33 %

Şiirden Dergisi Sayı 56

 15,00  10,00

About The Author

Ortak

 

Şiirden Dergisinin 56. sayısı ile 10. yıldan aylar almış olduk. 55. sayının tanıtımında dediğimiz gibi güzel anılarımız, acı deneyimlerimiz oldu. Tekrarlamakta fayda var: 9 yıl her iki ayda bir sayı çıkarmanın ne güç olduğunu gördük ve her sayıyı çıkarırken Defter Dergisi’nin son sayısındaki (Sayı 45, 2002) trajik kapanma gerekçesini andık sıklıkla. Aklımda kaldığı kadarıyla dergiyi çıkarmak için gerekli yazı desteğinin bulunamaması idi gerekçe. Bu trajik, ama bir o kadar da sosyal ve kültürel açıdan ne kadar gelişmiş(!) olduğumuzu yüzümüze tokat gibi aşkeden gerekçe bugün on kat daha gerçek. Özellikle sosyal medyaya sıkışan ve sıkıştırılan tartışmalar, bugünlerde facebook ve biraz da instagram ve twitter üzerinden yapılıyor.
Bir de şunu gördük: Şiirden’i çıkarmaya başlamadan önce süren arkadaşlıklarımızın zaman içinde buharlaşıp yok olduğunu. Ve farklı şiir çevrelerinden bize karşı açık bir tavrın takınıldığına da tanık oluyoruz. Israrlı bir biçimde hem de.
Şiirin sosyal medyaya sıkıştırılmış olması da acı bir başka gerçek. Kahvehane dedikodusunu bile aratan paylaşımlar, galiz küfür ve hakaretlerle dolu sözümona hareretli tartışmalar… Bir tür facebook kabadayılığı yapılıyor artık. Bazı dergiler kadro dergisi. Bazı yeni dergiler bundan yaklaşık otuz yıl öncesinde yapılan tartışmaları ısıtıp ısıtıp getiriyor gündeme. Bazı (biyolojik bakımdan) genç şairler oldukça yaşlı ve donanımsız olduklarını ısrarla göstermeye bayılıyorlar. Bazıları da kışkırtıcı yapay ve aşılmış “genç şair” üzerinden tartışma yaratarak facebook karakterinden prim yapmaya, koltuk sağlamlaştırmaya çalışıyor.
Bütün bunların yanısıra ekonomik zorluklar da bindirince soluk almakta adeta zorlanıyoruz.
Bu sayıda, Yusuf Alper, Tamer Öncül ve Cafer Yıldırım İmaj ve Şiir konusunu yazdılar. 2. Dosya şairi ise Orhan Alkaya. Yavuz Özdem ve Atalay Saraç Orhan Alkaya şiiri üstüne düşünüp kaleme alırken söyleşi genç yazarlarımızdan Esma Özlen tarafından yapıldı. Çayan Okuduci Kürtçeye çevirdiği Metin Cengiz şiiri üstüne uzun bir yazıyla düşüncelerini açıkladı. Doğan Fuat Tamer Öncül şiiri üstüne yazdı. Cemal Öztürk ise Şiir, Tinsellik ve Hakikat üstüne yazdı. Şiirleriyle bu sayının şairleri: Müeyed Teyip, Serge Basso de Marches, Girgis Shoukry, Dimitris Angelis, Ramune Brundzaité, Orhan Alkaya, Tamer Öncül, Cafer Yıldırım, Müesser Yeniay, Selenay Kübra Koçer, Yaşar Bedri, Zeynel Çok, Atalay Saraç, Ali Rıza Gelirli, Eyüp Ekinci, Muhammed Yakupi, Suat Atik, Cem Onur Seçkin, Uğur Aksoy, Emre Küçükoğlu, Tuğçe Tekhanlı, Faik Güçlü.
Yavuz Özdem’in hazırladığı Bazen Bir Şiir sayfalarının bu sayıdaki konuğu Tuğçe Tekhanlı. Söyleşi Melisa Fatoş Avcısoyu Ruso’dan.
Vurguluyoruz: Genç şair adayları arasından seçerek yayınladığı şiirlerle şiir dünyasına farklı bir katkıda bulunurken… Şiirden yabancı ülke şiirini tanıtarak dünya şiir gündemini sıcağı sıcağına okuyucusuna da tanıtıyor.
Dergiye şiir gönderen ve şiirlerinin yayımlanmasını bekleyen şair arkadaşlarımızın bizleri anlayacağını umuyoruz.

Editörden

ADORNO’NUN ELEŞTİREL TUTUMU (55. sayıdan devam)
Lukacs’ın Thomas Mann hariç biçimcilikle suçladığı modern Avrupalı yazarlar üstünden bir sanat eserinde biçimin önemini görmezden gelen saldırılarına karşı Adorno eleştirilerinde ne kadar haklıysa (Lukacs’ın gerçekçiliği ampirik realitenin bir kopyası sanmaktaki ısrarı vb…), imgenin hakikati dile getirirken tarihsel gerçekliği es geçtiğini görememekte o kadar haksız. Tikelliklerin tarihsel olarak tekrar edilemezliği de tarihsel süreçte biçimlenen toplum karşısında tarihsel gerçekliği önemsizleştirdiği söylenebilir. Zira imge gerçekliğin bir andaki görüntüsü, hakikatinin imi olmaklıkla sınırlı tutulduğunda anlaşılır. Modernist yazarların zamanın ruhuna uygun olan ve kanon oluşturacak biçimde kutsanmış olmaları Lukacs’ın bu yazarlara tarihsel gerçeklik konusundaki eleştirilerini geçersiz kılmamaktadır.
Jameson tartışmayı değerlendirirken Adorno’nun modernist yazarların reel-olanla herhangi bir biçimde uyum içinde olmayı reddettiklerini belirtir. Adorno’nun modern yazarların gerçekliği yapmacık bir uyum içinde değil de, “(reel yaşamdaki) tüm tezatları kendi sanat form’unun yapısına alarak uyum idea’sını negatif bir tarzda ifade edebilendir.” (a.e., s. 310) sözlerini Jameson, form’ oluşturma bağlamında haklı görse de Adorno’nun oluşturmak istediği estetik anlayışını bulanık kategoriler olarak görür. Şöyle eleştirir:
“Özerk sanat” sanatsal form’un “yasaları” ve “mantığı”, “özler” felsefi idealizmin esasıyla aynı şeyler değildi; ama, bu son derece önemli terimlerden hiçbirinin anlamsal sınırları belirliliğe kavuşturulmamıştı. Adorno’nun kullandığı diyalektikle ilgili ince benzetmeler ve nükteli sözler modernist sanatın ne olduğunu ortaya koyabilmiş değildir.”
Kuşkusuz modern toplumlarla ilgili Marksizme karşılaştığı sorunları (burada tikel-genel sorunsalı) çözmede katkı sağlayan negatif diyalektik o dönem resmi Sovyet ideologlarınca bütünsellik adına unutulmuş, geliştirilmeyi bekleyen, tümel adına tikelliklerin görmezlikten gelindiği, en azından önemsenmediği, zıtların birliği ilkesinin farklı bir izahı olarak Adorno’nun katkısıdır. Ancak Adorno’nun Negatif Diyalektik’te gerçekliğin tarihsel bir geçmişin ürünü olduğu hakikatini unuttuğu gerçeğini unutturmuyor elbette.
Tekrar en başa dönersek… Adorno’nun sanat yapıtını yazarın (öznenin) “nesnel dünyayı özümseyip kendine mal etme derecesinde kavrayabilmiş olmasına; ama bunu, “estetik formun kendi yasalarına’“ bağlaması ise idealizmden, yani aslında sınıfsal zevklere göre biçimlenen ancak idealize edilerek soyutlanmış bir estetik form varmış gibi sunulan bir görüşten başka bir şey değil.
Oysa sınıflar arası çıkar kavgalarından, ideolojik ilişkilerden soyutlanmış estetik form sistemin bütün kültürel yükünü taşıyan ortaburjuvazinin idealize ettiği estetik formdur ki Adorno bu savıyla idealizmin ve onu savunan sınıfın savunuculuğunu yapmaktadır yalnızca. İdeal olan elit kesim ortasınıftır zira.
***
Bu sayının “Şiir Belleği”nin şairi Orhan Alkaya. 1. dosya ise “İmaj ve Şiir”. Gelecek sayının konusu “Modern Şiirde Hazzın Kaynağı “.