33 %

Şiirden Dergisi Sayı 54

1 adet satılmıştır.

 15,00  10,00

Kategoriler: , Etiketler: ,

Yazar Hakkında

Ortak

Şiirden Dergisi (sayı 54) zengin bir içerikle okuyucusunu bekliyor. Metin Cengiz ve Veli Metin Eskatoloji Teorilerini yazdılar. Ali Turgay Karayel, Atalay Saraç ve Ümit Yıldırım, Abdülkadir Budak’ın şiiri hakkında yazdılar. Talpalaru Valentin Metin Cengiz’in şiiri hakkında yazdı, yazıyı ortak çevirdiler.  Yavuz Özdem “Bir Şiir”de Çayan Okuduci’yi tanıtıyor; Okuduci ile söyleşiyi İstem Özdilek yaptı. Bu sayıda şiirleriyle yer alan şairler yer alış sıralarına göre şöyle: Radomir Andriç, Niels Hav, An-Hui, Marisol Bohorquez Godoy, Elena Jambalova, Roxana İlie, Ahmet Emin Atasoy, Celâl Soycan, Yavuz Özdem, Cafer Yıldırım, Ahmet Çakmak, Levent Karataş, Mustafa Ergin Kılıç, Müesser Yeniay, Eyüp Ekinci, Elçin Sevgi Suçin, Nazan Şahin, Hüseyin Bahça, Yunus Karakoyun, Ayhan Akdeniz, Ayşegül Göçmen, Zeynep Arya Turgut, Hüseyin Yaman, Mehmet Sadık, Ercan Kaplan, Çayan Okuduci. Bu sayının çevirmenleri: Erol Tufan, Hüseyin Duygu, Metin Cengiz, Ali Tirali, Oktay Hacımusali, Alexandra Pavel.

Bu sayıda Semra Kaya’nın John Keats hakkında “Ses, sessizlik ve gençlik şarkıları” başlıklı mükemmel bir eleştirisini okuyacağız. Semra Kaya da ara sıra yazılarıyla Şiirden’de yer alacak.

Doğan Fuat bu sayıda şiirimizin iki farklı şairini, Ahmet Bozkurt ve Emel Kaya şiirlerini değerlendirdi.

Şiirden Dergisi arşivlik bir dergi. Yabancı ülke şiirini tanıtarak dünya şiir gündemini sıcağı sıcağına okuyucusuna tanıtmayı bir düstur edindi Şiirden. Dergide yer alan GENÇ ŞAİR sayısı yine eski sayılarımız kadar zengin ve çeşitli. Şiirleri yayımlanmadığı için düşman kesilen bazı gençlerin “Şiirden bizden başka dergilerde yayımladığımız şiirlerimizi de istiyor” biçimindeki sızlanmalarına rağmen Şiirden aralarında iyi olanları çekip yayımlamaya devam ediyor.

Dergiye şiir gönderen ve şiirlerinin yayımlanmasını bekleyen şair arkadaşlarımızın bizleri anlayacağını umuyoruz.

Bu sayının son dört sayfasını boş çıkardık, okuyucular düşündüklerini yazıp geri dönsünler ve bizimle de paylaşsınlar diye. Merak ediyor ve bekliyoruz.

 

 

EDİTÖRDEN

küçük İskender de aramızdan ayrıldı. Erken bir ölümdü, tıpkı Ogün Kaymak’, Enver Ercan’, Ahmet Ada’,Seyhan Erözçelik’, Cenk Koyuncu’, Coşkun Yerli’, Süha Tuğtepe’, Fikret Demirağ’, Didem Madak’, Ahmet Erhan’, Adnan Azar’, Cemal Süreya’nın… ölümleri gibi. Gerçi ‘her ölüm erken ölümdür’ ama bizi bu ölümlerin ardından söylenenler daha çok ilgilendiriyor. Bu ölümlerin bazılarının ardından ölen şair ya Nâzım’dan sonra en büyük şair olarak gösterildi, ya da bu şairler yeterince “gerçekçi” görülmediği için küçümsendi. Bu sonuncu anma, değerlendirme, eleştirerek yerini gösterme biçimi gerekçe değişse de her şairi bekleyen bir sonuç. Bir şairin seveni de vardır, sevmeyeni de. Ama gerekçe önemli… Sadece şunları söylemek istiyorum bu konuda. 1971’de ölen Georq Lukacs’ın gerçekçiliğe bakışından, aradan elli küsur yıl geçmiş olsa da bir tık ilerleme yok geniş bir çevrede. Bu kaba Marksist bakış bir tür makus bir kader. Cinsel yönelimleri, bunalımı gerçekçiliğin dışında görmek de ayrı bir çocukluk hastalığı.

İlk değerlendirme, yerini gösterme biçimi ise ikincisinden daha tutarsız ve oldukça ilkel bir bakış. Feodal bir bakışın izdüşümü zira. Kahraman, aziz, büyük ve en büyük yaratmak düşüncesi aslında bir tür toplumsal dayatmadır. Onlara yaslanarak kendini ifade etme tarzı. Ancak çağımızda “en büyük” olarak nitelendiren kişinin okumamızı istediği, yani aslında söylemek istediği, atayan kişinin, “büyük”, “en büyük” olarak belirleyen kişinin, yani bu tanımı yapan kişinin kendini gelmiş geçmiş en büyük olarak gördüğüdür.

Biz bu büyüklük kuruntusu sahiplerine günümüzün değerleri gereği ancak ilgili birime, akıl hastanesine gitmeleri gerektiğini salık verebiliriz. Ancak bu tür sözleri ölenin ardından sayfalarının baş köşesine taşıyan gazetelerin de eleştirel akıldan, edebi bilinçten pay almadıklarını görüyoruz. Halkın haber alma özgürlüğünü savunan ve yerine getiren gazetelerin, medyanın durumu içler acısı. Üstlendikleri görevi yerine getiremeyecekleri açık.

Bu tür aceleyle, enine boyuna düşünülmemiş, eleştirel akılın ürünü olmayan yargıların verdiği asıl zarar ise ölen şairin şiiri hakkında eleştirel aklın süzgecinden geçirilerek yapılacak gerçek bir değerlendirmenin önünü, geniş kitleler önünde kesmeleri. Dolayısıyla ilgili şaire bu tür değerlendirmeler asıl zararı vermektedir.

***

  1. sayıda genç şairlerden S. Emre Özcan’ın soyadı Özer olarak yanlış yazılmıştır. Düzeltiyor, şairinin genç kalbinden hoşgörü bekliyoruz. Yorgunluğumuza, yoğunluğumuza versin.
  2. sayıdan başlayan Yavuz Özdem’in “Bir Şiir” başlıklı sayfasında “genç şairler” yer bulacak.

Bu sayının “Şiir Belleği”nin şairi Abdülkadir Budak. 1. dosya ise “Eskatoloji Teorileri ve Şiir”. Gelecek sayının konusu “Düşüncenin Poetikası”.