevileşen, “şeriatçı” kesimleri de yanına alarak “laik devlet”in gözleri önünde, laik demokrasinin damarlarına saldırıyor, laik demokrasinin savunma gücünün aslını oluşturan aydın kesimi hedef göstererek hem bu kesime gözdağı vermeye çalışıyor, hem bu kesimden etkinliğe katılan kişilerden bazılarını fiziki olarak yok ederek neler yapabileceğini gösteriyor, ve hem de savunmasız ve çaresiz durumda kalan laik demokrasi karşısında gücünü deniyordu. Şımarıkça kullanılan bu güç karşısında sözüm...

Devamını Oku →

Orhan Yavuz

Metin Cengiz Erzurum Atatürk Üniversitesinde doçentlik yaparken eli bıçaklı faşistlerce katledilen Orhan Yavuz olayını anlamak için o dönemde Atatürk Üniversitesinde olup bitenleri, Erzurum’da gerici ve faşist odaklarca amaçlananları iyi bilmek gerekli diye düşünüyorum. Geleneklerine, yaratmış oldukları değerlerine bağlı Erzurum aslında güzel insanlar diyarıdır. Erzurum’un yerli halkı, mert, yurtsever, coşkulu, temiz yürekli, iyi huylu, komşusuna gönülden bağlı, ölçülü, yerinde eğlenmeyi de seven insanlardı. Ama ne acıdır ki, özellikle de, birçok şehrimizde olduğu gibi üniversitenin kurulmasından sonra, bu insanlar güdümlendi ve bizzat sahip oldukları bu özelliklerin propagandası olumsuz biçimde yapılarak gericileştirildi, yobazlaştırıldı, çağdaşlığa düşman hale getirildi. Özellikle de 1970’li yıllarda, hızlanan bir...

Devamını Oku →

Tunus, Mısır, Yemen…

Metin Cengiz   Sorunuz birbirinden farklı iki saptamayı içeriyor. Bu saptamaların her biri nereden bakıldığıyla ilgili, dünyaya tutulan objektifin odak ayarına, zumlandığı noktaya göre kendi içerisinde haklı ve tutarlı. Nitekim indirgemeler tek yanlılığından, olaya detaylı bakışı engellediğinden vb. eksik ve hatta zaman zaman yanlış da olsalar, gerçekliği kavramak için kaçınılmaz bir yöntem olarak görülüyor halen. Sizin ise iki farklı indirgemeye dayanan iki sorunuz var. Ve her biri yukarıda kısaca değindiğimiz üzere haklı ve bir iç tutarlığa sahip indirgemeler. Bu kaçınılmaz saptamaların birçoğu da yalan yanlış bilgilendirmelere dayanıyor. Eksik ve yanlış bilgi, Arap ülkelerini iyi tanıyamama, sanki bu ülkelerdeki halkların yapısı...

Devamını Oku →

Ninemin Gözünde Ermeni Olayları

  ARILARIN SIRRI/METİN CENGİZ Biz çocuklar uykuya giderdik büyükler geceye Düşlerinde rengârenk açan bir gelecek Ve açılan kapılar açılan kapılar Çil altınlarla Birden balta inmiş gibi sırtlarına Ölüm dirilmiş de beyaz bir kefene bürünmüş gibi Düşleri korkuya bıraktı yerini *** Eşerken altının bulunduğu köşeyi Kan fışkırmış yerden toprak yerine Her kazmada Son gece Bir arı bulutu doldurmuş göğü Delirmiş bir arı bulutu *** Görenler “Sahipliydi gömü,” diyorlar “Keşfeden olursa Arılar havalanıyor Altının göz alıcı rengi yerine Ermeni komşuların ruhunu taşıyan arılar.” *** Sarayova’da Tunuslu, Fransa’da yaşayan şair dostum Tahar Bekri ve Hollandalı şair arkadaşım Ruben Van Gogh ile Ferhadiye Caddesinde...

Devamını Oku →

Şiirden Dergisi’nin 1. sayısındaki şiirler

CELAL SOYCAN sürtünerek olduğum şeyler: 25. şurda burda akrep ayazı olduğum - Ayşe için – görmesi azaltılmış atlar .. kadar buradayım derin zamanlı çömlekte vakit çatlak; tik-tak .. kadar buradayım kim-oluş’a.. hayvan oluş’a.. hey-ya ! .. kadar buradayım yalıtkan bir çocukta vinç çekiç ve hızar - .. kadar buradayım gövdelenen bir suda eksik akış – .. kadar buradayım sürtünerek Ol’duğum Dil’de bir senin ismine çiğ – .. kadar buradayım nasır tutmuş bakışlı çarşı dibi esnafı .. kadar buradayım sonralık kaldım senden şurda burada akrep ayazı – saat kaç ? .. kadar buradayım 26. suları kesik deniz olduğum kendi korkusundan beslenirken...

Devamını Oku →

Gezi Parkında Bir Kuş Yuvası

    Müesser Yeniay Nâzım Hikmet’e saygıyla Bir kuş yuvasından yazıyorum bunları iki dal arasında, Gezi parkında göğsüme bıçak gibi saplanıyor nefesim göğü yıkmaya geliyorlar bütün yeryüzü halkıyla bir kuş yuvasıyım Gezi parkında iki dal arasında burada insanlar zehirli ağaçlar sökülmüş kovuluyoruz annemizin bizi davet ettiği dünyadan kuş seslerini bombalıyorlar -çıkaramaz kuşlar çil çil para sesini- bir Ethem duyuluyor ateşler içinde Anka! kaynak işçisi Ankara'da.. yığılıyor bedeni kuş tüyü gibi. ölmeden toprak ediyorlar bizi duman altında sokak çocukları ve kediler kambur sırtlarında kaybolan rüya kör gözlerle dünyaya bakılmaz artık ya uyumak hiç ummadığın bir anda! hiç ummadığın anda uyumak.. ben...

Devamını Oku →

Tuğrul Tam Yol İleri

Metin Cengiz [caption id="attachment_3718" align="alignleft" width="201"] Tuğrul Tamyol[/caption] Tuğrul Tanyol esmiş gürlemiş. Mühür’ün Mayıs-Haziran 2013 sayısında kimsenin haberinin olmadığı, ama onun kendi kendisini koyduğu, bir iki müridin de onayladığı görülen makamdan tam gaz fırlamış, kükremiş adeta. Mütereddit, yalanla, yanlışla, uydurmayla dolu Tuğrul Tanyol yazısı kısaca. Okudukça “He Tuğrul he!” dedim. Neymiş, Şiirden dergisi Tuğrul Tanyol’a kafayı takmışmış. İçi boş, çalçene, karakuşi, kahvehane dedikodusu işte. Tuğrul’un muhatabı bir psikiyatri doktoru: “Hayatımın hiçbir döneminde yazdığım şiirden zevk almayan insanlar var mıdır diye düşünmedim. Zevk almayı başarabilenler için yazdığımı düşündüm. Benim şiirimden hoşlanmayan insanların ki mutlaka vardır, şiirden anlamadıklarını varsaymayı yeğlerim.” “… benim...

Devamını Oku →

Ve Kadın Duyarlığı Üzerine Düşünceler

Müesser Yeniay Bir dergide bir şair kadınımızla yapılan bir söyleşiyi okuyordum. “Erkek egemenliğine karşı çıkışımız onların kadınları anlamamaları ya da kadın duyarlılığında –ne demekse- olmamaları değil…” diye bir cümle geçti. Sahi ne demektir bu kadın duyarlığı diye oturup düşündüm. Kuşkusuz bu duyarlığın şiirsel algılarla yakın ilişkisi vardı. “Şiir yazmak haremini herkese açmaktır” diyen Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya hak vererek, cinselliğin ve bedenin en “harem” olduğunu düşünüp, kadın duyarlığına yol açan etmenleri zihinsel olarak araştırdım. Peki nelerdi bunlar? • Çocuk emzirmek, kollayıp gözetmek. Başka birinin varlığına duyarlı olmak. Dünyada kendinden başka birisinin daha olduğunun tabii farkındalığı. • Bedeni paylaşmak, bedeni başkasının iyi...

Devamını Oku →

Gazze / Metin Cengiz

    Dün ölümü gördüm, ölüm kanatsızdı Yağmur gibi yağıyordu havada İşte ölümün divan kurduğu Gazze’desin Hava bir bıçakla yırtılıyor sanki Kör bir çığlık güneş Camları cam gibi suskun Ağaçların cesetleri ceset gibi Minareler gökyüzüne değil hiçliğe yaslanıyor Çocuklar çocuklar çocuklar Gazze’nin çocukları Çocuklar sokak sokak çocuklar çarşı çarşı çocuklar ev ev Gazze düşmanla çarpışan çocuk gölgeleriyle bir dev Ölümün kucağında şarkı söylüyor çocuklar Çocuklar azizler kadar sessiz müminler kadar dindar Kurşun sesleri dinsin diye bekliyorlar Bir anda dolduracaklar alanları Açlıklarını unutup ölülerine sarılacaklar Ehramlarına sarınmış yaşlı kadınlar Evler sokaklar omuz omuza hayatı koruyorlar Sabırla çizilmiş yüzleri Çaresiz asabi acılı...

Devamını Oku →