38 %

Müesser Yeniay Bütün Kitapları

Müesser Yeniay’ın Bütün Kitapları

 208,00  130,00

About The Author

Müesser Yeniay

Müesser Yeniay

1983 Bayındır, İzmir doğumlu. Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. II. Yunus Emre (2006), Homeros Attila İlhan (2007), Ali Rıza Ertan (2009), Enver Gökçe (2013) şiir ödülleri sahibi. Ayrıca Amerika'da Pushcart Ödülüne Muse Pie Press tarafından aday gösterildi. Fransa'da yayım yapan Levure Littaire dergisi tarafından 2014'te yayımlanan en iyi iki şairden biri olarak gösterildi. İlk kitabı Dibine Düşüyor Karanlık da 2009'da çıktı. Dünya şiirinden çevirileri kapsayan ikinci kitabı Evimi Dağlara Kurdum ise 2010'da yayımlandı. İranlı şair Behruz Kia'nın şiirlerini Lalelere Requiem adıyla Türkçeye çevirdi. Diğer çevirileri: Gerard Augustin/Seçme Şiirler (Eray Canberk, Başak Aydınalp, Metin Cengiz ile birlikte, 2011), Michel Cassir/ Kişisel Antoloji (Eray Canber, Metin Cengiz ile birlikte, 2011), İspanyol Şiiri Antolojisi (Jaime B. Rosa, Metin Cengiz ile birlikte, 2013). Ronny Someck'ten Alkol Vadisi Baladı: Seçme Şiirler (2014). İkinci Yeni üzerine Öteki Bilinç: Gerçeküstücülük ve İkinci Yeni (2013) adlı inceleme/araştırma kitabı yayımlandı. Sn Şiir kitabı Ben Olmadan Çöller Vardı ise 2014'te okuyucu ile buluştu. Şiirleri İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hintçe, Sırpça, Rumence, Arapça, İbranice, Yunanca, Azerice, Boşnakçaya çevrildi. Şiirleri Amerika'da Whit Our Eyes Wide Open; Aspiring to Inspire; Women Writers Anthology; 2014 Poetry Anthologie-Words Of Fire and Ice; Owerthrowing Capitalism, Revolutionary Poets Brigade (2014); İspanya'da Poesia Contemporanea de la Republica de Turquie; Fransa'da Woix Vives de Méditerranée en Méditerranée, Anthology Sète 2013, ve Poetique Insurrection 2015; Hindistan'da One Yet Many-The Cadence Of Diversity; İtalya'da Come Serchi Sull'acqua adlı antoljilerde yer aldı. Uluslararası Saraybosna Şiir Festivali, Eylül 201 (Bosna-Hersek); Uluslararası Nissan Şiir Festivali, Mayıs 2011 (İsrail); Uluslararası Belgrad Şiir Festivali, Eylül 2012 (Sırbistan); Uluslararası Woix Vives Şiir Festivali (Sète, Fransa); Uluslararası Kritya Şiir Festivali, Eylül 2103 (Hindistan); International Festival "Nights of Literature" 2014, Haziran 2014 (Galati, Romanya); 2. Uluslararası Genç Şair Kadınlar Forumu, 2014 (Bakü); Medellin Şiir Festivali, Temmuz 2014 (Kolombiya) gibi şiir festivallerine katıldı. 1. Uluslararası Kartal Şiir Festivali'nde danışman olarak görev aldı. Şiirden dergisi editörüdür. P:E:N ve Yazarlar Sendikası üyesidir. Bilkent Üniversitesinde Türk edebiyatı alanında doktora yapmaktadır.

MÜESSER YENİAY’IN ŞİİRİ

 

Şiir çözümlerken genelde şiirin bir bütünlük oluşturup oluşturmadığına, bu bütünlüklü yapının anlamlı ve bizde büyüleyici ve haz verici (estetik) etkiler bırakan bir dünya (gerçeklik) yaratıp yaratmadığına, ve bu yapının içinde bizde varoluşa ilişkin titreşimler yaratan birimler olup olmadığına bakarız. Bir şiir bu özelliklere sahipse o şiirden etkilenir, onu öne çıkarır, onunla yaşantımıza ilişkin açıklamalar yapar, şairine saygı duyarız. Sonra ikinci adımı atarak şairin diğer şiirlerinde de aynı düzeyin var olup olmadığına bakarız. Kendisine ait bir söyleyiş, imge dünyası, temasal örgü, bu temaların oluşturduğu izlek zenginliği çözümlememizin ilk adımını izler doğal olarak. Bütün bu özellikleri bir şairde görmek güç bir iştir, bazı şairler kimi temalara takılıp kalır, aynı şiiri çoğaltıp dururlar, genellikle aşıkane bir tavır handikapları olur, aşk ve aşkın dünyasından dışarıya çıkamazlar. Bazıları yarattıkları şiirsel dünyanın esiri olur, değişik tonlarıyla oyalanırlar yazdıklarının. Kimileri de zengin iç dünyalarına, izleksel haznelerinin gücüne rağmen yapı kurmada gerekli özeni göstermez, örgüyü sağlam öremezler. Bırakın gençleri nice usta şairlerin en büyük kusuru budur, onların büyük bir şiir kurmalarının önündeki engel de bu saydıklarımızdır. Yalnızca Türkiye’de değil gördüğüm ve tanıdığım kadarıyla diğer ülke şairlerinin de sorunu bu yazdıklarımda düğümlenir.

Genç şair adaylarının işi bu bağlamda daha güçtür, geleneğin ihtişamı arayışı zorlaştırır, yaşadığımız zaman itibarıyla  egemen olanın akıntısına kapılmak işten bile değildir, çoğunlukla bu egemen olan güçlü rüzgâra kapılırlar, dikkat çekmeye, kimi deneyler yapmaya, ilginçliklerle dikkatleri üstlerine çekmeye çalışırlar. Bu sebeplerle gençlerin şiirini değerlendirirken daha toleranslı davranır, onların çabalarını olumlar, destekler ve bu saydığımız olumsuz  özellikleri zamanla gidermelerini bekler, ustalaştıkça bu beklentinin gerçekleşmesini arzularız. Bunu göremeyince de ya sessizce aynı beklentide tavrımızı sürdürür, ya uzaklaşır, bunu da bir biçimde belli ederiz, şiirine mesafe koyarız (kendine çeki düzen versin diye).

Bazıları da ilk dikkatlerin ve başarılarının üstüne kuluçka kurar, kendilerinden bir biçimde söz ettirerek idare eder gider. Şiir dünyasının güçlü geleneksel yapısından ve adları etrafında yaratılmış haleden bu anlamda beslenir dururlar.

Çok azı da kurduğu kendine özgü yapı üstünde derinleşir, zamanla o yapıyı mükemmele, görülüp geçilemeyecek bir düzeye taşır. Müesser Yeniay işte bu “çok az” içinde bir şair oldu. Hem de hızlı bir biçimde şiirini hem izleksel, hem yapı sağlamlığı açısından geliştirdi, her şiirinde anlamlı yapılar çizdi, Ben Olmadan Çöller Vardı (Şiirden Y. Nisan 2014)ve sonrasında yazdığı şiir ile şiirini hem kişisel hem ülkemiz bazında doruğa taşıdı, yabancı ülkelerde dikkatleri çekecek bir düzeydi bu. Nitekim bu dikkatler Müesser Yeniay şiirine yabancı ülkelerden dikkatleri yoğunlaştırdı, dergiler ardına kadar kapılarını açarken yayınevleri şiirini yayımlamak için teklifler sundu (ben buna bizzat tanığım).

Ben Olmadan Çöller Vardı’dan şiirler alıntılayarak bu dediklerimizi somutlaştıralım. Rasgele bir sayfa çeviriyorum ve karşıma çıkan şiirin ilk iki dizesini alıntılıyorum. Kuşkusuz kitabın “Ana Yas”, “Yusuf”, “Dünyanın Rahmi”, “Ademin Uykusu”, “Ben Olmadan Çöller Vardı” gibi kült şiirlerinden örnekler sunabilir, Müesser Yeniay şiirinin özelliği üstüne daha bir “güvenle” konuşabilirdim. Ama bu kitabın herhangi bir şiirinin bile ne denli usta işi ve olgun; yüzeysel ve derin yapıda anlamların iç içe inşa edildiğini  göstermek için elverişli olduğuna da dikkat çekmek istedim. İşte ilk iki dize: “İnsan bazen ölmekten yoruluyor/ herkesin terkettiği bir yurt oluyor insan” (İnsan Bazen Ölmekten Yoruluyor). Bu iki dize şairin toplumsal ve kültürel bir ürün olan dile ne denli hakim olduğunun göstergesi. İçine doğduğu dil, kendi derinlerinde yaşattığı acı ile ilgili birikimi bu iki dizede dile getiriyor, konuşan artık şair değil dilin kendisi; dirimbilimsel ve ruhbilimsel açıdan dil, bu iki dizede acıyla ilgili insanımızın yaşadıklarını gösteriri yetkinlikte. Şiirin diğer dizeleri ise şöyle: herkesin terkettiği bir yurt gibi bazen/ kalıyor kadın// acı denizinin içinde bir balık/ çarptıkça kıyıya büyütüyor denizi// kimse görmesin diye yaralarımı/ kabukla bağlıyorum// ben olmasam acı da olmayacak”. Orta Doğu coğrafyasının kültürel bir adası olan ülkemizin acıya ilişkin özelliklerini bu dizelerde derinliğine yaşamamak, duyumsamamak olanaksız. Acı dizeler arasında anlam genişlemesiyle örülmüş ve işlenmiş, her ikilik bize şiirin bütünselliği içinde acıya ilişkin farklı toplumsal ve bireysel olanı işliyor; örgü ikilikler ve dizeler arasında mekik dokuyor adeta. “herkesin terkettiği bir yurt gibi bazen/ kalıyor kadın” dizeleri bizi acının demir attığı kültürel bir başka alana taşıyor: Kadına biçilen toplumsal rolün acıda olgunlaştığı hem dikey ve hem yatay açıdan açık bir biçimde vurgulanıyor. “acı denizinin içinde bir balık/ çarptıkça kıyıya büyütüyor denizi” dizeleri şiiri başka anlam alanlarına doğru genişletiyor. Acı ekseninde birey ve toplum diyalektiğini okuyoruz. Bireyin yaşadıklarının toplumsal yapıyı nasıl etkilediği,çarpıcı bir biçimde gösteriliyor. Son iki dize ise kaderci yapımızı seriyor önümüze: ” kimse görmesin diye yaralarımı/ kabukla bağlıyorum”. Bizim kültürümüzde acı gösterilmez, gizlenir, içe atılır bireysel acılar, başkalarına itiraf edilmez. Dik duruştur bunun adı. İşte bu kültür dirimbilime uygun bir biçimde iki dizeye sıkıştırılır. Son dize ise zaten sözün sustuğu yere taşıyor bizi: şiirsel anlamın yoğunlaşıp dil içi çoklu yolculuğa çıkıp sayfalarca yazabiliriz.

Ben şiirimize kendi şiirinin tadını daha genç yaşta gerek varmış olduğu ustalık ve gerekse izleksel zenginliğiyle katmasını beceren Müesser Yeniay’dan bizi çok farklı dilsel yolculuklara çıkaracak iki dizelik kısa bir şiirini alıntılayarak yazıya son veriyorum. Sözü şiire bırakarak:

Uzak Geçmişte Bir Gün

 

            Bir hüznün ince siciminde

asılı kaldım

 

       

KAPAK ŞABLONU                 

 

 

KAPAK ŞABLONU