Tag: Metin Cengiz

ŞİİRE ŞİİR OLARAK BAKMAK/METİN CENGİZ

Son günlerde şiir dünyamızda “şiire şiir olarak bakmak” anahtar bir cümle haline geldi. Şairi bir yana bırakan ve öncelikle şiirin “şiir” olması gerektiğini vurgulamaya çalışan bu cümle, farklı şiir anlayışlarında, neredeyse ağırlıklı bir tanım olarak görülmeye başlandı. Bence, bir ön yaklaşım, önyargısız bir ilk değerlendirme için gerekli ve artık sloganlaşmaya yüz tutmuş olan bu tanımın (!) bir şiiri değerlendirmek için yeterli bir bakış biçimi olarak görülmesi, konuyla ilgili bir yoksullaşmayı da göstermektedir. Özellikle, bu tanımın içinde, o andaki şiirle ilgili verili bilgiler, önyargılı bakışlar ağırlıklı ve belirleyici olduğu için, bu tanım birçok belirsizlik içermektedir. Gerçek bir şiir okuyucusu bile, çok...

Devamını Oku →

YAŞADIĞIMIZ GÜNLER/ METİN CENGİZ

YAŞADIĞIMIZ GÜNLER   İyi günler yaşamıyoruz Gençlerimizin güneşi batıyor bir bir Çoluk çocuk kadın ve yaşlı Ölümün müziğini dinliyoruz Ve yudumluyoruz susamışçasına Sunduğu şarabı   İyi günler yaşamıyoruz Günler yol alan tren gibi karanlık bir vadide Hiçbir kesinliği yok bu gidişin Hiçbir anısı yok bu yolun   İyi günler yaşamıyoruz Acı anılar dağ gibi birikiyor   İyi günler yaşamıyoruz Artık onar onar ölüyoruz Bir bomba patlıyor aramızda Barış ve kardeşlik için diyorlar Böyle bir bomba patlıyor içimizde ***   Allah büyüktür, Allah büyüktür, Nicedir sırtımızda kambur gibi Devlet ve ölüm Bu iki hece

Devamını Oku →

ŞİİRİ MEŞGUL EDEN KONULAR/ METİN CENGİZ (Varlık, Şubat 2001)

Enver Ercan geçenlerde, sırasıyla Metin Celal ile Abdülkadir Budak’ın daha önce farklı başlıklarla uzunca süre,  Sina Akyol’un ise artık son vereceği ve son bir yıldır yazdığı köşede, benim yazmamı teklif edince, Varlık’ta yeniden düzenli aralıklarla yazma fırsatını da bulmuş oldum. Böylece, kendimce kafamı kurcalayan sorunları kaleme alabilecektim. Böyle durumlarda nelerin yazılması gerektiği ya zamana, zamanın getirdiği sorunlara ayırarak güncel takip edilir, ya da daha planlı davranılarak başka bir şey yapılır. Bu başka şeyin ne olduğunu tam bilmediğim için de, içinde yer aldığım, çıkan dergilerden ulaşabildiğim kadarıyla takip etmeye çalıştığım ve yazılar yazıp üzerine düşündüğüm Türk şiirinde nelerin tartışıldığını, şairleri, eleştirmenleri...

Devamını Oku →

Ali İsmail Korkmaz

ALİ İSMAİL KORKMAZ   Eskişehir sulanan bir tohum gibi göğermiş Şarkılarla türkülerle yunuyoruz yüzümüzü Göğüme sığmıyor artık sevincim Sanki yabancı bir dilde kendimi tanıyorum Sokak lambaları yüreğimde yanıyor sanki   Kanal boyunca geziyorum geceleyin Gezgin bir kuyruklu yıldız gibi Bir tekne olmak geçiyor içimden Mavi sularda zar zor ilerleyen     Karşıdan ölümüm el sallıyormuş bu yaşta Bu yaşta linç edilecekmişim Tanrılar kan istiyormuş ben kurbanmışım Bu yaşta nerden bilirim   Beni dar bir sokakta öldürdüler Taş tahta sopa öldürdüler Gecenin bile elini eteğini çektiği yerde Gençliğimi öldürdüler düşlerimi öldürdüler Metin Cengiz  

Devamını Oku →

Mirabeau Köprüsü/ Apollinaire

Dün gece Apollinaire'in o güzelim şiiri Mirabeau Köprüsü'nden üç dört dize paylaşmıştı genç bir dostum (Abuzer Gülpınar). Ben de aradım ve bu şiirin bütün çevirilerini kendi çevirimle vermeye karar verdim. Okuyalım...       Mirabeau Köprüsü'nden bir görünüş   Le Pont Mirabeau/ Guillaume Apollinaire Sous le pont Mirabeau coule la Seine Et nos amours Faut-il qu'il m'en souvienne La joie venait toujours après la peine. Vienne la nuit sonne l'heure Les jours s'en vont je demeure Les mains dans les mains restons face à face Tandis que sous Le pont de nos bras passe Des éternels regards l'onde si lasse...

Devamını Oku →

Eleştirel Çağdaş Büyük Türk Şiiri Antolojisi için Muzaffer Kale sordu, Metin Cengiz cevapladı

  ANTOLOJİ, SÜRECİ AÇIKLAMALI Muzaffer Kale **1920-2015 Cumhuriyet döneminin karakteristik belirleyenlerini şiir  ve poetika olarak da içinde  geliştiren bir süreç, Cumhuriyet döneminden  önceki şiire etki eden düşünce akımlarını, 1920-2015 sürecinde gelişim/değişim evreleri bakımından nasıl değerlendirebiliriz. Cumhuriyet dönemiyle birlikte ne, nasıl değişti? Metin Cengiz-Bilindiği gibi Türk-Osmanlı toplumu İslâm düşünce ve kültürü içinde serpilip gelişmiştir.  Bu gelişme yaklaşık 14. yüzyılda tamamlanmış ve Divan edebiyatı, Tekke şiiri ve Halk şiiri (Saz ve âşık edebiyatı) de dahil tüm  kültür ürünleri bu düşünce ve medeniyet algısı içinde üretilmiştir. Hatta Osmanlı döneminde education sentimentale (duygusal eğitim) olarak saray ve çevresinde verildiği bilinir. Ülkemizin modernleşmesi sürecinde ise...

Devamını Oku →