15 %

Şiirden Dergisi Sayı 98

Orijinal fiyat: ₺ 200,00.Şu andaki fiyat: ₺ 170,00.

About The Author

Ortak

Şiirden Dergisi 98. Sayı şiir üzerine yazı bakımından yine çok zengin. Her zamanki gibi ülkemiz şiir dünyasını sınırlarımız dışındaki şiir dünyasında neler olup bittiği konusunda bilgilendirmek, şiir dünyamızı zenginleştirmek ve kendi üstümüze kapanarak tekrardan kurtarmak amacıyla güncellemek için çeviri şiir çabamız sürmekte. Çeviri şiir için dergimizle işbirliği yapan bütün çevirmen arkadaşlara yürek dolusu “sağol” diyoruz. Elbette geçmişte bu konuda yapılan çalışmaları takdir ederek ve unutmadan. Yine bu sayıda da Türkçenin oğullarına yeterince yer verdiğimizi düşünüyoruz. Özellikle genç şairleri cesaretlendirme konusunda elimizden geleni yapmış olmanın rahatlığı içindeyiz.

Bu sayıda Metin Cengiz’in Küreselleşme, Postmodernizm ve Edebiyat adlı kitabında yer alan Modernist Sanatın Öyküsü adlı yazıyı modernleşmenin yeniden özellikle de siyaset dünyasında gündem olduğu bu günlerde bizim de sanat ve edebiyat bağlamında bir katkımız olması düşüncesiyle yayınladık. Celâl Soycan Poetik Notlar 22 ile okuru şiir üstüne düşündürmeye davet ediyor. Bu fragmantal yazılarında Soycan okuru sürekli uyanık tutmaya çalışıyor. Yazısından bir paragraf bu kıymetli yazıların önemini daha iyi gösterecek: “Kitle kültürünün avamlığı, hızlı iletişim adına ilişkileri belirliyor. Çağdaş kültürde seri üretime dönüşen sanatı, bu açıdan açımlamak gerekiyor; gerçeklikle ilgisini koparmış imge tekrar-

ları, süslemeyi ve hoşlanmayı tahrik eden ve malzeme ustalığından ibaret resimler, boş retorikle çalışan şiirler, anlam yoksunu etkilemeyi amaçlayan kalın romanlar, kiçleştirmeye dayalı bir estetik…” Veysel Erol’un Romanın Sınırında adlı yazısının 2. sini yayınladık. Veysel Erol bu dizi yazısında romandan şiire bir yol takip ediyor. Çözümlemeleri imgelem gücümüze çanlar çaldırıyor. Cemil Okyay, Bazı Geceler Senfonisi  adlı incelemesinde Onur Caymaz şiirini irdeliyor. Hüseyin Duygu, Sessiz Bir Direnişin şairi adlı yazısında ülkemizde pek tanınmayan, Türkçemize ışıltılar gönderen Bulgaristan Türklerinden, şimdilerde çift vatandaşlığıa sahip İbrahim Kamberoğlu’nun şiirini tanıtıyor. Metin Cengiz “Editör” yazısında “Dünyayı Anlamak” başlığıyla eğretilemenin (istiare, metafor) ırasını irdeliyor. Yine yazarımız Kıbrıs Türklerinden, ülkemizde de şiirleri beğenilerek izlenen Senem Gökel’in Kapadım Kapıyı adlı şiir kitabından kalkarak şairin şiir dünyasını açımlamaya çalışıyor. Metin Cengiz “Denemeler” başlıklı sürekli yazısında bu defa “Sanatta, Edebiyatta, Kültürde Yozlaşma” konusuna üretim biçimleri üzerinden değiniyor.

Bu sayıda çevirmenleriyle birlikte ülkemiz dışından Robert Burns-Serkan Doğan, James Joyce-Zeynep Uzkur, Michel Deguy-Metin Cengiz/Turgay Kantürk, Niels Hav-Hüseyin Duygu, Maria Znamıerowska-Can Doğa Erdem, Maram Al Masri-Metin Cengiz, Georgıa Mıculescu-Serkan Doğan, Maurico Arcilla Arango-Ruhsan İskifoğlu ve Sophia Jamali Soufi yer alıyor. Dünya şairleri yine zengin bir şiirle bizleri selamlıyor.

Derginin diğer şairleri: Zeki Ali, Yavuz Özdem, Muzaffer kale, M. Mahzun Doğan, Senem Gökel, Müesser Yeniay, B. Kenan Kocatürk, Musa Öz, Berivan Kaya, Gençlerden: Haydar Aksoy, Rıdvan Şahin, Turgut Can Özdemir.

***

 

EDİTÖRDEN

Dünyayı anlamak

Dünyayı anlamanın tek yolu dildir. Dil dünyayı anlamak üzere anlam sahibi bir işaretler sistemidir. Dil anlatılar yoluyla dünyayı anlamlandırır, kendi varoluşu içinde dünyayı bize gösterir. Dilin anlama sahip olan bir sistem olması onu her geçen gün daha genişleyen, esneyen, kendi içinde kendini çoğaltan bir sistemler sistemi yapmıştır. Dil bu özelliğiyle başından beri dünyanın yanısıra var olan bir eğretilemeler (metafor, istiare) kozmosudur. Geri kalan bütün benzetmeler, işaretler, eğretilemenin bu kozmosu içinde, her şeyi yapılandıran işlevi sayesinde, dil sistemine dâhil olur. Yani dil, bizatihi bir eğretilemedir: Dünyayı anlamanın biricik yolu olarak, bir temsil etme biçimi. İnsanın sınırsız hayalgücü eğretileme ile dünyayı biçimlendirmiştir, biçimlendirmeye devam ediyor.

 

Temsilin ilk uğrağı, dilin varoluşu içinde biçimlendiği, dünyanın bütününe, anlam haznesinde yerini edindiği, içinden geçtiği eğretilemedir. Dilin eğretileme işlevi onun simgesel, anlam üretme işlevidir. Yani dil dünyanın bir görüntüsü, imgesi değil, anlam olarak uzantısı değil, eğretileme tarafından anlamlandırılmasıdır. Yani biz dünyayı dil ile yorumluyoruz. Eğretileme burada işlev ediniyor. Bu işlev dilin aslıdır, kendisidir. Ya dünyayı anlamak için var ettiğimiz onca kültürel birikim? Bilimsel söylemler? Ya edebiyat? Ya şiir? Demek dilin dünyayı anlamlandırdığı katmanları yorumluyoruz artık. Dil ile dünyanın bu karşılıklı ilişkisi dilin canlı, yaşayan, anlamlar kuran, biriktiren devasa yapısı sayesindedir. Bu yapı eğretileme üstünde oluştu, olmaya devam ediyor. Felsefe, Edebiyat, sanat, şiir bu oluşumu anlamaya çalışıyor şimdi. Yani edebiyat, sanat, kültür ve şiir, dilin varlığını yorumlamaktadır.

Yine eğretilemeyle, kendi üstüne katlanmış bir anlamlar katmanı haline gelmiş dünyayı yorumlayarak. Dünya artık açık bir kitap değil. Başlangıcı kaybolmuş, sürekli genişleyen, katman olarak birbiri içine giren ve aynı zamanda kümülatif bir yeniden üretime benzeyen kapalı bir metin. Bu metni açıp okumak, yorumlamak ve anlatmak edebiyatın, özellikle de sözün gücü olan şiirin işi. Kapalı metni eğretilemeyle yeni anlamlara dönüştürerek. Söz yeniden dünyayı bu içeriğiyle okumak, açık etmek, göstermek gücüne sahiptir. Şiir sözün artık bu saf halidir. Eğretileme sözün bu gücünü giyinir şiirde. Hayal gücü sayesinde. Dünyayı eğretileme ile anlamlandırmanın rahmi hayal gücüdür başından beri. Hayal gücü eğretilemenin doğasında mevcuttur. Dünyanın anlamla renklendirilmesi, bir temsiller sistemi olarak metin haline gelmesi eğretilemenin işiyse, hayal gücü bu işin çarkıdır.

Zihin bu çabayla dünyayı seyreder.