YAZILAR

Hayat Bir Düş Üstüne Metin Cengiz ile Söyleşi/Esma Özlen

“Hayat Bir Düş” modern şiirin öncülerinden Metin Cengiz’in en son çıkan şiir kitabı. Şiirleriyle özgün çizgisini ortaya koyan Cengiz, kitabının giriş bölümündeki “Poetikam” metninde bizlere şiire ilişkin görüşlerinden bahsederken kendi varlığını şiirle nasıl inşa ettiğinin hikâyesini de anlatıyor. Ben de Metin Cengiz’in bu hikâyesine elimden geldiğince yakından bakmaya çalışacağım.   Esma Özlen- “Şiir de varlık gibi olmalı.” Şiirlerinizde genel olarak anlamı Ben’e yüklüyorsunuz. Ben, hakikat arayışı içinde imgeden imgeye koşup duruyor. Şairin işi mutlak bir hakikat arayışı ise bunu imgelerle ontolojik bir derinliği ifşa edecek şekilde nasıl yapabilir? Metin Cengiz-Sevgili Esma, varlıkla ilgili sahici bir şiire ulaşmanın biricik yolu şairin kendi...

Devamını Oku →

Hayat Bir Düş Üstüne/Çayan Okuduci

Çayan Okuduci-Son kitabınız Hayat Bir Düş ve ilk kitabınız olan Bir Tufan Sonrası (1988) Adlı kitabınızın arasında 30 yıl geçmiş, çeyrek asırdan daha fazla bir zaman, bu zaman içinde; antolojiler, eleştiriler, yayıncılık, dergicilik, ödüller, festivaller, çeviriler, yazılar ürettiniz, ödül komitelerinde bulundunuz. Bunca çalışma, üretme, pratikten sonra insana bir yorgunluk düşer hem şiirine hem de bedenine, fakat sizin son kitabınızda çok genç dizeleri, heyecan verici şiirleri okuyoruz. Bize bu uzun soluklu, sabır ve direnç gerektiren yolculuktan bahseder misiniz? Metin Cengiz-Ben şiirin doğuştan getirilen yetenek kadar bir çalışma, masa başında bir özel zaman ayırma ürünü olduğuna inanırım. Elbette bu ikisi yeterli değil....

Devamını Oku →

Esma Özlen

1995’te İstanbul Şişli’de doğdu. Bursa’da Ali Karasu Li-sesinden mezun oldu. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü-nü kazandı, hâlâ burada öğrenimine devam etmektedir. Çeşitli dergi, fanzin ve gazetelerde yazıları yayımlandı. İlk şiirleri Şiirden Dergisi'nde çıktı ve hâlâ aynı dergide şairlerle röportaj yapmaktadır. Edebiyat, sanat, felsefe konulu Fark Fanzini çıkarıyor. Lisans bitirme tezini Spi-noza’nın Politika Felsefesi üzerine yazdı.

Devamını Oku →

Alicja Maria Kuberska

Alicja Maria Kuberska;  1960 Polonya doğumlu şair, yazar, gazeteci, editör. Şiirleri çok sayıda antoloji ve derginin yanısıra Amerika, Avustralya, İngiltere, Belçika, İtalya, Kanada, İsrail gibi ülkelerde yayımlanmıştır;  Polonya, Amerika, Fransa ve İtalya’da çeşitli ödüllere değer görülmüştür. Şiirlerini hem Polonyaca hem de İngilizce yazıyor. Felsefe, psikoloji, sanat ve modern bilimlere olan ilgisi şiirlerine yansımıştır. Sosyal problemleri ve insan hayatının her boyutunu çok yalın bir dille işler,  derin bir tefekkür için okurun zihnini hazırlayan çarpıcı bir yetenek sergiler. Çalışmalarında modern toplumu ve toplumdaki önyargıları konu edinirken, kavrayış ve iç görüyü hayatın fiziksel, duygusal ve ruhsal alanlarında incelikle kullanır. Uluslararası yazarlar birliğine üyedir.

Devamını Oku →

Müesser Yeniay ile Şiiri Üstüne…/Çayan Okuduci

"Dil mühendisliği, duygu hassasiyeti ve hakikati görme arzusu ile şair, aslında tüm insanlık için manevi bir sığınak ve hatta saray kurmuş olur."           Müesser Yeniay şiirini, şiire bakışını yazdığı teorik ve poetik yazılarda okuduk, okuyoruz. Şiirinizdeki kadın hürriyeti ve kadınlar üstündeki sınıfsal ve ideolojik baskılara direnişi sıkça ve bir ödev gibi işlediğinizi son kitabınız olan Sevgiliyle Daimî Konuşma'da da okuyoruz. Satır aralarında mesajlarınızı okuyucuya ulaştırıyorsunuz. Kitabın önsözünde ilk cümleniz şöyle: şiir, bir sonuçtur, diyorsunuz. Bize Sevgiliyle Daimî Konuşma'daki sonuçlardan bahseder misiniz? Sevgiliyle Daimî Konuşma adlı son şiir kitabımın giriş yazısı olan “Şiir Yazma Politikaları ve Bir Şiirin Doğuşu”...

Devamını Oku →

Selenay Kübra Koçer şiiri üstüne/Çayan Okuduci

BAZEN BİR ŞİİR…/ Yavuz Özdem Elbette; (herkesin) bazen bir şiir(i)…vardır. Sadece şiiri mi; bazen  (herkesin) bir şiirden, bir bölümü,  bölümcesi, ikiliği, dizesi…vardır, bulunur ve kıymetlidir.  Hayat, o  şiirde, o şiirle kılık değiştirir ve    biz tanık oluruz bu kılık değiştirmeye…Şiirin her okunuşta farklı gelmesi; çağrış(tır)ım alanlarının genişlemesi, bu kılık değiştirmeden  başka nedir ki….Hem şiir-yaşam bütünlüğü  başka nasıl tanıtlanır ki… Benim bu sayıdaki ‘bazen bir şiir’im, Selenay Kübra Koçer’in  ikinci şiir kitabı olan  Göç Yolları’nda  (Şiirden-2018) karşıma çıktı: ‘Gölgede Kalan Balığın Hikayesi’. İşte hayatın kılık değiştirmesine de bu şiirle tanık oldum. Tam da şiirin   ‘Gizlice sıyırıyor eteklerini deniz/beni çağırıyor’  dediği yerde. Bu ikilik...

Devamını Oku →

#Kapitalizme Direnmek/Metin Cengiz

  Freud'ün "Nereye gittiysem bir şairin benden önce oraya uğramış olduğunu gördüm" sözü bugün şairlerin geliştirmesi gereken poetika hakkında temel bir düstur gibi. Ancak o günden bu yana değişen koşullarla bu düstur tersine düşünülmeli. Şöyle ki... Freud o gün, şairlerin şiirleriyle kendisinin el attığı konuları bir içgörü olarak incelediğini ima ediyordu. Şimdi ise şairlerin artık bu konuların bilincinde bir poetika geliştirmeleri gerektiğinden söz ediyorum. Yani mesele tersine bir durum almıştır. Şiirin felsefeyle, siyaset bilimiyle, toplumbilimle, psikiyatri ile.. kısaca diğer disiplinlerle olan ilişkisini bilmeden günümüzü okumak mümkün değilken, günümüzün şiirini yazmak hiç mümkün değil. Şairlerin artık gerçekliği daha derinden kuşatmak, gerçeklik...

Devamını Oku →

KADINLAR GÜNÜ MANİFESTOSU/MÜESSER YENİAY

Kadınlar günü yaklaşıyor.. Kadınları yalnızca “anamız bacımız” edebiyatı üzerinden tanıyanlar için, şehirleri kadına benzetenler için, dilinde kadını “duhul edilen bir nesne” olarak görenler için, onu şekilcilik korsesinde durmadan küçültenler için, onu evin içine kapatıp ona yemeğin içinde dolanan kepçe rolünü biçenler için, rahmini bir poşet gibi kıvırıp sokaklara atanlar için, kullandığı hijyen ürünlerine vergi koyanlar için, yazdığı şiirleri bir edebiyat metni değil bir fener yakma olayı olarak görenler için, bedenini devlete zimmetleyenler, onu damızlık olarak kullananlar için, bedenine baktığında seven bir kalp yerine meme, vulva görenler için, kadının uysallığına bir ödev olarak bakanlar için, aşk maşasıyla kadını zapt u rapt...

Devamını Oku →

Yahya Kemal-Ece Ayhan Şiirinde Sapmaların Neliği/Yavuz Özdem

YAHYA KEMAL’DEN GENÇ ŞAİR’E ŞİİR DİLİNDE SAPMALAR Şiir dili ve  sapmalar (déviation)  hattında,  imgeyi, imgeli söyleyişleri  bir nevi ‘sapma’ saymak, zorlama bir yorum olsa da; hepten yanlış da dedirtmez. Bilindiği üzere tek gayesi iletişim olan  gündelik dil, her türden benzetme, eğretileme, mecaz…  gibi alanlarda   bir konsensüs (uzlaşı, oydaşma)  arar ve bunu esas alır; ama şiir  kendi benzetme, mecaz, eğretilemelerini -bu uzlaşıları dikkate alsa da -kendi isterlerine uygun yapar. Bu konularda  kimi dilcilerin ‘günlük dille, şiir dili arasındaki başlıca fark sapmalardır.’  tespiti  de  ‘iddiamı’ destekler mahiyettedir.  Sözgelişi  at oynat(mak), memleketin her köşesinde aynı (uzlaşılan)  anlama (keyfince, istediği gibi) gelirken; “Serin esmer...

Devamını Oku →