Geçenlerde internet üzerinden bir haber okudum. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı Araştırma ve Geliştirme bölümü (Ar-Ge), hükümetin İstanbul için şair ve yazarlarını belirlemiş. Haber şu başlıkla verilmişti: “Nobel'li Pamuk kuraya giremedi” Spot ise şöyle: İstanbul Milli Eğitim öğrencilerle buluşmaları için her ilçeye 2 yazar yolluyor. Yazarlar kurayla belli olacak, aralarında Orhan Pamuk yok. Gazete olayın içeriğinin ne anlama geldiğiyle ilgilenmemiş. Ancak sadece sezdirmiş. Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk yok. Ama altta listede adları olan yazarlar var. Haberin tarihi: 28 Kasım 2011 Pazartesi, 09:57:29. Şu linkten ulaşabilirsiniz kolaylıkla:http://www.haberturk.com/kultur-sanat/haber/692007-nobelli-pamuk-kuraya-.... Haberi Ar-Ge’den Yusuf Çopur adlı bir öğretmen vermiş. Biz yorumumuzu dergimizin bir sonraki...
Ucubeler ve Ülkemizin Durumu
arap ülkeleri demokrasi istemleriyle kaynıyor. kitleler tek bir ses halinde daha fazla demokrasi, daha fazla eşitlik diye sokaklara akıyor. otokrasiye, diktatörlüğe, krallığa, faşizme, yani çağdışı her türlü yönetime karşı direniyor; kaba güce karşı maddi bir güç haline gelmenin olanaklarını kullanıyor. bizim ülkemizdeyse memnun olmasak da, karşı çıktığımız bir çok yanı olsa da iyi kötü işleyen bir demokrasi, bir basın özgürlüğü/düşünce/örgütlenme özgürlüğü, yargı-yürütme-yasama ayrılığı esasında bir güçler ayrılığı ilkesi işlerliği var. ama yarın öbürgün bu olanaklardan tamamen yoksun da kalabiliriz. ordunun müdahaleci yapısına (ki cumhuriyeti kollama ve koruma maddesinden alıyor bu meşruiyeti, ve ama halen daha geçerli bu kanun), demokrasinin katılımcı...
Günümüz Genç Şiirin Durumu
Metin Cengiz Ülkemizde her alanda kimsenin kolayca açıklayamadığı, adını anlaşılır bir biçimde koyamadığı, büyük değişim ve dönüşümler yaşanıyor. Yaşananlar adlandırılmak için sayfalar dolusu yazılar yazılıyor. Bu yazıları okuduğunuzda, savunulanların ülkede olup bitenler konusunda doyurucu olmadığını, olamadığını görüyorsunuz. Doğrusu değişim şu meşhur fil meselinde olduğu gibi tanımlanıyor. Herkes fili tuttuğu yerden (bulunduğu cepheden) tanımlamaya çalışıyor. Herkes özgürlükçü. Herkes ülkemizin bir değişim sancısı yaşadığını söylüyor. Herkes eski kalıpların günümüze uymadığını, eski giysilerin dar geldiğini, yasaların değişime göre uyarlanması gerektiğini söylüyor. Ama siyasal aktörler bir türlü bir araya gelip yapılacak olanın üzerinde anlaşamıyor. Bir ayak oyunu, arkadan kuşatıp puan alma kurnazlığıdır siyasal...
Fikret Demirağ’ı da Uğurladık!
FİKRET DEMİRAĞ ANMASI/METİN CENGİZ Fikretle aramızda şiirin ırmağı Işığın tilmizi gibi akardı Tek tek konuşurduk bütün şairleri Yıldızlar bir şenliğin fitilini yakardı Kardeşim Akdeniz'i içiyor şimdi Mezarı başında bir can simidi Sanki ölümün süvarisi Gecenin atlarını sürüyor *** Son aradığımda ıslak bir ses telefonda "Boğazım kurudu ellerim dondu" Hayat bazen bıkkınlık verir ya Zaman böyledir, belirsiz bir uyku Şimdi desem ki kardeşim gel Der mi geliyorum, şair sözü Ölüm mü açan gövdesinde Çiçek gibi iki gözü *** Fikret’ten sonra dünya azaldı Bir adım atıyorum rüyamda çil çil bir Yalova Bir adım atıyorum Fikret’in anlattığı Girne *** Fikret’le sokak sokak gezerdik...
Şizofrenik Gerçeklik, Saçmalamak ve Günümüz
Metin Cengiz Anlamı hiçlemenin, sıfırlamanın bir olanağı var mı? Şiirde, herkesin ortak malı olan dilin özel kullanımı yoluyla, çok öznel, ancak yazanın anlamlandırabileceği, belki de, bir müddet sonra yabancılaşacağı bir şifreyle metin oluşturmak güç iştir. Ama böyle metinleri günümüzde artık bulabilmek olanaklı hale geldi. Kimsenin yaratılan yan anlamını çözemediği, hayatı yeniden üretme şansı/olanağı olmayan böylesi metinler, dolayısıyla günümüzdeki gerçekliğin parçalanmışlığına, saçmalığına bile bir atıf olamaz/olamıyor. Konuya açıklık getirmek için günümüz dünyasının özelliklerine gönderme yapan metinlere burada sanırım değinmek gerekiyor. Bu nedenle de, Jameson’un ‘ecriture’ diye nitelediği kesikli metinlerden söz etmek istiyorum. Jameson’un ‘ecriture’ demeyi yeğlediği, şizofrenik parçalanmayı gösteren göndermeler algılanabiliyor,...
Le Monde’de Türkiye analizi
Türkiye, son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiyor. Bu ülke korkulduğu gibi, ırka ya da dine dayalı bir bölünme yaşamadı. Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeye gidiyor. Cumhuriyet boyunca süren “kültürel bölünme”. Bu artık iyice keskinleşti. Şimdi bir yanda, ayakkabılarını sokak kapısı önünde çıkaran, kadınları başı örtülü, erkekleri sokağa pijamayla da çıkabilen, erkek çocukları kahveye giden, kız çocukları tam bir baskı altında yasayan, türkü ile arabesk arası bir müzikten hoşlanan, futbol izleyen, belki de hiç kitap okumamış, hiç dans etmemiş, hiç kari koca birlikte yemeğe gitmemiş, hiç tiyatro seyretmemiş, iyi eğitim alamamış, dini inançları kuvvetli, kalabalık, bir kitle var....
Sayın Başbakanımızdan İsteğimiz
"Bizler faniyiz, kalıcı değiliz. Her birimiz ölecek ve geride bıraktıklarımızdan dolayı sorgulanacağız. Müslümanlar olarak hepimizin gideceği yer, 2 metreküp çukurdur. Seninle beraber gelen sadece kefen olacak. O kefenin kadri kıymetini bilelim. Onun için diyorum halkın haykırışına son verecek insani taleplerine kulak verin, kulak verelim. Halktan gelen değişim anlayışını hiç tereddüt etmeden karşılayın. Açıkça söylüyorum, istismarcıların, kirli odakların, Mısır üzerine karanlık senaryoları olan kesimlerin inisiyatif almasına fırsat vermeden, Mısır’ın huzuru, güvenliği, istikrarı adına önce siz adım atın. Halkı tatmin edecek adımlar atın. Özgürlükler ertelenemez, gözardı edilemez." Yukarıdaki sözler Sayın başbakanımıza ait. Başbakanımız bu güzel ve anlamlı sözleri, Tunus'ta başlayan ve bu...
İmge Nedir?
Metin Cengiz İMGE ÜZERİNE 1- En genel kullanımıyla imge bir nesne, bir varlık hakkındaki zihinsel tasarımımızdır. Duyu yoluyla elde edilmiş varlık hakkındaki bu ilk resim, kopya ya da tasarım maddenin büyülü bir türevi olan ve gizli labirentlere sahip olan bilinçte belirginleşir. Kısaca dış dünyanın, varlığın, gerçek ya da gerçekdışı bir şeyin ya da olgunun zihindeki tasarımına imge denir. Nesne hakkındaki bilgimiz böylece oluşur. İmge hakkındaki en genel tanım varlık hakkında bilgi edinmenin ilksel biçimi olması yönündedir. Yani varlık hakkındaki bilincimiz onun imgesi, öznel tasarımıdır. İmge zihinde ya algı yoluyla ya da algının düşünülmesi, çağrıştırılması, imgelemde kurgulanması yoluyla elde edilir....
Tudor Arghezi ödülü Metin Cengiz’in
Metin Cengiz, geçen yıl da Melih Cevdet Anday ödülüne layık görülmüştü. Romanya’da Târgu Jiu’de her yıl 20-22 Mayıs tarihleri arasında verilen “Uluslar arası Tudor Arghezi Şiir Ödülü”ne, bu yıl Türkiye’den Metin Cengiz ve Azerbeycan’dan Cengiz Abdullayev değer görüldü. 80’li yıllar şiirinin önde gelen ismi Metin Cengiz, Yücel Kayıran’ın da vurguladığı gibi “kendi kuşağı içinde, şiir kültürüne, kuramsal yazılarla katkıda bulunan tek şair”. Geçtiğimiz yıl Melih Cevdet Anday ödülüne de layık görülen Metin Cengiz’e ödülü 20-22 Mayıs tarihleri arasında Gorj ilindeki kültür konseyi tarafından sunulacak. Ayrıca ödülü alanlar Târgu Carbunesti kasabasının onur üyeleri olacaklar. Tudor Arghezi, Rumen ulusal şair ve yazarı...
Kadın Şairler Bildirisi
26 kadın şair "İşlevi saptırılmış şiir yıllıklarını ve ödülleri istemiyoruz" diyerek bir bildiri yayımladı. 26 kadın şair, "Türkiye'de her alanda kendini gösteren adaletsizlik ve dengesizlikten şiir dili ve şairin de nasibini aldığı" gerekçesiyle bir bildiri yayımladı. Aralarında Nilay Özer, Zehra Betül Yazıcı, Gülseli İnal, Müesser Yeniay'ın da bulunduğu kadın şairler, hazırladıkları bildiride, "İşlevi saptırılmış şiir yıllıklarını ve ödülleri istemiyoruz" diyerek, şu ifadelere yer verdiler: "Son yıllarda hazırlanan yıllıklar egemen ideolojinin bir göstergesi, ülkemizde her alanda yaşanan değişimin bir yansıması ve sonucudur. Her geçen yılla birlikte Türk şiirinin köşe taşlarının 'insafsızca' veya adaletsizce, şiir dışı gerekçelerle yıllıklardan budanması da yıllıkların eski...