10 %

Şiirden Dergisi Sayı 94

 150,00  135,00

Şiirden Dergisi 94. sayısı ile 16. yılında. Ama biz sanki bin yıl yaşamış kadar yorgunuz. Evet yorgunuz, umut etmekten yorgun düştük. Baştakiler, bir avuç çete, bizi üzüm sıkar gibi sıkıp sömürürken çıkarları aynı yönde olan halk kesimleri birleşememekten yorgun düştük.  Bizim yakamızda bit, derimizde kene gibi olan bir avuç oligarkın, baronun partilerine oy verip onları kurtarıcı gibi görmek bizi sersemletti. Bu sersemliğin yorgunluğu sersemliğimizi daha da arttırdı. Deniz aşırı kudurmuş emperyalistlerin komşularımıza saldırıp onları öldürmesi bizi derinden yaraladı, incitti ama halen o uzaktan gelen düşmanların bunu kimlerin yardımıyla yaptığını anlamadık. Bu aptallık bizim sersemliğimizi daha da arttırdı. Biz sersemledikçe onlar cesaret buldu. Gazze’de tam bir katliam yapıp orayı turizm cenneti yapacaklarını keyifle anlattılar, ağızlarının suyu akarak öldürdüklerinin cesetlerine tükürürcesine anlattılar, biz hayran hayran seyredip sersemliğimizi aptallığa dönüştürdük. Aklımız iyice karıştı. Yalandan Filistin diye bağıranlar petrolü katil İsraile taşırken biz bu şaklabanlara kahraman muamelesi yaptık. Baktılar ki aptallığımız kalıcılaşmış, bizimle alay etmeye başladılar. İslam ülkelerinin beş para etmez liderleri, Libya, Irak işgal edilip bütün zenginliklerine el konulurken İslamcılık oynadılar. Bazıları ise bizde halifelik rüyası gördü. Bu satılık liderlerin halifesi olsan ne olur? Olmasan ne olur? Derken Suriye İsrail ile Amerika arasında paylaşıldı, İslam ülkelerinin liderleri İran’ı kınadı ve Trump’ın önünde secde durdu. Biz de ağzımızdan akan aptallık salyasıyla alık alık seyrettik. İspanya bize nasıl Müslüman olunur dersleri verilirken biz dünya lideriyiz gibi övündük, Trump’ın sarakaya alan sözleriyle hindi gibi kabardık. Öyle ki ecnebi hayranı bazı şairler, İslamcı yazarların bile yapmadığını yapıp kitaplarını “efendilerine” adayarak, efendinin iznini aldıklarını sanarak olanı biteni kutsadı. Böylece aptallığımız kesin onaylandı, mühürlendi.

Şiir, edebiyat bile bu olanların neresinde?

Bu sayıda Celal Soycân “Poetik Notlar”ın 18. sine ulaştı. Dile kolay, şiir üzerine 18 seri yazı. Hüseyin Duygu, Metin Cengiz şiirini “devinim” kavramı dolayımızna “Devinim Şiiri: Metin Cengiz üzerine” başlığıyla yazdı. Kıbrıslı yazar, şair, doktor, şiir aktivisti Tamer Öncül “İkiz Kitaplar başlığı altında şair, yazar, ressam, akamedisyen, ünü Avrupa’da dolaşan Ümit İnatçı’nın şiir kitabı Dur Şimdi ile romanı Sır-Sızı üstüne yazdı, “İkiz Kitaplar” başlığı altında. Ayşe Nart, “Bilinci Duyguya Taşımak, Duyguyu Bilince Dönüştürmek” harika başlığı altında şiirimizin iki kadın şari, Nilgün Marmara ile Müesser Yeniay şiirini çok farklı bir açıdan, çok konuşulacak bir açıdan değerlendirdi. Cemil Okyay, genç ama umut duyduğumuz şair Bülent Akay’ın şiirini “şair ve Yalnızlık” başlığıyla değerlendirdi. Aytekin Karaçoban, ülkemizde hemen hemen herkesin tanıdığı ünlü ressam Salvador Dali hakkında Christopher Dauphin’in “Salvador Dali ve General Franco” adlı, çoğumuzun şaşıracağı ve belki de şok olacağı ilişkisi üstüne yazdığı yazıyı çevirdi. Halim Şafak  Ahmet Oktay’ın Gölgeleri Kullanmak adlı yapıtını “Gölgeleri Kullanmak’ta Ahmed Arif Etkisi” başlığıyla değerlendirdi. Metin Cengiz Denemeler başlığı altında bu defa “Şiirde Bütünsellik ve İmge” ilişkisini yazdı.

Bu sayıda çevirmenleriyle birlikte dünya şairleri: Gottfried Benn, Cemal Sakallı, Ernest Hamingway, Serkan Doğan, Jose Manuel de Vasconcelos, Metin Cengiz, Valeriu Stancu, Jesper Lutzhoft, Hüseyin Duygu, Yuliana Ortiz Yuano, Doğan Başkası,, Adelina Labic Lungu,  Christophe Dauphin, Aytekin Karaçoban.

Türk şair ve yazarları: Celâl Soycan, Zeki Ali, Muzaffer Kale, Salih Mercanoğlu, Serdar Ünver, Cafer Yıldırım, Halim Şafak, Osman Olmuş, İlhan Kemal, Senem Gökel, Ruhsan İskifoğlu, Müesser Yeniay,  Tamer Öncül, Ayşe Nart, Zeynel Çok, Musa Öz, Hasan Ildız, Veysel Erol, Bülent Kenan Kocatürk, Mustafa Bıyıklı, Cansu Aydın, Cemil Okyay, Christophe Dauphin, Halim Şafak, Turan Say,  Zeynep Uzkur, Doğan Başkası, Gülten Doğruyol,

Vee… Şiirden Dergisi Oktay Rifat Ödülleri

 

***

 

EDİTÖRDEN

İhkak-ı hak

 

Trump’ın geçtiğimiz bir yıl içinde Gazze ve Suriye’de dünyanın en güçlü ülkesi olarak yönetime dolaylı bir biçimde el koyduğu, Araplardan, Avrupa’dan ve diğer ülkelerden haraç istediği ve çoğundan aldığı,  herkesin bilgisi dahilinde. Açıkça dünyanın en büyük ülkesi olduğunu söylüyor ve aklına eseni yapıyor. En son Venezuela’da Maduro’yu bir baskınla kaçırıp ülkesine götürdü. Grönland’da hak istedi, şimdi bütün dünya ülkelerinin muhalefetine rağmen  İran petrollerine el koyma ardında. Hangi amaçla yapıyor olursa olsun güçlü olduğu için hak istemesi ve silaha başvurarak savaş açması  bana Walter Benjamin’in Estetize Edilmiş Yaşam adlı kitabında Alman faşizminin Kuramları: Enst Jünger’in ‘Denemeler Derlemesi “Savaş ve Savaşçı Üzerine’ adlı makalesini anımsattı. Bu makalede Benjamin dönemin Fransız Kraliyetçi Parti’nin önde gelen kişilerinden ünlü bir yazar ve Alphonse Daudet’nin oğlu Léon Daudet’nin “L’automobil c’est la guerre” (otomobil, savaş demektir) sözlerini ele alır. Uzun yazısında teknolojik gelişmenin, güç kaynaklarındaki gelişmeler ve ilerlemelerin Daudet’nin dediği gibi özel sektörü istediğini zorla almaya ittiğini söyler. Ve savaşın, teknolojik gelişme ile insanın özgürleşmesinin birlikte olması durumundaki uyumun tam tersi olan bir olgu olduğunu belirtir. Ben de günümüzde tekellerin ulaştığı gelişme ve ilerleme sonucu teknolojiye egemen olduklarını, güçlerini ve teknolojiyi “daha çok para” adına bütün insanlığa, demokratik yönetimlere, devletlere karşı bir şiddet ve savaş mekanizması olarak kullandığını, yönetimleri gizli ya da açık bir biçimde eline geçirdiğini söylüyorum. Yani ihkak-ı hak artık faşistleşen tekellerin normali haline geldi. Benjamin makalesinde savaşın toplumsal güçlerin teknolojiyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilecek bir güce ulaşamadığını, teknolojinin ise kendi doğal gelişimiyle özgürleşecek olan toplumsal güçler üzerinde efendiliğini kuramadığını söylüyor. Burjuvazinin teknolojiyi toplumsal güçlerin eline geçmesini engellediğini vb belirtiyor. Günümüzde ise durum tam da şöyle: teknolojiyi elinde bulunduran tekelci oligarşi, teknolojiyi savaş mekanizmasına dönüştürerek toplumsal güçleri modern köleler haline getirdi. Benjamin’in tespiti toplumsal güçlerin teknolojiye sahip olabileceği yanılgısına dayanıyordu. Ama bu yanılgının gerçek olma ihtimali halen ortadan tamamen silinmiş değil. İnsanlık henüz nefes alıp veriyor ve çok az sayıda da olsa şiir okuyor.

♫♫♫

 

Bu sayıda Celâl Soycan, Hüseyin Duygu, Tamer Öncül, Ayşe Nart, Christophe Dauphin, Halim Şafak, ve Cemil Okyay ve Metin Cengiz yazdılar. Şiirden Oktay Rifat Ödülleri son sayfada.