25 %

Şiirden Dergi Sayı 46

0 adet satılmıştır.

 12,00  9,00

Kategoriler: ,

 

Grafiker dostumuz Şendoğan Yazıcı’nın olmayışı daha yoğun bir çalışma gerektirdi. Nur Alan’ın kapak çalışmasıyla Şiirden Dergisi kapağı eski biçimi üstünden yeni ve daha zengin bir forma ulaştı.

Önümüzdeki hafta şiire değer veren kitapçılarda dergi okuruyla buluşacak: Kadıköy: İmge-Mefisto; İmge’ye yolu düşenler burada bizim geçmiş sayılarımızı da edinebilirler./// Beyoğlu: Pandora-Mefisto, Pandora’da kitaplarımızı da edinebilir değerli okur/// Beşiktaş: Mefisto, biraz sapa kalsa da dergisini aldıktan sonra Balıkçıların oradaki nefis meyhanelerden birinde dergimizi yudumlayabilir okuyucumuz; Ankara Turhan Kitabevi ve İmge; İzmir: Yakın Kitabevi ve Pan, Mersin: Sokak; Kıbrıs: Işık.

Ayrıca online: İdefix, prefix, dogan kitap, emek kitap, siirden, kitapyurdu.com‘dan edinebileceğiz.

Nur Alan, Burçak Midilli Güldoğuş’un resmiyle kapağa yeni bir can verdi. Kapak harika. Değerli arkadaşımız Burçak Midilli Güldoğuş’un resmi derginin konusuna da uygun.

Dergi iç kısmında tireleme yaparken, önceden yapılmış bazı tireleri göremediğimizden kalmışlar. Umarız okuyucu bizi hoş görür.

Şiirden Dergi bu sayıda yalnızca kadın şairlerin şiirlerine yer verdi. Üstlerindeki katmerli ekonomik, siyasi, toplumsal baskılara karşı kadınlarla “çam sakızı, çoban armağanı” cinsinden bir dayanışma.

Bu sayıda da şiir yine diğer dergilerin yer verdiğinden daha fazla şaire yer veriyor.
İlk dosya “Modernleşen Resimde Şairlerin Rolü”. Dosyada Celâl Soycan ile Metin Cengiz’in yazıları yer alıyor. Ülkemizde değinilmeyen konuya bir girizgah yapılmış oldu bu yazılarla. Şairlerin dil konusunda yoğunlaşmaları, yaptıkları iş hakkında kavramsal düşünmelerinin onların resimdeki rolüyle ilintisi vurgulandı.
İkinci dosya şair ve yazar Metin Celal’in şiiri üstüne. Anıl Cihan soruları sordu, Fergun Özelli ve Yavuz Özdem, Metin Celal’in şiirini değerlendirdiler.
Bu sayıda Oya Uysal, Altay Öktem, Müesser Yeniay ve Metin Cengiz şiiri üstüne yazılar da yer aldı. Sırasıyla Cemil Okyay, İlter Ok, Mehmet Yılmaz, Laura Garavaglia ve Rafael Patino Goez yazılarıyla şairlerimizin şiirlerini değerlendirdiler.
Sokak Yazıları’nda bu sayıda Celâl Soycan ve Metin Cengiz “Eleştirinin İnce Yeri”i adıyla eleştiriyi eleştirdiler, Murat Belge’nin çok konuşulan ve tartışılan kitabı Şairaneden Şiirsele üst, Türkiye’de Modern Şiir alt başlıklı kitabına değindiler. Geçtiğimiz sayıda Şiirden Dergisi yeni bir eleştirmeni sundu. “Çok tartışılacağını, merak edileceğini biliyoruz. Doğan Fuat bu sayıdan itibaren dergimizde yalnızca genç şairlerin şiirlerini değerlendirecek. Kendisine başarılar diliyor, hoş geldin diyoruz.” Demiştik geçen sayıda. Doğan Fuat “Suya Yazmak” başlığıyla bu defa Narin Yükler ile Selenay Kübra Koçer’in şiirlerini değerlendiriyor.
Bu sayının şairleri: Rosalia Aleksandra, Renata Cygan, Maryam Bahrami Nejad, Glorjana Veber, Marisol Bohorquez Godoy, Annabell Manjarres Freyle, Alessandra Corbetta, Alina Naiu, Svetlina Trifanova, Elçin Sevgi Suçin, Yaprak Öz, Müesser Yeniay, Dervişe Kutlu, Eylem Bayar, Tülin Çetinkol, Kevser Atay, Selenay Kübra Koçer, Hicran Arslan, Ezgi Şimşek, Esma Özlen, Tuba Nur Katı, Beyza Okumuş, Berrin Çıvgın Gümüş.
Dergiye şiir gönderen ve şiirlerinin yayımlanmasını bekleyen şair arkadaşlarımızın bizleri anlayacağını umuyoruz.
Her sayıda yaklaşık aynı sayıda şaire yer vermek derginin şiirimizde önemini de gösteriyor. Mevcut dergilerin hiçbirinde bu kadar nitelikli şiir yer almıyor. Bunu da belirtmek isteriz. Şiirden Dergisi’nde şiiri yayımlanmak şiir yolunda önemli bir çıta atlandığı anlamına gelmektedir zira.

Derginin bu sayısına çevirileriyle hayat verenler: Yeliz Altunel, Çağla Meknuze Kırant, Maryam Bahrami Nejad, Ali TiraliYaprak ÖzÖvünç CengizMetin Cengiz.

EDİTÖRDEN
1980 sonrası dendiğinde genellikle ülkemizde olup bitenleri düşünür, ona göre değerlendirme yaparız. Oysa dünyada kapitalizm yeni bir evreye giriyor, kendini revize ediyor; toplumsal açıdan askıya aldığı liberter (özgürlükçü) dünya görüşünü ekonomik olarak ve bu ekonominin isterleri doğrultusunda katı bir siyasi anlayışla hayata geçiriyordu; sonuçta demokratik cepheler bu rövanşla geriliyor, insan hak ve özgürlükleri bu defa dünyayı yöneten bir avuç tekelin işine gelecek biçimde yeniden yapılandırılıyordu. Gerçek kapitalizmle henüz ekonomik anlamda tanışmamış, kamu çıkarlarının korunduğu devlet egemenliğindeki bir ekonomik yapının hüküm sürdüğü ülkemizin başına, işte bu sistem tüm ihtişamı ve dönemde edindiği ekonomik anlamda liberal, sosyal ve hele de siyasal anlamda gerici yapısıyla adeta çöküverdi. (Bu ekonomik-siyasi yapılanmanın İngiltere’de Margaret Thatcher, Amerika’da Donald Trump temsilcileri sayılabilir.)
Kapitalizmin bu yeniden restorasyonunun ülkemizdeki sonuçları kanlı oldu. 1980 öncesi elde edilen demokratik mevziler askeri darbeyle çökertildi. Partiler, sendikalar, dernekler kapatıldı. Yöneticileri içeri alındı. Demokratik kitle örgütlerinin yöneticileri ve üyeleri toplu halde tutuklandı. Sağ-sol kavgası bahane edilerek sol örgütler adeta ezildi, yöneticileri sempatizanlarına değin işkenceye tabi tutularak imha edildi. Sol olup biteni doğru okuyamadı. O bilinçte bir sol da zaten mevcut değildi. Yani Solun romantik tutumu bunu kolaylaştırdı. Kısaca ülkeyi yöneten kadro kapitalizmin isterleri doğrultusunda toplumu 2010’lara değin, yirmi yıllık sürede yapılandırdı. Sonra da günümüze değin sürecek iktidara teslim etti.
Bu süre kültürel cephede farklı oluşumlara yol açtı. Ekonomi ve siyasi cephe tekellerin lehine liberalleşirken kültür cephesi egemen sol vesayetten bağımsızlaşarak kendine bakmanın önünü açtı. Edebiyatta, sinemada, resimde, kısaca kültür ve sanat alanında ekonomik ve siyasi cephenin tam zıddı doğrultuda bir özgürleşme (liberalleşme?) başladı. Bu oluşum bugüne değin, 2000’lerden sonraki siyasi yelpazeyi de içine alacak biçimde devam etti, ediyor.
Ancak, şiir dünyasında bütün bu uzun süreçte olup biten gelişme, yani 1980 sonrası şiir, hemen 1980 sonrasında, genellikle solda yer alan ve genç bir arkadaş çevresinin çıkardığı, Üç Çiçek etrafında kümelenen şairlere mal edildi. Kuşak adlandırmasına alışmış edebiyat çevrelerinde bu tutum kolayca kabul gördü. Bu dergide “biz de farklı şiirler yazıyoruz, gençler birbirine benzemiyor”, “her şiir anlayışı bu kuşakta yer aldı”, “1970’lerin slogancı şiirine karşı çıktılar” vb gibi poetikayla ilgisi olmayan değerlendirmelerle Üç Çiçek kadrosu dönemin öncü şairleri olarak ilan edildi. Metin Celal’in bir on yıllık süreçte yazdığı ve temellendirmeye çalıştığı Yeni Türk Şiiri nitelendirmesi kabul görmedi ama dillerde yer etmiş “kuşak” nitelemesi ile, daha olup biteni bile anlayamayan, 1970’lerde yazılan şiiri daha bir bilinçle, yani kavramsal olarak eleştiren sözleri tekrar eden gençler, olmayan bir poetikanın öncüsü ilan edildi. Böylesi maddi temelden yoksun basmakalıp, indirgemeci savlarla tezler, kitaplar bile yazıldı. Oysa olan yalnızca, her dönemde olduğu gibi, bir araya gelen gençlerin bir dergi çıkarma hadisesi idi ve poetik bir bilinci işaret etmiyordu. Kısaca bu kuşağın mottosu olarak gösterilen “1970’in slogancı şiirine karşı çıkmak” bir şiir anlayışı olarak gösterildi, oysa bu sıradan gerçeklik 1970’lerde de her kesin ağzındaydı, yani dönemin ortak ruhuydu ve kamu düşüncesiydi. Şiirden az çok anlayan herkes slogancı şiire 1970 döneminde de açıkça karşı olmuş ve görüşlerini söylemişlerdi. Nitekim bu aynı arkadaş çevresi 1990’lara doğru Poetika, Şiir Atı gibi dergileri çıkaracak ancak poetik bir bilinç geliştiremeyecek, aynı sözleri tekrar edip duracaktı. Poetika yalnızca dört sayı çıkacak, Haydar Ergülen önderliğinde yayımlanan Şiir Atı ise 1987 sonunda yayın hayatına başlayacak ve ancak dört sayı yayımlanacaktı. O dönemde yazdığı bir yazıda Haydar Ergülen’in yaptığı “Üç Çiçek yeni arayışların ilk adresi” nitelemesi de ortada bir şiir anlayışının olmadığına işaret etmektedir (anan Metin Cengiz, Modernleşme ve Modern Türk Şiiri, s. 126).
Demek 1980 sonrası dendiğinde 1995’in sonuna değin süren bir süreçte, şiirde tam bir yeniden yapılanma söz konusudur. Şöyle ki 1980 darbesiyle ara veren, solun, sosyalizmin eleştirel vicdanı olmaya çalışan Birikim Dergisi 1989’larda yeniden yayımlanacaktı. Dönemin önemli şairleri 1980 sonrası görüşlerini her fırsatta belirtecek, gençleri destekleyecekti. Sol cephedeki geçmişin ve bu ağır dönemin özeleştirel yansıması böylece 1987-1990 yıllarında Broy Dergisi ile Sonbahar (1990-1996) dergisinde anlam bulacaktı. Aynı dönemde yayımlanan diğer dergiler bu bağlamda üstlerine düşeni yapacaktı. Demek kültür ve edebiyat-sanat alanında 1980 sonrası 2000’lere değin süren bir sürecin sonunda anlamını bulmaya başlayan, bir sosyo-kültürel oluşum. Bu oluşumun bugün bile tam anlaşılmış olduğu söylenemez. Çok az sayıda şairin deşmeyi sürdürdüğü olguyu, sorgulamak için konunun aktörlerine sunuyoruz..
Dergimizin bu sayısını kadınlara ayırdık. Kadınlar üstündeki siyasi, kültürel, ekonomik baskıya karşı hiçbir şey ifade etmese de bu tavrı önemsiyoruz.
45. sayıdan başlayarak dergimizde yazmaya başlayan Doğan Fuat genç şairleri değerlendirmeye devam ediyor. Sayfalarımızın açık olduğu genç şiir için bunun bir olanak olduğuna inanıyoruz.
Bu sayının “Şiir Belleği”nin şairi Metin Celal. 1. dosya ise “Modernleşen Resimde Şairlerin Rolü”. Gelecek sayının konusu “1980’den Sonra Şiirde Neler Oldu”

Not: Dergi kapağı, derginin içeriği hakkında bilgi verdiğinden, derginin içindekiler kısmını paylaşmaya gerek görmedik.