25 %

Yen Tu Dağının Çiçeği

2 müşteri puanına dayanarak 5 üzerinden 4.50 puan aldı

1 adet satılmıştır.

ISBN: 978-605-4825-44-8

 10,00  7,50

210 adet stokta

Kategoriler: ,

Kitap Detayları

Sayfa

64

Yazar Hakkında

Mai Van Phan

Mai Van Phan

Vietnamlı şair, 1955'te Vietnam'ın kuzeyinde Ninh Binh'te doğdu. Vietnam'da çok sayıda şiir ödülleri aldı. Yirmi bir tane şiir kitabı yayımladı. Şiirleri elliden fazla uluslararası şiir antolojisinde yer aldı. Seçme şiirleri Gjekë Marinaj tarafından Arnavutçaya çevirildi. 2014’te şiirleri Page Addie Press tarafından İngilizcede yayımlandı. Şiir kitapları şu şekildedir:
Giot nang (Günışığı Damlaları, 1992)
Goi xanh (Maviyi Çağırmak, 1995)
Cau nguyen ban mai (Şafağa Dualar, 1997)
Nghi le nhan ten (Ad Verme Ayinleri, 1999)
Nguoi cung thoi (Çağın İnsanları, 1999)
Vach nuoc (Şelale, 2003)
Hom sau (Sonraki Gün, 2009)
va dot nhien gio thoi (ve Aniden Eser Rüzgâr, 2009)
Tho tuyen Mai Văn Phấn(Mai Van Phan: Seçme Şiirler - yazılar ve söyleşiler, 2011)
hoa giau mat (Saklı Yüz Çiçeği, 2012)
Bau troi khong mai che (Çatısız Gök Kubbe, -İngilizce ve Vietnamcada yayımlandı- 2012)
Vua sinh ra o do (Henüz Doğdu Orada, 2013)
Nhung hat giong cua dem va ngay (Günün ve Gecenin Tohumları, 2013)

Bir İçgörü Uzmanı Olarak Şair

Müesser Yeniay

Vietnam’lı şair Mai Văn Phấn ile 2015 yılı Mart ayında 2. Asya-Pasifik Şiir Festivalinde tanıştık. Bulunduğumuz şe-hir Vietnam’ın başkenti Hanoi, tüm başkentler gibi biraz resmi bir havaya sahip olsa da şairler oldukça sıcakkanlı idi. Festivalin amacı hem Vietnam edebiyatını tanıtmak hem de yeni projeler yaratmaktı. Hatta başbakan yabancı ülkelerden gelen şairleri incelikle kabul etti. Kolombiya’da tanıştığım İskoç şair arkadaşımın David McKirdy’nin beni önermesiyle festivale katılma şansım oldu. Uzakdoğu şiirinin evvelden beri hayranı olduğumdan ve hatta daha önce bu şiirden örnekler çevirdiğimden, Vietnam’ın doku-sunu yansıtabilecek şairleri arayıp Türk okuyucusunun dikkatine sunmaktı amacım. Ayrıca insanlarına emperya-list güçlere karşı verdikleri bağımsızlık savaşındaki cesa-retlerinden ötürü son derece saygı duyuyordum. Cesaret hem şiirde hem hayatta önemli bir olgudur. Bilincin ve ruhsal altyapının olduğu işaretini verir.
Uzakdoğu şiiri ülkemizde ne yazık ki çok az bilini-yor. Hatta Uzakdoğu şiirinin kendi edebiyatımızda açaca-ğı yeni dilsel ve şiirsel olanaklardan yoksunuz. Çeviri ça-lışmalarının önemi yalnızca dilsel aktarım değil, kültürel dolaşımdır da. Çeviri dil alanında açılan yeni bir dilsel ve edebî ufuktur. Birbirinden hem coğrafik hem kültürel hem dinsel açıdan son derece farklı iki kültürü burada bir-birine yakın kılmak ve sizinle tanıştırmak büyük bir sevinç.
Sevgili şair Mai Văn Phấn’ın şiirlerini okuduğum-da şunu gördüm: Bizim hayatımız ve biz tabiattan ne ka-dar da uzağız. Modernleşmeyle bu ara daha da fazlalaştı. Tabiattan uzaklaşarak onun ruhumuza sunduğu tabii he-diyelerden de mahrum kaldık. Hayatımız hızlandı, bir çi-çeğe bakmanın hazzını neredeyse en son çocukluğumuz-da yaşadık. Oysa tabiat insanın ruhsal, duygusal gelişimi için hayati bir mekândır. Bir tohumun patlaması içinde birçok gerçeklikler barındırır. Kemal Özer, şairin bir “bi-linç işçisi” olduğunu söyler. İşte Mai Văn Phấn’da hem kendini hem de tabiatı bilişsel olarak araştıran bir şairdir. Tabiatın sahiplenilmemiş gerçekliklerini şiirsel olarak sa-hiplenir. “Şiir, ruhun müziğidir” diyen Voltaire gibi, ru-hunun müziğini dinler ve dinletir.
Türkler tarihte İslamiyete gelmeden birçok din sa-hası içerisinde bulunmuşlardır. Bunlardan birisi de Bu-dizm’dir. Budizm, birçok inanışla birlikte bizim “tasav-vuf” kültürümüzün de içinde hâlâ yaşamaktadır. Dinlerin ve inanışların heterodoks yapısı bilinen bir olgudur. Bu e-sere eski Türk inanışının izlerini taşıyan bir yapıt olarak da bakılabilir. Türklerin geçmişte tabiat ile olan ilişkisi buna örnektir.
Mai Văn Phấn şiiri samimi bir şiirdir. Belki de gü-cünü büyük oranda buradan alır. Şair, rüyasına giren dev çiçeklerden, bir köyde tatlı yapımından, otların üzerinde sıçrayan Buffalo buzağısından, tapınak bahçesinde ot biç-meden, bir lamba ışığıyla yapılan arınma pratiğinden yani kendi tecrübelerinden yola çıkar. Bize, hayalimizi içine yerleştirebileceğimiz ve içinde özgürce dolaşacak küçük ve anlık resimler bulur. Anın algısı bilinçledir. Eskiler bu-na “ibn’ül vakt” (zamanın evladı) derler. İşte bu konuda şair son derece başarılıdır. Kesilen bir otun acısını duyan insan, kuşkusuz son derece duygu algıları açık ve zarif bir kişidir. Şair bir içgörü uzmanı olarak, insanın en bilinme-dik nesnesi olan kendini araştırma yolunda önemli bir noktada durmaktadır.