Metin Cengiz Deneme-Teori-İnceleme Külliyatı

0 adet satılmıştır.

 

1-Şiirin Gücü: Şiir dünyasına girdiğim zaman şiir-politika-bağlı şiir (yönsemeli/ taraflı)-sosyalist realist şiir-sürrealizm konularında yapılan tartışmalara cevap olarak ilk yazılardan oluşan, bugün okunduğunda bile ders verici bir kitap. Özellikle de “şiirin yazılma süreci” hakkındaki teorik ve orijinal görüşlerini anlatan yazı halen yeterince tartışılmadı. Bu yazıda şiirin yazılma sürecini üçe ayırır şair. 1-İlk karanlık dönem: şiirin entelektimizde nasıl uç verdiği ve şekillendiği evre. 2-Bunun dağınık biçimde ve yarı bilinçli kağıda dökülmesi/ günışığına çıkarılması dönemi. 3-Bilincin şiirde düzenleyici olarak etkin olduğu dönem. Kısaca Metin Cengiz’in şiir teorisi konusunda ilk özgün katkısı bu yazıdadır ve şiirin yazılma sürecini teorik bir zemine oturtmuştur.

 

2-1923-1953 Toplumcu Gerçekçi Şiir: İlk yazılarda anlatılamayacak bir konu olan sosyalist realizm hakkında zorunlu bir kitap. Sosyalizmin anavatanı ülkelerde cereyan eden şekliyle sosyalist gerçekçilik. Türkiye ‘de cereyan eden şekliyle toplumcu gerçekçilik. Marx, Engels, Pisarev, Bielinski, Çernişevski, Dobruliubov, Plehanov, Lunaçarski, Jdanov,Troçki, Lenin, Gorki, Lukacs, Mayakovski, Osip Brik, Viktor Şklovski, Roman Jakobson, Boris Kagarlitski Nâzım Hikmet, Şevket Süreya Aydemir, Taner Timur, Bülent Tanör, Kemal Sülker, Hikmet Altınkaynak, Niyazi Berkes, Behice Boran, Ömer Faruk Toprak, Memet Fuat, Asım Bezirci, Ahmet Oktay, Attila İlhan yazılarından kalkarak sosyalist realizmin Rusya’da sosyalizmi gerçekleştirmek amacıyla bir parti düşüncesine, yazar özgürlüğünün yazar görevine dönüşmesi, yozlaşması; Türkiye’de ise bu resmi anlayışa bağlı olarak ve ülkenin koşulları gereği antiemperyalist ve anti faşist bir karakter alması ve köylü aydınlanması övgüsüyle iç içe girmesi. Bu dönem sosyalist şairlerin şiirlerinin tahliliyle şairlerin poetikalarının sosyalist realizm algıları gösterilir.

3-Modernleşme ve Modern Türk Şiiri: Modern şiirin ne olduğu konusundaki tartışmalara bir cevap olarak yazılmıştır. Türk şiirinin modernleşme süreci. 1820’lerden günümüze değin. Modernizm nedir? Batıda modernleşme nasıl gerçekleşmiştir? Modernleşme modernleşmesini tamamlayamamış ülkelerde gelişmiş ülkelerin sömürme aracı haline gelmesi. Modernleşmenin bir model olarak çıkıp her ülkenin kendi tarihsel, öznel koşullarıyla bir gelişme süreci haline gelmesi. Batıda modernleşmenin kapitalizmin vahşi karakteri yüzünden içeriğinden uzaklaşması. Modern şiirin Baudelaire’den günümüze devam eden süreçte nasıl modernleşmeye karşı bir modernist düşünce haline dönüşmesi. Türkiye’de modernleşmenin 1830’lardan bu yana gelişme evreleri. Tanzimat, Edebiyatı Cedide, Milli Edebiyat, Sosyalist Gerçekçiler, hlkılar (beş hececiler vb) Charles Taylor, Voltaire (Kandid adlı eseri), Rousseau (Toplum Sözlşeşmesi, Yalnız Gezgin’in Hayalleri), Erdoğan Aydın (İslamiyet ve Bilim), Alexis de Tocqueville, Gregory Jusdanis, Charles Taylor, Serge Latouche, Fahri Belen, Samir Amin, Lyotard, Nietzche, Alain Tourain,Stefan Zweig (Bir politikacının portresi), Mallarmé, Nerval, Victor Hugo, George Sand, sembolizm, romantizm, P. Avisseau, Sartre, Norbert Lynton,Césanne, Ergin Yıldızoğlu, Kenan Akyüz, Feroz Ahmad, Hilmi Ziya Ülken, Adnan Adıvar, Hilmi Yavuz, Özdemir İnce,Yahya Kemal,Mehmet Kaplan ve bir bu kadar daha yazar ve şair…

4-Şiir, Din ve Cinsellik: Türkiye’de dinin bir rövanş olarak Türk modernleşmesinin karşısına dikildiği yıllarda görülen lüzum üzerine şiir temel alınarak yazılmıştır. Gerekli görülen tüm kaynaklar taranmış, din ve şiir ilişkisi, dinin toplumdaki önemi, geliştirici yanları ve sonradan özgür düşünce önünde nasıl bir engel haline geldiği bağlamında yazılmış bir kitap. Osmanlı’da aşk ve din anlayışı gözönünde bulundurulmuş, dinin Osmanlının gelişme ve gerilemesindeki rolü anlatılmıştır.

5-Şiir-İmge-Biçim-Biçem: 1980-2010 yılları arasında Türk şiiri ortamında şiddetle tartışılan biçim, öz, angaje şiir, özgürlük vb konularda yazılmış yazıların toplamından oluşan bir kitap. Amaç tartışılan konulardaki yanlış düşünceleri sergilemek, en azından meselenin doğru tartışılmasını sağlamak.

6-Nâzım’dan 70’li yıllara Türk Şiirine Eleştirel Bir Bakış: Türkiye’nin toplumsal gelişmesi bağlamında Nâzım’dan 1980’li yıllara değin önemli görülen bazı şairlerin poetik anlayışlarını eleştiren bir kitap. Sonradan Eleştirel, Çağdaş Büyük Türk Şiiri Antolojisi içinde yer aldı.

7-Şiir, Dil, Şiir Dili, Şiirsel Anlam: Şiir ve şiir dili, gidimli dil ekseninde yapılan tartışmalar odağında yazılmış bir seri yazıdan oluşan bir kitap. “Açık şiir, kapalı şiir ve Şiir Dili” üstüne üç yazı ile, şiirlerden örnek vererek konuyu açımlar. Klasik şiir ve modern şiir arasındaki farklılıkları şiirler üzerinden tahlil ederek modern şiirde imgenin örgütleyici rolüne vurgu yapar. Bu da Metin Cengiz’in şiir konusundaki ikinci teorik katkısıdır. Şiir dili ile gidimli dil arasındaki farkı açık ve net bir biçimde belirtir.  Fredric Jameson, Arnold Schönberg, Herbert Marcuse, Roman Jakobson, Berke Vardar, Orhan Hançerlioğlu, Mehmet Rifat, Sema Rifat, Taçlan Boyat, Yurdagül Gürpınar, Akşit Göktürk, Plehanov, Lukacs, Bob Perelman, Kripton Dinçmen, Aloysius Bertrand, Rimbaud, Mikhail Bakhtin, Voloşinov, Charles Sanders Peirs, Umberto Eco, Platon, Heidegger, Unamuno, Hans Magnus Enzenberger, Prof. Hüseyin Salihoğlu, R. Wellek, A. Warren, Marx, Paul Valery, Gerard de Nerval, Abbé Bremond, T.S. Eliot, Raymond Queneau, Friedrich Nietzche, Cemal Süreya, İmam Ebu Hamit El Gazali, Nicolas Boileau, Gazzali, Jacques Charpier&Pierre Seghers,  Hugo Von Hofmannsthal, J. P. Sartre, Pierre Jean Jouve,  Hegel, el Cahiz, el Curcani, J. Cohen, Mehmet Yalçın, Roland Barthes, Micheal Riffaterre, Mikel Dufrenne,  Pitagoras, Hasan Akay,İbn Arabi, Abdülbaki Gölpınarlı, Annemarie Schimmel, Fuzuli, Mevlana, Asım Bezirci, Mehmet H. Doğan, Fethi Naci…

8-Küreselleşme, Postmodernizm ve Edebiyat: Günümüzde şiiri etkileyen toplumsal bir olgu olarak küreselleşme, postmodernizm bağlamında yazılmış teorik bir kitap. İlk bölüm: Giriş; Gerçeklik Olarak Globalizm ve Edebiyat İlişkisi; Küreselleşme, Edebiyat ve Medya; Küreselleşme (Pozitif bakışla küreselleşme, postmodernizme giriş ve küreselleşme, negatif bakışla küreselleşme), Küreselleşmenin Tarihi (tarih öncesi, söz ve mitolojiler çağı), Soğuk Savaş, Yapısalcılık ve Edebiyat (soğuk savaş dönemi, soğuk savaş dönemi ve edebiyat, yapısalcılık ve göstergebilim), Küreselleşme, Yapısalcılık Sonrası Dönem ve Postmodernizm (emperyalizm, küreselleşmenin dünkü adı, küreselleşmenin günümüzdeki gerçekliği, haydut devlet, büyük çöküş, değer biçme, değer biçme-manipülasyon-edebiyat ve postmodernizm), modernist sanatın öyküsü, söylem olarak değer biçme),; Yapısalcılık Sonrası Postmodernizm ve Derrida (edebiyata ne düşüyor). 2. Bölüm: Küreselleşmeyi Meşrulaştırma Teorileri: (Sonculuk-Eskatoloji-Francis Fukuyama) 1-İdeolojilerin Sonu, 2-Tarihin Sonu, 3-Lyotard’ın postmoderni (Jean Baudrillard ve Jacques Derrida), 4-Modern ve Postmodern olan (Alex Callinicos, Petronius, Cesanne, Picasso, Lyotard, Lacan, Braque, Duchamp, Kant…) . Geniş bir kaynak. Yıllar alan okumalara dayalı bir tartışma.

9-İmge nedir: Şiirde örgütleyici olarak imge ve önemi. İmge nedir, her parlak cümle imge midir? Üretici, hakikatimsi olarak imge.  Geniş bir tarama. Referanslar: Avner Ziss, Kant, Cemal Süreya, Özdemir İnce, Lukacs, Wittgenstein,  İlhan Berk (Gerçeküstücülük), Jack Charpier-Pierre Seghers, Gaston Bachelard, Prof. Dr. Hüseyin Salihoğlu, Boris Suçkov, Boris Suçkov, Mehmet Rifat, Moissej Kagan, Raymond Williams, Voloşinov, J. P. Sartre, Yaşar Nabi Nayır, Salih Bolat, Pierre Jean Jouve, Adorno, Metin Cengiz, Walter Benjamin, Musa Bin Meymun, George Simmel, Ezra Pound, R. Wellek, A. Warren, Norbert Lynton, Ahmet Oktay.

10-Kültür ve Şiir: Şiirin içinde yaşadığımız ve dilin taşıyıcısı olduğu kültürden bağımsız olmadığı, şairlerin poetikalarını oluşturanın kültür olduğu yönünde bir araştırma-inceleme kitabı. Kültür nedir ve nasıl dönüştürülür? Yeniden üretilir? Var olana eklenmek ve farklı olanı önermek. Türk Şiirinin gelişme seyrini bu bağlamda tartışan bir kitap. Şiirin tarihsel sürecini üç bölümde ele alan Metin Cengiz bu savıyla teorik olarak şiirin gelişmesini anlaşılır bir biçimde açıklar. 1-Pratik evre, 2-Büyüsel-dinsel Evre ve 3-Estetik evre. Bu evreler insanlığın gelişme sürecine de denk düşer (insanlığın ilkel evresi, büyü ve doğaüstü güçlere inanma dönemi, birinci sözlü kültür dönemi; büyüsel dinsel evre, dinlerin kültürleri yönlendirdiği evre; ve modern dönem). Bu teorik sistemleştirme Metin Cengiz’in üçüncü katkısıdır. Le Petit Robert, Raymond Williams, Marx, Hegel, Gürsel Aytaç, Terry Eagleton, Lukacs, Germain Bazin, Mihail Lifşits, Walter J. Ong, Agâh Sırrı Levent, Abdülbâki Gölpınarlı, Hacı Bektaş Veli, Baudelaire, T. S. Eliot, Aijaz Ahmad, John Tomlinson,  Georg Simmel, Habermas, David Frisby, Mehmet H. Doğan, Jean Cohen, Özdemir İnce, Nâzım Hikmet, Metin Cengiz,  Friedric Schiller, Fredric Jameson, Walter Benjamin, Agâh Sırrı Levent, Halil İnancık, Chin-tao Wu, Frances Stonor Saunders, Theodor W. Adorno, Ortega Y Gasset, Ahmet Sait Akçay

11-Felsefe ve şiir: Felsefe ve Şiir hakkındaki tartışmalar sonucunda doğrudan kitap olarak yazılan ve sonradan bu konuda yazılmış polemik yazılarıyla oluşan bir kitap. Burhanettin Batıman, Schiller, Jacques Charpier, Taylan Altuğ, Heidegger, Sedat Umran, Yücel Kayıran, İvan Frolov, Voloşinov, Selahattin Hilav, R.Wellek-A.Warren, Moissej Kagan, Berna Moran, Tülin Bumin, Kant, Hegel, Hilmi Yavuz, Henri Bergson, Terry Eagleton, Mikhail Bakhtin, Metin Cengiz, Mehmet Yalçın, Fethi Naci, Ezra Pound, Gérard Schaefer, Tevrat, Talmud, Levinas, Heidegger, Wittgenstein, Raymond Williams, Pythagoreas, Ali Şeriati, Michèle Riot-Sarcey/Thomas Bouchet/Antoine Picon, Platon, Karl Popper, Alfred Weber, Doğan Özlem, Althusser, Habermas, Anthony Giddens, Quentin Skinner, Enis Batur, Paul de Man, Kierkegaard, Vefa Taşdelen,  Husserl,  Todorov

12-La Paix: Hayata ve şiire değin denemeler: Birlikte Yaşamak ve Şiir 1-2-3,  Kılavuzluk ve Şiir, Alkol Üstüne Aforizmalar, Marketler ve Şiir, Beylik, Dil ve Şiir, Birey ve Şiir, Futbol ve Şiir, Sanat ve Şiir, Tanrıtanımazlık ve Şiir, Şehir ve Şiir, Piyasa ve Şiir, Savaş ve Edebiyat, Varoluş ve Şiir, Şiddet ve Şiir, Yoldaki Işık, Tunus-Mısır-Yemen, Yalınlık Üzerine Şiirler, Giysi ve Şiir, Düş ve Şiir, Şiirimizde Gerçekliğin Ağırlığı, Şiir ve Dünya İşleri, Alkol ve Şiir, Genç Bir Şairin Sorusuna Cevap, Protesto ve Şiir, Şiir ve Barış Üzerine Birkaç Düşünce, Yalan ve Hakikat İlişkisi ve Şiir, Evet mi Hayır mı, Kars ve Şiirim, Ninemin Gözüyle Ermeni Olayları, Nâzım Hikmet’e Cevabımdır.

Örneğin Dil ve Şiir’de, dil ve şiir ilişkisini dilin ne olduğu bahsinden yola çıkarak anlattım. Dil, dili konu edinen bilim dallarının bakış açısına göre derinleşip anlam kazanırken şiir ile olan ilişkisinde dil kendi keyfini bulur. Anlam şiirin derinlerine doğru yolculuk yapar, dil başka bir bağlama göre değil sadece kendiyle anlam kazanır. Bir konu veya araç değildir, onun dışında sadece kendidir. Çünkü dil şiirle böyle bir özellik kazanır, dil şiirle kendini anımsar, ortaya çıktığı eskil zamanları. Örneğin şunu demişim : ” Şiirin kendine yolculuğu dilin kendiyle kurduğu ilişki demektir. Bu yolculuk tamamen sözcüğün öbür sözcüklerle olan çağrışımsal, tınılı ve görüntüsel dünyasında işler. Dille imkan bulan gerçeklik ve yapıp etmelerle olan ilişkisi ise tematik ve anlam boyutundadır. Genellikle görülen ve üzerinde sözü edilen boyut bu boyuttur. Bu boyut derinlik kazandıkça bir art alan da oluşturur. İlk boyut ise anlam olarak şiirin görünen değil görünmeyen alanıdır. Daha çok biçimle ilgili olandır. Ezgide, vurguda, sözün sözle oluşturduğu tınıda vb. derinlik kazanır. Dizeler okundukça bu derinlik de enine boyuna farklı boyutlar edinir.”

Birey ve Şiir’de ise insanı toplumsal bağlamı ve topluluk bağlamı (cemiyet-cemaat) ve kendi bireyselliği içinde işledim. Topluluk birbirine benzer üyelerden, cemiyet farklılaşmış ve farklıların birliğinden (külli-bütün-evren-tanrı…) oluşur. Birey ise toplumun bir bileşeni olarak tanrının bir başka görüntüsüdür. Şiir ise burada ortaya çıkar. “Şiir bireyi, biricikliği kaçınılmaz olarak varsaydığı için zorunlu sayar. Biriciklik ise şairin kendi şahsi deneyim ve yaşantılarını şiirleştirmesiyle olanak bulur. Külli olan, gelişmişliğin son aşamasını gösterir. Ulaşılmak istenen hedeflere onun imgesiyle varılır ancak. İmge mutlak olarak bir gerçeklik donuna hiçbir zaman bürünemez. Çünkü bu gelişmenin sonu demektir. Külli olanın düşüncesinin gölgesi bile yoksa, orada bir’in kendine özgü durumunu anlatan birey’den söz etmek mümkün değildir. Külli olan cemaatla örtüşmez. Cemaat, toplumsal gelişmişliğin belirli bir evresine tekabül eden bir toplumsal yapılanma, külli olanın ilkel durumudur. Tarihsel olarak o dönem zorunlu bir aşama olup bugünden bakılarak değerlendirilir ama yargılanamaz. Günümüzdeyse ancak karikatürüdür. Bu nedenle yargının kapsamı içerisindedir. Çünkü külli olanın görüntüsü değil, külli olanın yalnızca zahir yanını görüp onu algılayabilenler tarafından gerçekleştirilmiş, cemiyetin karikatür haline getirilmiş bir toplumsal yapılanmadır. Gelişmeye karşı, külli olanın kendini farklılaştırmasından korkan bir yapılanma.

Bunun şiirdeki ifadesi taklit, imge avcılığıdır. Kendini ortaya koyma korkusu dahası.” Bu aynı zamanda içinde yer aldığım ülkemin cemaat-cemiyet sorunsalına a verilmiş bir cevaptır.

 

SANAT VE ŞİİR adlı yazıda ise şiirin sanat ile farkını anlatıyor. Sanat baskıcı sistemler için her şey iken şiir düşmandır. “ Sanat olsun, dünya yıkılsın: Bir zamanlar İtalyan fütüristlerinin sloganıydı bu sözler:  fiat ars, pereat mundus. Şimdi bilinçsiz bir biçimde bir çok şairin düsturu oldu. Şöyle açıklayalım: Dünyanın bugünkü hali, yüzleri birbirine bakan binlerce aynanın arasına konmuş bir panayır yerini andırıyor.” Burada sanatın görüntüyü şiirin ise özü temsil ettiğini anlatıyorum. Hitle dünyasında sanata verilen önemi anımsayalım.

 

TANRITANIMAZLIK VE ŞİİR Burada tanrı inancı sorgulanıyor. Yazının kendisi oldukça ilginç.

Tanrısızlık mı?Ateizm bir insanlaşma durağıdır. İnsanın, kendi beniyle ve kendini çevreleyen diğer varlıklarla (benlerle) ilgili, giderek doğa, yaşam, ölüm üzerine geliştirdiği ve bütün bunların anlamını sorgulamasıyla oluşan, karmaşık ve uzun tarihi süreçte idrak/icat ettiği Tanrı kavramı, yine aynı süreçte insan aklının sorgulamasına maruz kalmıştır.

Bakunin ne diyordu? Anımsadığım kadarıyla şöyle bir şeydi: “Tanrı gerçekten varolsaydı bile insanlığın ilerlemesi için onu öldürmek gerekecekti.”

Şiir mi? Orda artık dua yerine de geçebilir. Kendine karşı duyulan hayranlığın duası.

 

13-Platon ve Aristoteles’te Şiir Düşüncesi: Aristo ve Platon ile başlayan şiir düşüncesi hakkındaki ilk sistemli görüşlerin daha sonraki poetik düşüncelere nasıl temel olduğu, açıklamalarla gösterilmiştir. Platon’un İon, Şölen, Devlet, Sofist kitapları temel alınarak, Ezra Pound,  Stephen Spender, Hans Magnus Enzensberger, Paul Valery, Novalis, Baudelaire, Tolstoy, Marx, Horace, Hegel, Avner Ziss, Ernst Cassirer, Moissej Kagan, Chateaubriand, Mme de Steal, Victor Hugo, Balzac, Merimée, Vigny, Alfred de Musset, George Sand, Stendhal, Gerard de Nerval, Byron, Gautier, Mallarmé, Verlaine’, Baudelaire’, Rimbaud, Boileau, Hesiodos, Homeros ile bağlantılı şiir düşüncesi değişimlerle anlatılır. Platon’un Elenkhos yöntemi (Sokrates gibi bir konuda doğru düşünceyi kanıtlamak için o konudaki yanlış düşünceleri çürütmek), onun paradoksu (şairlerin sözünü hem tanrısal gösterir, hem de uyduruk, deli saçması olarak niteler ve inanılmaması gerektiğini berlitir) açıklanır. Marksist yansıtma Kuralı üstündeki etkisi belirtilir. Bölüm Alain Badiou ile tartışılarak bitirilir. Badiou’nun sanatla ilgili üç şemasının ve Platon’u ilgilendirdiği didaktik şemasının yanlışlığı gösterilir. (1-Didaktik kategori, 2-Romantik kategori, 3-Klasik şema..)

Aristoteles’in farklı çevirilerden Poetika’sı temel alınarak Ahmet Cevizci, Heidegger, T.S Eliot, Homeros, Bertolt Brecht, Francis Claudon, Cemal Süreya ile ilgili şiir düşüncesi açık edilir. Aristoteles’in trajik şiir düşüncesi lirik şiir üzerinden tartışılarak aradaki fark belirtilir. 2. tartışmada mimetik katharsis düşücesi ile Aristoteles şiir düşüncesi karşılaştırılır ve son tartışma olarak Marksist görüşler (Alain Badiou, Lukacs, Bertold, Plehanov, Brecht, Eugene Lunn) tartışılır.

 

 

 

14-Cemal Süreya: İkinci Yeni Bilincinin Kurucu Gücü: Türkiye’de 1950-60 yılları arasındaki toplumsal değişmenin, Avrupa’daki sanatta ve edebiyatta görülen art arda yaşanan değişikliklerin, özellikle sürrealizmin, ve bunların getirdiği, 1953’lerdeki yeni bir şiire duyulan ihtiyacın doğurduğu İkinci Yeni şiiri, bu şiiri adeta tasarlayan, teorik zeminini oluşturan düşünceleriyle Cemal Süreya temel alınarak inceleniyor.

15-Şiir Nasıl Yazılır:Varlık Dergisinde 2000’li yıllarda gençlere yönelik yazdığım yazıların derlemesi.

16-Eleştirel, Çağdaş, Büyük Türk Şiiri Antolojisi: Cumhuriyet dönemi önemli Türk şairlerinin üzerine yazılmış eleştirel değerlendirmelerden oluşan bir kitap. Aslında Cumhuriyet Dönemi şiir tarihi. Henüz dünyada böyle kapsamlı bir eleştiri temelli antoloji yazılmış değil. Bu açıdan da eşsiz bir kitap. Her şairin şiirini anlamak için yalnızca o şiirin kilidini açabilecek yöntemin kullanılması da farklı şiir okumalarının örneklerini içerdiğinden, teorinin pratiğe uygulanması bağlamında değerli bir çalışma.

17-Özdemir İnce: Türk Şiirinde Bir Mihenk Taşı: Özdemir İnce üzerine yazılmış eleştirel metinlerden oluşan bir kitap.

18: Şiir ve Eleştiri: Bu kitabında şiir eleştirisi üzerine çeşitli anlayışları ele alır. Şiir eleştirisinin nasıl olması gerektiği konusu işleniyor. Ülkemizde eleştirinin halen eleştirel aklın bir ürünü olmaklık doğrultusunda ciddi çalışmalar olmadığı, bu konuda sürekli bir yakınma bulunduğu anımsanırsa değerli ve yol gösterici bir kitap.

19-Etkisi Üzerinden Şiir Okumak: Bu kitapta öncelikle teorik olarak “yeni bir okuma önerisi” öneriliyor. Kitap şeklinde planlanmış ve birbirini tamamlayan yazılarla şiirin üstüne çektiği dikkat ve bu dikkatin gösterdiği etki üstüne şiirde farklı bir okuma, eleştiri biçimi öneriliyor.

***

NELER DEDİLER:

SALİH AYDEMİR 

… Metin Cengiz, imge üzerine yayımladığı kitabında klasik-modern şair, yazar ve felsefecilerinden alıntılar yaparak şiirimizin o uzak-soyut kavramı üzerinden imgeyi açımlamaya-netleştirmeye çalışmış…

“İmge Nedir ?” kitabı şiirde ve hatta günlük dilde sanatçıların-düşünürlerin pek sıklıkla ele aldığı imge sözcüğüne yaklaşım denemesi olarak oldukça başarılı  bir kitap…

… Şair/ Yazar Metin Cengiz, imge (imaj) değerlendirmesini yaparken bir çok sanatçının-okurun imgeden ne anlaşılması ya da neyi çağrıştırmasına dair köşeli olmayan bir yaklaşımla daha doğrusu yorumla birikimlerini yansıtıyor…

 

…İmgenin biçimsel bir gerçeklik yaratması gerektiğini ve eğer yaratamıyorsa şiirin anlaşılmayacağını, şairin karanlık ve ulaşılmaz bir dil kullanıyorsa, ortaya şiir adına ciddi bir sorunun çıkacağını belirten M. Cengiz, bu düşüncesini Eliot’un kalemiyle destekler: “Ama şiir özellikle şair için yazılmış olursa, çok özel ve bilinmeyen bir dilde yazılmış olurdu; ve yalnızca şairine hitap eden şiire şiir denemez.”

 

* İmge Nedir ? – Metin Cengiz – Digraf Yayıncılık,

Mayıs 2009

İSMAİL BİÇER

 

La Paix, günümüz şiirinin ustalarından Metin Cengiz’in, şiire ve hayata dair denemelerinden oluşan bir başucu eseri… Bu eseri, içerdiği konular ve yaklaşımlar açısından şaşırtıcı, besleyici ve sıra dışı bir yolculuğa benzetiyorum.

La Paix, şiir sanatının, yaşamın her alanıyla ilgisi (bağı) olduğunun ve şairlerin yaşamsal konulara dair mutlaka söyleyecek sözleri olması gerektiğinin en güzel örnekleriyle dolu.

Bu eseri, sıra dışı bir yolculuğa benzetmemin temel nedeni; şiirin ilişkide bulunduğu konulara dair, farklı, düşündürücü, ufuk açıcı ve şiirle ilgilenenler için neredeyse bir atölye çalışması boyutunda olması… Toplam otuz üç denemeden oluşan eserdeki başlıklar, daha önce çeşitli edebiyat ve şiir dergilerinde karşılaştığımız klişelerin çok ötesinde duruyor.

(*) La Paix, Metin Cengiz, Deneme, Şiirden Yayınları, Ekim 2011.

            “La Paix* Ve Sıradanlığın Dışına Yolculuk”, Birgün, 7 Temmuz 2012

ŞEREF BİLSEL

Metin Cengiz’in Modernleşme ve Modern Türk Şiiri adlı kitabı (Telos Yay. 2002) Tanzimattan bugüne Türk şiirinin geçtiği eşikler, bu eşiklere gölgesini düşüren şair ve kavramlar üzerine doyurucu saptamalarla yüklü. Dergide (Islık) Ahmet Ada’nın, Metin Cengiz’in son şiirleri üzerine yazdıkları da ilginç ipuçları taşıyor.

(Dergilerde Şiirler), Edebiyat ve Eleştiri, Kasım 2003

MEHMET CAN DOĞAN

… Şiirin Gücü’ndeki denemelerinde Cengiz, poetik görüşlerini belirginleştirmişti. Sanatı bireysel bir uğraş olarak kabullenip bireyin de modernizmin ürünü ve sonucu olduğunu vurgulayarak kaba gerçekçiliğe karşı çıkmıştı. 1980’li yılların politik şiir algısının karşısında duran, bununla birlikte ideolojiyi yadsımayan bu çıkış, şiirin kendine has değerlerini tanıma niyeti taşıyordu.

… Cengiz’in “politik şiir”e karşı çıkarken “toplumcu şiir”e yakın durması, gerçeklik anlayışından ileri geldiği kadar imgenin oluşumuyla da ilgilidir. Gerçekliğin imgesel tasarımlarla yorum kazandığını ve şairin “değişen insanı değişikliğin kendisiyle birlikte ele alıp yeniden üret”tiğini savunur. Bu kitaptaki denemelerde “toplumcu şiir”, üzerinde çokça durulan sorunlardan biridir. Şair, yanlış bir toplumculuk algısını düzeltme isteğiyle yazmıştır sanki bu yazıları. Israrla şunlara benzer açıklamalarda, vurgularda bulunur:

“Toplumculuk (…) mutlak olmayan, mutlak olmadığı için de görünenin arkasında kaygan ve ele geçirilemez bütünsel özün imgelerle algılanıp yaşamla somutlaştırılarak yeniden yaratılmasıdır.”

“Sanatsal gerçeklik, bilindiği gibi, imgelerle algılanan dünyanın güzellik yasalarına göre yeniden yaratılmasıyla çıkar ortaya. Dolayısıyla özneldir.” (“Sanat ve Gerçek”, ŞG, s. 18-20; italik Cengiz’in.)

…Cengiz, Şiirin Gücü’ndeki “Kültür ve Şiir” başlıklı yazılarıyla “biz”e özgü bir modernizmin nerelerde aranması gerektiğini yoklamış, “Yeniye Doğru” başlıklı yazısındaki “şiirimiz dünya şiir birikiminden gerektiği şekilde yararlanacak, kendi toprağı üstünde kendi öz besiniyle beslenerek yeni bir bireşimin üstünde gelişecek.” (ŞG, s. 37) sözüyle şiirdeki yeni hamleler için kaynağı göstermiştir.

                …Bu dönem hakkında yapılan değerlendirmeyi çok iyi özetlediği için şu paragrafı alıntılamanın yerinde olacağı kanısındayım:

“1940’lara kadar marksist yazın anlayışını dışarıda tutarsak, yazılan şiir hakkında, şunları söyleyebiliriz. Aydınlık bir dünyaya özlem, akılla kavranan ve dünyanın bilgi nesnesi olarak görüldüğü bir anlayış. İnsanların olanaklardan kardeşçe yararlandığı bir dünya istemi. Göğün sonsuzluklarından kurtulmuş insan aklının insanın kendine çevrildiği, onu görmeye çalıştığı bir anlayış. Ve bu anlayışın, sanata özlem duyan çocuksu bir ulusun dilinde mükemmel ileriye atılışı. Şiirde inşa sorunları, şiirin ne olduğu üzerine düşünme, ayrışma ve tartışmaların yaşandığı ve bu anlayışla oluşturulmuş, doyurucu estetik boyutta şiirler.” (s. 79)

…Kitabın ilettiği en önemli mesaj, Cumhuriyet’le başlayan ve günümüze gelene kadar yerleşen modern algının görülmesi gerektiğidir sanırım. Şiirdeki yeni hamlelerin gerçekleşmesi için Türk şiiri birikiminin yeterli zenginliğe sahip olduğunu savunan Cengiz, dışarıya refleksle değil kendi kaynaklarıyla şekillenen bir şiir anlayışının gelişmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

 

 

A.UFUK ELMAS

Gençlik Çağı,  Şarkılar Kitabı (Behçet Necatigil Şiir Ödülü) gibi şiir kitapları ve çeşitli dergilerde yayımladığı incelemelerinden tanıdığımız  Metin Cengiz’in  bu çerçevede değerlendirilebilecek bir çalışması da yakın zamanda sözü edilen yayınevinden çıktı.

‘Şiir,İmge, Biçim, Biçem’ isimli kitap; yazarın estetik birikimini kuramsal bir zemine taşıyarak, bir yandan sanatsal duyarlılığını estetik formlara dönüştürmeye çalışırken,(Şiir yazarak) diğer yandan kuramsal sorunsalları da ihmal etmeme kaygısıyla kaleme aldığı yazılarından oluşuyor. Ve bu niteliğiyle,  tam da yukarıda işaret ettiğimiz olguya hizmet ediyor.

Kitap, Metin Cengizin’in;  Hürriyet Gösteri, Adam Sanat, Şiir Ülkesi, Edebiyat Eleştiri, Şiir Odası, Cumhuriyet Kitap ve Islık dergilerinde  yayımlanan, şiir-dil başlığı altında toplanabilecek yazılarının bir araya getirilmesinden oluşmuş. Toplam 32 çalışmanın yer aldığı kitaptaki yazılar, günümüzde dil ve edebiyatın, temel sorunlarını ortaya koymak, bu sorunların her dönemde kazandığı yeni görünümleri saptamak ve her yerde, her zaman insanın çelişkiler içinden kendini yeniden kurmakla görevli olduğunu başlangıç ilkesi sayarak, tarihselliği en olumlu, düşünce mirasıyla devşirerek geleceğe taşımak maksadına matuf  bir üslupla kaleme alınmış.

İlk bakışta oldukça kuramsal soğuklukta görünen yazılar, uzman olmayan okuyucunun belki de edebiyatın vazgeçilmez unsuru olduğu bilinciyle, oldukça yalın bir sunum içinde kaleme alınmış.

Metin Cengiz’in’in,şiirin kuramsal sorunlarına yaklaşımı ve kullandığı teknik terminoloji okurun cesaretini kırabilir görünse de, edebiyatın ana problemleri olan bir çok konu,  günümüz sorunları çerçevesinde ele alınıp sağlam bir mantık zemini üzerinden ifade edildiğinden, akademik bir kuruluğa düşülmeden  konuya meraklı insanlarında faydalanabileceği bir dille kaleme alınmış.

“Şiir, İmge, Biçim, Biçem”, Yaratım, Ağustos 2006

 

DOĞAN HIZLAN

BAZI şairler sadece şiirlerini yazarlar, şiir üzerine düşüncelerini yazıya dökmezler. Metin Cengiz, şiir üzerine düşünen, düzyazıları ile de şiire katkısı olan şairler sınıfından.

Düzyazısı olan, poetikasını açıklayan -bir anlamda böyle niteleyebiliriz- şairlerin beni ilgilendiren yanı, yazdıklarıyla, diğer bir deyişle kuramıyla şiiri arasındaki bağlantıyı sağlamasıdır. Çünkü şiiri, yazdıklarının uygulamasıdır.

… Metin Cengiz’in Şiir, Dil, Şiir Dili(*) kitabı onun şiirlerinin yorumlanmasında anahtar işlevi üstleniyor.

… Politik şiir, üzerine çok düşünüyoruz. Edebiyat tarihi her dönemde bunu gündemine alıyor. Ben Metin Cengiz’in iyi politik şiirden yana olan yorumuna katılıyorum: “Oysa iyi bir politik şiir, eğer iyi bir politik metinden çok daha fazla bir şeyse, bunun nedeni şiirin politik metinden içerdiği fikir bakımından zenginliği değil, sözcüklerin seçiminden tutun da, ses, imgelem, sözcüklerin kendilerine çektikleri dikkat vb. içsel olanlar bakımından fazlalıkları neyse odur.”

Türk şiirini ve Türk şairlerini okuyorsanız, yaklaşım sağlamlığını artırmak, değerlendirmelerinizi güçlendirmek istiyorsanız, Metin Cengiz’in Türk Şiirine Eleştirel Bir Bakış-Nâzım’dan 70’li Yıllara (**) adlı incelemesini de kitaplığınızda bulundurun, çünkü sık sık bakma gereği duyacaksınız.

 

(*)Metin Cengiz / Şiir, Dil, Şiir Dili / Şiirden Yayınları

(**) Metin Cengiz / Türk Şiirine Eleştirel Bir Bakış-Nâzım’dan 70’li Yıllara / Babil Yayınları

“Şiir üzerine düşünmek”, Hürriyet, 27.08.2010

 

DOĞAN HIZLAN

 

Metin Cengiz’in hazırladığı ‘Eleştirel Çağdaş Büyük Türk Şiiri Antolojisi’nde 127 şair yer alıyor. Antolojiye giren şairlerin sayısı, antolojinin kuşatıcı anlayışını yeterince kanıtlıyor.

Yazının başlığını okuyanların itirazını biliyorum.

Her iyi şair, şiir bilgisine sahip değil midir?

Böyle soruların kesin yanıtını bir türlü veremem.

Çünkü kimi iyi şairler şiir üzerine yazmazlar yani kısacası poetika ile ilgilenmezler.

Yanlış anlaşılmasın, şiir üzerine yazmak iyi şairliğin olmazsa olmazı değildir.

Fakat, bir şair antoloji yapmak istiyorsa, işte o zaman şiiri bilmesi gerekir.

Çünkü tek tek şairleri değerlendirirken, onları şiir tarihindeki farklı odalarda ağırlayacaktır.

 

Okur Neden Bu Antolojiyi Edinmeli

Metin Cengiz’in “Eleştirel Çağdaş Büyük Türk Şiiri Antlojisi” (1920-2015) sıraladığım öğeleri bir arada sunuyor. Baştaki ‘Kitap Üzerine’ yazısını okuduktan sonra sayfalarını çevirmeye başlayın.

Bazı satırları, kitabı tanıttığı, diğer antolojilerden farkını ortaya koyduğu için okumanızı isterim: “Antolojinin işlevi şiiri sevdirmek değil, geleneği işaret etmek ve bu gelenekte yer alan şairlerin yerlerini göstermektir.

Kitabın içinde yer alan yazılar, çağdaş Türk şiirinin gelişme sürecini ve seyrini Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana günümüze değin ele alan, bu yüzyıllık dönemde Türk şiiri poetikasındaki değişim/ dönüşümü ana hatları ile ve bu hatları belirgin bir biçimde göstererek şairlerin poetikalarını gösteren, değerlendiren/ eleştirel aklın süzgecinden geçiren yazılardan oluşmaktadır.

 

(…) Bu antolojide yer verilen şairlerin şiirlerini eleştirinin süzgecinden geçirirken her şairin, kendi şiirinin niteliğini anlamaya uygun okumalar yapıldı. Yani yalnızca belirli, öne çıkan eleştiri anlayışlarından yola çıkılarak, şablonlara göre ele alınmadı nesne edinilen poetikalar. Yalnızca çağdaş eleştiri anlayışlarından yararlanmak yerine şiir biliminden de alabildiğine yararlanıldı.”

 

Öznelliğin Zalim Tuzağına Düşmelerinden Rahatsız Olurum

Bu uzun alıntıyı yapmamın nedeni, okurun neden bu antolojiyi edinmesi gerektiğini izah etmesidir.

Antoloji yapanların, öznelliğin zalim tuzağına düşmelerinden rahatsız olurum.

Hele öznelliği böbürlenerek savundukları zaman, o antolojinin antoloji olma özelliği kaybolmuştur.

Bu önem verdiğim iki gerekçeye de, Metin Cengiz itibar etmiş.

Antolojide Kullanılan Yöntem, birçok okurun ilgisini çekecek, olumlu yaklaşımlarını sağlayacaktır. Hazırlanma yöntemi nasıl?

1-Şiir poetikasıyla (anlayış),

2-Biçemsel (üslu) özellikleriyle,

3-Dönemi içindeki önemiyle,

4-Şiire varsa katkısıyla,

5-Kendi dönemi içinde varsa çığır içindeki öncü rolüyle.

127 şair yer alıyor antolojide.

Antolojiye giren şairlerin sayısı,antolojinin kuşatıcı anlayışını yeterince kanıtlamaktadır.

Şairler hakkındaki değerlendirme, ürünlerinden seçmeler elbette bir öznel durumun izini sürer.

Ama seçimin genişliği bile bir nesnellik göstergesidir.

Her zaman söylerim; antolojilerin bir yararı da şiir okurunu tek tek kitaplara yönlendirmesidir.

Metin Cengiz’in antolojisi şiiri ve şairleri tanıttığı kadar bir şiir tarihi hüviyeti de barındırıyor.

Sık sık başvuracağınız, iyi hazırlanmış bir antoloji.

 

“İyi Şiiri Bilmek” 23.04.2016 Hürriyet Cumartesi

 

AYDIN İLERİ

Metin Cengiz’in  Babil Yayınları’ndan çıkan çalışmasında Nazımdan 70’li yılara ve 70’lerden günümüze Türk Şiirinin ustalarının  poetikalarına, şiir biçemlerine değinerek  dünyaya, insana ve şiire dair bütün duyarlıklılarını ustalıkla kaleme alıyor.

… Cengiz’in yazdıklarını okurken, Türk Şiirinin usta kalemlerinin yaşamı, şiiri, dünya görüşüne ait bilmediğimiz bilgileri aktararak tanımadığımız ya da az tanıdığımız şairlerle okuyucuyu yakından  tanıştırıyor. Şiirin ve şairin hayatla bağını, yaşadığı ve gördüğü sorunsallara değinmesini, gerçeklikle imge arasında şairlerin kurduğu yıkılmaz köprüleri aktarıyor.

 

Şairlerin çağdaşlarıyla karşılaştırmalarda bulunan yazar, şairin yaşına (şairin şiirinin evrelerine göre) ve yaşadığı politik atmosfere, ait olduğu edebi camiaya göre  üslup ve dil poetikalarının değişiklikler göstermesini okuyucuya sunuyor. Cengiz, yaptığı tüm incelemelerde şairlerin politik tutumlarını, dünya görüşlerini şiirleriyle özleştirerek okura yansıtabildiğine sıklıkla değiniyor.

“Modern Türk Şiiri Üzerine İnceleme”, www.yitikulke.com

Metin Cengiz:  Türk Şiirine Eleştirel Bir Bakış, Nazım’dan 70’li Yıllara

Babil Yayınları, Eylül 2005 , İstanbul

 

 

YÜCEL KAYIRAN

Metin Cengiz’in ‘Felsefe ve Şiir’ adlı kitabını, şiir ile felsefe ilişkisini açıklamaya yönelik felsefi bağlamda yer alan bir çalışmadan çok, (felsefi şiirin bazı argümanlarına) ‘itiraz’ (etme) ve (onu poetik olarak) ‘hesaba katma’ bağlamında kaleme alınmış bir kitap olarak adlandırmak lazım. Göz ardı etmemek gerek, Felsefe ve Şiir, bir felsefecinin veya bir sosyal bilimcinin değil, bir şairin kitabı. Hesaba katarak itiraz etmek, sadece Felsefe ve Şiir’in anlatıcı-öznesinin bir üslubu değil, daha ötesi, Metin Cengiz’in, şair olarak varoluşunun bir ırası. Bu ıranın ayırıcı özelliği, bir düşünceyi benimsemeyerek karşı çıkmak ediminde değil, aynı zamanda, karşı çıkılan düşüncenin kapladığı yerin de hesaba katılmasında, çeşitli olasılıklar arasında itiraz edilen şeyin durumunun ve rolünün de düşünülmesinde ortaya çıkmaktadır. Hesaba katarak itiraz etmek, ötekinin tavrı ile düşüncesi karşısında kendi pozisyonunu yenilemek, gözden geçirmekle birlikte, poetik düşünceyi mücadele pratiği içinde ortaya koymak anlamına da gelmektedir. 80’li yıllar şiirinin önde gelen isimlerinden bir olan Metin Cengiz’in Marksist olduğunu, ‘günümüz şiir ortamındaki’ şair olarak duruşunu diyalektik karşıtlık mücadelesi içinde belirlediğini de unutmamamız gerekir. Gerek Marks ve gerekse Engels, düşüncelerinin açılımını ötekiyle polemik içinde geliştirmişlerdi. Nitekim hesaba katarak itiraz etmek, sadece ‘Felsefe ve Şiir’in değil, Cengiz’in diğer çalışmalarının da, örneğin ‘Şiir, Cinsellik ve Din’ (2005), ‘Şiir, İmge, Biçim, Biçem’ (2005), ‘Küreselleşme, Postmodernizm ve Edebiyat’ (2007), ‘İmge Nedir’ (2009), ‘Kültür ve Şiir’in de (2010) temel ırasıdır. Cengiz’in, kendi kuşağı içinde, şiir kültürüne, kuramsal yazılarla katkıda bulunan tek şair olduğunu belirtmek gerekir. Bu arada, ‘Toplumcu Gerçekçi Şiir 1923-1953’ adlı kitabının da, önemini vurgulamak isterim.

“Felsefi Şiir’le Hesaplaşmak” Radikal Kitap, 15-04-2011

 

 

 

 

CELAL SOYCAN

Metin Cengiz, şair kimliğinin bütün kavşaklarında, gerektiğinde kendi şiiri üzerinden Türk şiirinin sorunlarını tartışmış, kavramsal açılımlı bir söylemle, modern şiirimizi Türk modernleşmesindeki zihinsel sürecin içinden okumaya çalışmıştır. Bu çaba, bütün dönem tartışmalarında dizgeli, sınanabilir bir üretimin de dinamiği olmuştur. “Modernleşme ve Modern Türk Şiiri” başlıklı bu son kitabıyla yazar, kimi süreli yayınlarda dillendirdiği görüşlerini, kendi içinde dizgeleşmiş bütünlüğü içinde, okurla ilk kez buluşan bölümlerle zenginleştirerek şiir kamuoyunun kullanımına sunuyor. Türk modernleşmesinin kuramsal sorunlarını somut veriler üzerinden netleştirmiş, din, bilim, akıl ve “modernleşen yazın hattında” Namık Kemal’den Akif’e kavramsal okumalar yapmış.

Cumhuriyet sonrası modern şiirimiz, kurucu öncüleri, kırılma yerleri ve yönelimleriyle günümüz şiirine bağlanırken, yaşanılan sorunlar, akımlar ve dinamikler gelecek şiirimizin yapısı içinde anlamlandırılmış. Bunca kapsamlı bir çalışmanın yüz elli sayfalık bir kitaba kurgu, dil, söylem ve kavramsal yoğunluk açısından önemli zorluklar yüklemesi kaçınılmaz. Bu noktada, okurun katılımı ve yeniden üretimi öngerek sayılmış; bunun yanında çok özenli bir dizgeleştirme, kavram kullanımı ve örnek sunumlarla okura sağlam, yalın, ışıklı bir dip yüzey kurulmuş.

Modernleşme ve Modern Türk Şiiri adlı çalışma, bütün katkılarının ötesinde, modernist bir zihinsellik içinde Tanzimat’’an günümüze şiirimizin profilini çıkarmakla ve bunu her adımda sınanan bir dizgeselliğe kavuşturmakla, çok önemli bir kuramsal boşluğu doldurmuştur. Marksizm’den Kemalizm’e, Aydınlanmadan pozitivizme farklı düşünsel aksların ideolojik yapıda donarak şiiri bir iktidar söylemine soğuran baskıları sonucu, modernitenin özgün kavramları ve deneyimleri içinden şiiri öncelikle estetik bir düzey olarak konuşma olanağı iyice daralmışken, az sayıdaki benzer çalışmaları önemle ve saygıyla karşılamalıyız. Yazarın da belirttiği gibi. “Geçmişi yeniden değerlendirmek kadar geçmişi yeniden kurmak düşüncesi” ve bu düşüncenin evrensel kodları, verili bilginin, ikili kıskaçların, ideolojik donmanın ötesinde aranmalıdır. Metin Cengiz’in bu çalışması, aynı kaygıdan hareketle ortaya konulan sınırlı kitapla birlikte, düşünsel bir yapı kurmuştur. Şiir kamuoyu, önceye/şimdiye/sonraya ilişkin yol işaretlerine sahiptir. Şiir besleyen bilgi biçimlerine başkaca ulaşmanın yolu mu var?

“Modern Türk Şiiri İçin Zihinsel Onarımlar”, Varlık, Ağustos 2003