15 %

Şiirden Dergisi Sayı 97

Orijinal fiyat: ₺ 200,00.Şu andaki fiyat: ₺ 170,00.

Kategoriler: ,

About The Author

Ortak

Şiirden Dergisi 97. sayısı ile 17. yılına başladı.

Bu sayıda ünlü Fransız düşünür Alain Badiou’nun, Şiir ve Komünizm hakkındaki uzun ve düşündürücü yazısını Aytekin Karaçoban’ın çevirisinden okuyacağız. Celâl Soycan Poetik Notlar 21 ile okuru şiir üstüne düşündürmeye davet ediyor. Bu fragmantal yazılarında Soycan okuru sürekli uyanık tutmaya çalışıyor. Ahmet Oktay dosyasında Metin Cengiz şairin tutumuna dikkat çekiyor, Yavuz Özdem, onun şiirinin kaynakları hakkında söz alıyor. Veysel Erol şaşırtıcı bir atılımla okuduğu romanların şiirle olan ilişkisini derin bir analizle yorumluyor. Şiirden bir yazar kazanma ve kazandırmanın sevincini de yaşıyor. Cansu Aydın da diğer kazanımımız. O da sinema, masal, gerçek… ve şiir ilişkisi üstüne düşünüyor, düşündürüyor. Ruhsan iskifoğlu ise Billy Collins üstüne uzun ve gerçekt açımlayıcı bir yazıyla yerini alıyor. Artık Şiirden okuru onun yazılarını sürekli talep edecek. Metin cengiz Metin Celâl’in son kitabı Bu Son Olsun dolayımında şiirini kısa ama etkili bir yorumla değerlendiriyor. Metin Cengiz kısa denemelerinde metaforun niteliğini irdeliyor.

Bu sayıda çevirmenleriyle birlikte ülkemiz dışından Wendell Berry,  Zeki Ali, Metin Cengiz, Klaus Höeck, Hüseyin Duygu, Valeriu Stancu, Muriel Augry, Maram Al Masri,, Lauren Mendinueta, Nancy Hunger, Cemal Sakallı, Ivan Pilchin, Ahmet Yıkık,

yer alıyor. Dünya şairleri yine zengin bir şiirle bizleri selamlıyor.

Derginin telif yazar ve şairleri: Alain Badiou, Aytekin Kraçoban, Fergun özelli, Ahmet Telli

Selami Şimşek,, Metin Celâl, Salih Mercanoğlu, Serdar Ünver, Mustafa Ergin Kılıç, Celâl Soycan, B.Kenan Kocatürk, Gülten Doğruyol, Dosya: Ahmet Oktay; Metin Cengiz, Yavuz Özdem, Veysel Erol, Sevgi Vural, Cansu Aydın, Zeynep Uzkur,  Billy Collins, Ruhsan İskifoğlu,Şiirden Dergisi Oktay Rifat Ödülleri duyurusu en son sayfada.

***

 

EDİTÖRDEN

Uçurtma ikilemi

Yıllarca önce yazdığım bir yazıda şiir-gerçeklik ilişkisini anlatmak için uçurtmayı örnek vermiş, fazla havalanırsa göz eriminden uzaklaşır, kontrolümüzden çıkar; yeterince yükselemezse direklere, telgraf tellerine, apartmanlara takılır, düşer; şiir-gerçeklik ilişkisi de böyledir, demiştim. Elbette uçurtmanın havalanması için elverişli rüzgârın olması, rüzgâr alması, hatta uygun bir arazi de gerekir. Uygun bütün koşulların olduğu durumda uçurtmanın uygun bir yükseklikte uçması, uçuşun sürekliliği için bir koşul. Yazıyı uçuşun uygun koşullarda yapıldığını varsayarak yazdığımı belirtmeliyim. Şimdi ise şiir-gerçeklik ilişkisi için kullandığım bu benzetmeyi radikal bir adım atarak “uçurtma ikilemi” olarak adlandıracağım. Uçurtma yete-

rince havalanmadığında bir şeylere takılıp düşer ya da havalanamaz. Göz eriminden daha yükseğe çıkınca da ardına aldığı rüzgârla hiç beklenmedik sorunlarla karşılaşır ve yine bir şeylere takılır veya ip kopar. Uçurtma ikilemi bu. Ne yerden fazla uzak ne yere yakın uçmalı. Şiir-gerçek/ gerçeklik/ hayat/ dünya vb. ilişkisi de böyle. Ki bu konu sürekli kafa karıştırır ve tartışmalara yol açar. Sanki imge, soyutlayıp değiştirip dönüştürülen, yeniden kurulan, yaratı-

lan gerçek/ gerçeklik/ hayat/ dünya ile ilişkisizmiş gibi düşünenler çoktur. Ya da tersine, gerçeğin dolayımlanarak imge olarak verilmesine karşı çıkarlar, gerçeğin dilsel örgütlenmesine hoş bakmazlar. Gerçeğin duygular yoluyla algılanıp dilsel izahı, işareti gerçeğin doğrudan zihinde ve dilde birebir uzantısı olarak kabul eder böyle düşünenler.

Oysa zaten gerçek/ dünya/ hayat ve dil ilişkisi bir yansıtma değil yeniden kurgudur. Her anlatı, gerçeği şişirir, değiştirir, bozar ve şahsileştirir. Edebi anlatım ise alegoriktir. Dili mecazidir, eğretilemelidir. Şiirde ise bu özellikler örgütleyicidir. Biçim olarak estetik kurgu özü belirler. Hakikat (hakikatimsi) kurgunun estetik yapısında yatar. İçerik de orada büzülür, genişler, alegorik olarak yaşar. Dil yeni bir dildir, alıştığımız saydam, konuşma dili, gidimli dil değil estetik dildir. Gidimli dilden bir sapma ile şiir dili bütün sapmaların gerçekleştiği anlatım dilidir. Roman Jakobson gibi anlatırsak “Şiirsel işlev, eşdeğerlik ilkesini seçme ekseninden birleştirme eksenine aktarır.” Yani yan yana gelen sözcükleri dilin mantığına, sözdizim (syntaxe) kurallarına göre şiirsel anlam üretecek biçimde örgütlemek önem kazanır. Bu durumda şiir (sanat yapıtı) hayat ilişkisi uçurtma ikilemini andırır. Şiir yarattığı gerçeklik/ içerik ile gerçeklik karşısında aynı konumdadır çünkü. Hayat ile bir bağlam oluşturamıyorsa bütün kurgunun dişlileri boşuna döner. Uçurtma düşer veya ip kopar. Seçme ekseninde oluşmamıştır kurgu. Demek şiir dili duygusal dilden de farklıdır. Bizzat yaşanan anlatılmışsa anı düzeyinde kalır, estetik olarak örgütlenme yeterli değildir zira.

♫♫♫