YAZILAR

Metin Cengiz / Yıllıklar*

Metin Cengiz   Türk şiiri üzerine düşünmek, tartışmak artık yıllıklar düzeyine inmiş durumda. Bu nedenle de yıllıklar konusunda konuşmak oldukça güç. Ama yine de deneyeceğiz. Yıllık hazırlayan herkes nesnel olduğunu, şair seçiminde şairliğini kabul ettirmiş olanlarla gençlerden atılım yapanları, şiire yenilik getirenleri seçtiğini söylüyor. Ama şöyle bir bakıldığında, bütün nesnellik, tarafsızlık, adam kayırmama sözlerine karşın şairliğini kabul ettirmiş olanların yıl içinde görülen tartışmaların etkisinde yıllıklara alınmadığını, öznel yargılar adına öznel duyguların, kişisel ilişkilerin, çekemezliklerin, küskünlüklerin galebe çaldığını görüyoruz. Ben onun için Memet H. Doğan’ın vurgulamak istediği ‘şairlerin seçiminde nesnel (bir vasatı Türk Şiiri vasatının üstünde, şairliğini kanıtlamış; bir de yeni...

Devamını Oku →

Yıllık Tartışması Bitti

Metin Cengiz Sorun Yıllık tartışması Değil, YKY Şiir Yıllığı Bir düzeltmeyle başlayayım. Bizim yıllıklara, seçkilere, antolojilere karşı bir tavrımız söz konusu değil. Hatta Baki Asiltürk (Baki Ayhan T.)'ün yıllık hazırlayamadığına göre “seçki” hazırlamasına da değil. Dileyen dilediği biçimde antoloji, seçki, yıllık hazırlar. Yayınlar. Buna BA de dâhildir elbette. Bu herkesin anayasal hakkıdır. Takdir ise eleştirel değerlendirmelerden sonra gelir! Ama YKY gibi Türk edebiyatına sayısız yararlıkları dokunmuş bir kurumun çıkardığı yıllık söz konusu olunca, iş değişmektedir. Bu kurumun hazırlattığı yıllığı hazırlayan yıllıkçının bu kurumun sahip olduğu tarafsızlık, yapıcılık, nesnellik, edebiyata katkı gibi özelliklere sahip olması gerekmektedir. BA ise beş yıldır şairlerin...

Devamını Oku →

Murat Belge ve Marksizm

Metin Cengiz     Murat Belge Murat Belge ülkemizin önemli aydın simalarından biri. Bunda kuşku yok. Özellikle de Marksizm konu olduğunda uzmanı bilinir. Bilinir de Marksizm’in sorunsalları üzerine yaptığı konuşmalarında kendisinin Marksist olmadığını da söyler. Marksizm üzerine tartışmalara içerden biri gibi değil de dışarıdan biri gibi yaklaşır. Bunun en son örneğini Kasım 2011 tarihli Milliyet Kitap’taki “Eagleton Üstüne” yazısında görmek olası. Aynı okulda okuduğu Eagleton üstüne azımsanacak bir bilgi değil Belge’ninki. Eagleton hakkında detaylı bilgi edinmek isteyen birisi için içi dolu, yönlendirici bir yazı. Ama bu kısa değinide Marksizm’e taş atmayı unutmamış Belge. Eagleton ile Türkiye’de yaptığı mülakattan sözederken “sanat...

Devamını Oku →

Günümüz Genç Şiirin Durumu

Metin Cengiz   Ülkemizde her alanda kimsenin kolayca açıklayamadığı, adını anlaşılır bir biçimde koyamadığı, büyük değişim ve dönüşümler yaşanıyor. Yaşananlar adlandırılmak için sayfalar dolusu yazılar yazılıyor. Bu yazıları okuduğunuzda, savunulanların ülkede olup bitenler konusunda doyurucu olmadığını, olamadığını görüyorsunuz. Doğrusu değişim şu meşhur fil meselinde olduğu gibi tanımlanıyor. Herkes fili tuttuğu yerden (bulunduğu cepheden) tanımlamaya çalışıyor. Herkes özgürlükçü. Herkes ülkemizin bir değişim sancısı yaşadığını söylüyor. Herkes eski kalıpların günümüze uymadığını, eski giysilerin dar geldiğini, yasaların değişime göre uyarlanması gerektiğini söylüyor. Ama siyasal aktörler bir türlü bir araya gelip yapılacak olanın üzerinde anlaşamıyor. Bir ayak oyunu, arkadan kuşatıp puan alma kurnazlığıdır siyasal...

Devamını Oku →

Fikret Demirağ’ı da Uğurladık!

FİKRET DEMİRAĞ ANMASI/METİN CENGİZ Fikretle aramızda şiirin ırmağı Işığın tilmizi gibi akardı Tek tek konuşurduk bütün şairleri Yıldızlar bir şenliğin fitilini yakardı Kardeşim Akdeniz'i içiyor şimdi Mezarı başında bir can simidi Sanki ölümün süvarisi Gecenin atlarını sürüyor *** Son aradığımda ıslak bir ses telefonda "Boğazım kurudu ellerim dondu" Hayat bazen bıkkınlık verir ya Zaman böyledir, belirsiz bir uyku Şimdi desem ki kardeşim gel Der mi geliyorum, şair sözü Ölüm mü açan gövdesinde Çiçek gibi iki gözü *** Fikret’ten sonra dünya azaldı Bir adım atıyorum rüyamda çil çil bir Yalova Bir adım atıyorum Fikret’in anlattığı Girne *** Fikret’le sokak sokak gezerdik...

Devamını Oku →

Şizofrenik Gerçeklik, Saçmalamak ve Günümüz

Metin Cengiz Anlamı hiçlemenin, sıfırlamanın bir olanağı var mı? Şiirde, herkesin ortak malı olan dilin özel kullanımı yoluyla, çok öznel, ancak yazanın anlamlandırabileceği, belki de, bir müddet sonra yabancılaşacağı bir şifreyle metin oluşturmak güç iştir. Ama böyle metinleri günümüzde artık bulabilmek olanaklı hale geldi. Kimsenin yaratılan yan anlamını çözemediği, hayatı yeniden üretme şansı/olanağı olmayan böylesi metinler, dolayısıyla günümüzdeki gerçekliğin parçalanmışlığına, saçmalığına bile bir atıf olamaz/olamıyor. Konuya açıklık getirmek için günümüz dünyasının özelliklerine gönderme yapan metinlere burada sanırım değinmek gerekiyor. Bu nedenle de, Jameson’un ‘ecriture’ diye nitelediği kesikli metinlerden söz etmek istiyorum. Jameson’un ‘ecriture’ demeyi yeğlediği, şizofrenik parçalanmayı gösteren göndermeler algılanabiliyor,...

Devamını Oku →

İmge Nedir?

Metin Cengiz   İMGE ÜZERİNE 1- En genel kullanımıyla imge bir nesne, bir varlık hakkındaki zihinsel tasarımımızdır. Duyu yoluyla elde edilmiş varlık hakkındaki bu ilk resim, kopya ya da tasarım maddenin büyülü bir türevi olan ve gizli labirentlere sahip olan bilinçte belirginleşir. Kısaca dış dünyanın, varlığın, gerçek ya da gerçekdışı bir şeyin ya da olgunun zihindeki tasarımına imge denir. Nesne hakkındaki bilgimiz böylece oluşur. İmge hakkındaki en genel tanım varlık hakkında bilgi edinmenin ilksel biçimi olması yönündedir. Yani varlık hakkındaki bilincimiz onun imgesi, öznel tasarımıdır. İmge zihinde ya algı yoluyla ya da algının düşünülmesi, çağrıştırılması, imgelemde kurgulanması yoluyla elde edilir....

Devamını Oku →

Kafası Üstü Düşmek

Metin Cengiz   Bu olay travma geçirmeye, davranış bozukluklarına yol açar, gündelik hayatta olumsuzluklar başlatır, kişiyi uyumsuzlaştırır, kişinin olanı biteni doğru değerlendirmesini engeller, vb. Bir de üstüne üstlük eleştirmenlik, yazarlık gibi bir iddianız varsa, yazdıklarınız sırıtır, biri hakkında yazıyorsanız, başka niyetler devreye girer, konuyu dağıtırsınız, takıntılarınız sizi yönetmeye başlar. Hele de haksız kazanımlarınız varsa, yani hak etmediğiniz bir oruna yükselmişseniz, tecrübelerinizi, bilginizi, yeteneğinizi aşan yerlerdeyseniz nevriniz döner. Er ya da geç bunların bir gün ortadan kalkacağı korkusu sizi yakalar, yönetir, sabuklamanıza yol açar. Sizin gerçek yüzünüzü gösterenlere her fırsatta, internet ortamında, yazılarınızda yerli yersiz, herhangi bir bağlam olmaksızın laf söylersiniz,...

Devamını Oku →

Baki Asiltürk Yalan Söylemeye, Çarpıtmaya, İftiraya Devam Ediyor

Metin Cengiz   Baki Asiltürk’ün (diğer adı Baki Ayhan T.) Murat Hacıoğlu’nun sorularına cevap verdiği, önce internette “okuryazar.tv”de ve ardından diğer “internet sitelerinde dolaşan” yazısı, Yasakmeyve dergisi tarafından, “Şiirin Uzun Tarihi” adlı sayfalarda da okuyucuya sunuldu. Böylece yalana, iki yüzlülüğe, çarpıtmaya, iftiraya dayalı bir karalama metni tarihe yazılmış oldu. Bu yalanlardan biri Refik Durbaş’ın Baki Asiltürk’ün YK Yıllığını protesto bildirisine imza atıp atmadığıyla ilgili. Okuyucu BA’nın Yasakmeyve’nin 55. Sayısında (Mart 2012) yayımlanan yalanını açığa çıkaran Refik Durbaş’ın yaptığı açıklamayı aşağıda görecek. Ama bunu yapmadan önce biz bu şahsın diğer iftira ve çarpıtmalarını göstermek istiyoruz. Yasakmeyve’nin 55. Sayısında (Mart 2012) Baki...

Devamını Oku →

Merdivende Üç Kişi

Metin Cengiz Bundan yıllarca önce yazdığım bir yazıda, 2 Temmuz 1993’te yaşanan olayların Türkiye’de bir “dönüm noktası, bir milat” olduğunu söylemiştim. Gemi azıya alan muhafazakâr dünya görüşleri, “din” kisvesi altında, günümüz de bile azınlıkta olan, hatta çoğu dünyevileşen, “şeriatçı” kesimleri de yanına alarak “laik devlet”in gözleri önünde, laik demokrasinin damarlarına saldırıyor, laik demokrasinin savunma gücünün aslını oluşturan aydın kesimi hedef göstererek hem bu kesime gözdağı vermeye çalışıyor, hem bu kesimden etkinliğe katılan kişilerden bazılarını fiziki olarak yok ederek neler yapabileceğini gösteriyor, ve hem de savunmasız ve çaresiz durumda kalan laik demokrasi karşısında gücünü deniyordu. Şımarıkça kullanılan bu güç karşısında sözüm...

Devamını Oku →