İsmail Kamaz kendi kozasında ağını ören ipek böcekleri gibi çalışıyor. Gerçek bir emekçi ve entelektüel alanın en zorunda ürün veriyor. Öyle alışıldığı gibi ucuz propaganda şiiri değil. İnsanın acısını çekiyor o.
İşte arka kapakta yer alan şiiri:
ÇÖL BÜYÜSÜ
… Şiirimde durum farklı mıdır?! Şu kadarcık fark var
(işaret parmağımın ucundaki tırnaktan biten etin izlediği
ilk çizgiye kadarki boğum). Kökten bir dil bu.
Tırmıklayarak başlayan ve pençe vuruşlarına evrilen
imgelerin esrik tadıyla, sözün çektiği tehlikeli sulara
seyir… Aşkı bina edeceğiz ey sözcükler, kenetlenin!
Birbirinizi tırısa kaldıracak tahrik oluşuncaya değin bütün
patlayıcı gücünüzü boşalın! İşitildiğinde tok ses veren ve
istenildiğinde ağırlığını koyacak ton: ne elle tutulur cisim
ne mekân tutan hacim, öyle ki gözyaşlarını akıtacak tılsım
olsun 1
Kavmine iline kabilene
Dağların ardını tutanın eşkıya
Değil âşık olduğunu buyur!
Peki niçin diyorum bunları/ ben diyorum ki/ bir ayet gibi
durmalı dizelerin üstünde/ o dizeler ki bir din gibi taraftar
toplar şairine/ ve kendini kabul ettirene kadar taşlanan
peygamber gibi/ taşlarınızı beklerim.




