Tag: Metin Cengiz

Çağrı/ Metin Cengiz

  her şey gün ışığında olsun bırakın hayat olgun yemişler gibi serilsin önünüze ne sağır ne dilsiz kalsın dünya sarılıp birbirinize ırmaklarla akın karanlığa müdahale kanın ateşidir derler gökkuşağı boyunca insanın yürüdüğü bir gün sizin de içinizden akarsa eğer yüzünüzde belli olsun ırmakların gülüşü el ele tutma zamanı şimdi bir gülü kralları gibi güneşli ülkelerin şarkılar besteleyin şarkılar dingin serin ömür büyük düşler kurmaya değer (Gençlik Çağı, 1. Baskı, Yön Yayınları, Kasım 1998; 2. Baskı, Toplu Şiirler 1 ile, Digraf Yayıncılık, Eylül 2008; 3. Baskı, Toplu Şiirler ile Şiirden Yayıncılık, Şubat 2015)

Devamını Oku →

TÜRKÜSÜ BİTTİ ARDIÇ KUŞUNUN/ METİN CENGİZ

türküsü bitti ardıç kuşunun mermere oyulmuş o resim soldu. artık kızıl ağaçlar öpüp durur aynı rengi aynı kokuyu yayar eriyen kanatlar.   şimdi yine sokaklardasın... uysal, uyumlu bir kedi gibi adımlarsın kaldırımları günlerin kutular gibi rüzgârda, kağıt mendil: iğnenden iplik bile geçmez, aynan yansıtmaz bile yüzünü derinde yılan yarası sanki bir ağaç gibi işler.   uyur uyanır su... sözlerin gömlek gibi eskir. nereye dönsen orda bir hayalet bekleşir. sahtiyan bir uykuda olur en aykırı karanfil ve gecenin o yorgun gözleri soğukta kalmış köpek gibi titreşir.   işte böyle sevgilim, bu şiir burda kendini noktalar ama yağar daha üstümüze o bunaltan...

Devamını Oku →

Metin Cengiz

            Şair, yazar. Ardahan, Göle (3 Mayıs 1953,) doğumlu. Fatma Hanım ile ilkokul öğretmeni Tahsin Cengiz’in oğlu. 1964’te Göle Merkez İlkokulu’nu, 1972’de Kars Alpaslan Lisesi’ni, 1977’de Erzurum Atatürk Üniversitesi Temel Bilimler ve Yabancı Diller Yüksek Okulu Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli tarihlerde siyasi dergi çıkarmak ve siyasi eylemde bulunmaktan dolayı bir çok defa tutuklandı. 1977-1987 yılları arasında Erzurum, Kars ve İstanbul’da Fransızca öğretmenliği yaptı. Bu süre içinde 1987’de İstanbul Marmara Üniversitesi Fran­sızca Bölümü’nü bitirdi. 12 Eylül döneminde TCK’nun 141. maddesinden 2 yıl hapis yattı. Öğretmenlik yıllarında il içi ve il dışı sürgünlere gönderildi, açığa alındı. Muş’ta...

Devamını Oku →

Edebiyat Yıllıkları/ Metin Cengiz

Edebiyat yıllıkları edebiyatla ilgili yapıtların toptan mercek önüne alındığı, enine boyuna olmasa bile genel anlamda değerlendirildiği yargılama olanağı verir. Bu temel görevin yanı sıra yıllıklar, adı üzerinde, yılın başı temel alınarak geçmiş bir yıldaki üretimi irdeler, nelerin yapıldığını eski yılları gözönünde bulundurarak sergiler. Sınır bellidir. Yargı için yapılacak yolculuk geçmişe doğru bir yıllık bir edebi yargılama yolculuğudur. Bu yolculukta tek tek yazarlar, (varsa) eski yapıtlarıyla karşılaştırmalı olarak kendi gelişim seyirleri içinde ele alınır, önceki yapıtları karşısında yazarın o yıl içindeki ürünleriyle, kitap olsun olmasın, yapıtları üzerine o yıl yapılan değerlendirmeler de gözönüne alınarak nereye geldiği yargısında bulunulur. Bu yargılama süreci...

Devamını Oku →

ŞİİR BİÇİM Mİ ANLATI MI? /METİN CENGİZ

Şiir neyi anlatır? Şiirde konu şiirin kendisi için bir araç mıdır? Yoksa şiir yalnızca şiir midir? Bu tür sorular, dünya şiir tarihinde, özellikle de 1900’lü yıllardan sonra yoğunlukla tartışılmış konulardır. Ancak, dikkat edilirse şiire ilişkin bu tür tartışmalarda, şiirin kendisi her durumda önde tutulmuştur. Yani önemli olan şiirin kendisidir. Günümüzde ise şiirin arkasında şiirin özünü (temasını) oluşturan şair dursa da, şiirin bir biçim olduğu savunulur genellikle. Çünkü şiir ancak bir biçimle–konu, tema ne olursa olsun- vücut bulduğunda şiir olmaktadır. Ülkemiz şiirinde konuyu ele alırsak... Bizde sorun, biçim mi öz mü önce gelir tartışması şeklinde (bu ilkel bakış) ısıtılıp ısıtılıp gündeme...

Devamını Oku →

BÜYÜK ŞİİR NEDİR NE DEĞİLDİR?/METİN CENGİZ

  Şiirimizde tartışılan, merak edilen bir konu da ‘Büyük Şiir’ dir. Şairler kuşkusuz soruna kendi poetikaları açısından baktıklarından konu hakkında herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir düşünceye ulaşmak güç. Kimine göre bize yeni bir ufuk açan şiir büyük şiirdir, kimine göre duygu dünyamızı alt üst eden şiir. Bazılarına göre de insanı sarıp sarmalayan, günlük yaşantımızda sık sık karşılaştığımız sorunları ele alan, pratik olarak yararı da dokunan şiirdir büyük şiir. Öyleleri, örneğin bir aşk şiirini, işlevleri açısından büyük şiire örnek gösterirler. Öyle ya, sevgilisine deniz kenarında bir şiirden dizeler kim okumamıştır ki? Büyük şiir daha nasıl olur? Dikkat edilirse büyük şiir nedir...

Devamını Oku →

ŞİİR DİLİ, KAPALILIK VE… /METİN CENGİZ

Yaşadığımız şu günlerde, gün geçmiyor ki şiirin geldiği yer, oluşumu, varsa yeni dilsel değeri ve deneyimi sorgulanmasın. Entelektüel olarak hazır olsun olmasın, yeterli olsun olmasın, çok sayıda insan bugün şiire bulaşmış durumda. Özellikle, şiirde imge avcılığının, hayattan kopuk, hayatta karşılığını bulamayan yığma dizelerle bezeli söyleyiş biçeminin öne çıktığı günümüzde, şiir yazmanın kolay bir iş haline geldiğinin görülmesi (!) üzerine, şiir yazan sayısında nicelik olarak bir hayli artış görüldü. Eh, fena şeyler yazılmıyor da değil. Dize avcılığı bu, kolay mı? Hatta öyle ki, bazen sürekli oturduğum mekanda benimle bir araya gelen kimi gençler konuşurlarken şiirin bütününe bakmadan “Ben şu dizeyi sevdim....

Devamını Oku →

ŞİİRE ŞİİR OLARAK BAKMAK/METİN CENGİZ

Son günlerde şiir dünyamızda “şiire şiir olarak bakmak” anahtar bir cümle haline geldi. Şairi bir yana bırakan ve öncelikle şiirin “şiir” olması gerektiğini vurgulamaya çalışan bu cümle, farklı şiir anlayışlarında, neredeyse ağırlıklı bir tanım olarak görülmeye başlandı. Bence, bir ön yaklaşım, önyargısız bir ilk değerlendirme için gerekli ve artık sloganlaşmaya yüz tutmuş olan bu tanımın (!) bir şiiri değerlendirmek için yeterli bir bakış biçimi olarak görülmesi, konuyla ilgili bir yoksullaşmayı da göstermektedir. Özellikle, bu tanımın içinde, o andaki şiirle ilgili verili bilgiler, önyargılı bakışlar ağırlıklı ve belirleyici olduğu için, bu tanım birçok belirsizlik içermektedir. Gerçek bir şiir okuyucusu bile, çok...

Devamını Oku →

YAŞADIĞIMIZ GÜNLER/ METİN CENGİZ

YAŞADIĞIMIZ GÜNLER   İyi günler yaşamıyoruz Gençlerimizin güneşi batıyor bir bir Çoluk çocuk kadın ve yaşlı Ölümün müziğini dinliyoruz Ve yudumluyoruz susamışçasına Sunduğu şarabı   İyi günler yaşamıyoruz Günler yol alan tren gibi karanlık bir vadide Hiçbir kesinliği yok bu gidişin Hiçbir anısı yok bu yolun   İyi günler yaşamıyoruz Acı anılar dağ gibi birikiyor   İyi günler yaşamıyoruz Artık onar onar ölüyoruz Bir bomba patlıyor aramızda Barış ve kardeşlik için diyorlar Böyle bir bomba patlıyor içimizde ***   Allah büyüktür, Allah büyüktür, Nicedir sırtımızda kambur gibi Devlet ve ölüm Bu iki hece

Devamını Oku →

ŞİİRİ MEŞGUL EDEN KONULAR/ METİN CENGİZ (Varlık, Şubat 2001)

Enver Ercan geçenlerde, sırasıyla Metin Celal ile Abdülkadir Budak’ın daha önce farklı başlıklarla uzunca süre,  Sina Akyol’un ise artık son vereceği ve son bir yıldır yazdığı köşede, benim yazmamı teklif edince, Varlık’ta yeniden düzenli aralıklarla yazma fırsatını da bulmuş oldum. Böylece, kendimce kafamı kurcalayan sorunları kaleme alabilecektim. Böyle durumlarda nelerin yazılması gerektiği ya zamana, zamanın getirdiği sorunlara ayırarak güncel takip edilir, ya da daha planlı davranılarak başka bir şey yapılır. Bu başka şeyin ne olduğunu tam bilmediğim için de, içinde yer aldığım, çıkan dergilerden ulaşabildiğim kadarıyla takip etmeye çalıştığım ve yazılar yazıp üzerine düşündüğüm Türk şiirinde nelerin tartışıldığını, şairleri, eleştirmenleri...

Devamını Oku →