Aşkın doğası hakkında herkes bir şey söyler. Bazı düşünürler aşkın “yoğun bir arzu” olduğunu belirtir. Örneğin Schopenhauer Aşkın Metafiziğinde aşkı “cinsel bir içtepi” olarak betimler. “Çekinme gir içimdeki boş odaya/ Yankılansın sesin dinsin uzaklık” dizelerinde olduğu gibi. Platoncu görüşler güzelliğe hayranlık sonucu güzelliğin nesnesine yönelme olarak tanımlar. Mehmet İzmirli de kendi şarkısını söylediği bu şiirlerde aşkın kaybetmeye yazgılı olduğunu imliyor. Kitabın adı da ondandır, Yarım Kalmış Bir Hikaye. Zaten aşk hep yarım kalmış bir hikaye değil mi?




