YAZILAR

SİVAS İKİ TEMMUZ/ METİN CENGİZ

SİVAS BİR MİLATTIR   Kültürde Sivas’ta 37 kişinin katliamı bir arzunun gerçekleştirilmesiydi. Arzu mekanizmasının kıyama dönüştürülmesi. Aslında gösteri ve şov zinciri tüm iletişim ağlarında, sorgulanmaya bile mahal kalmadan, söylem olarak ortaya çıktı. Hem de tüm hakiki çehresiyle. Artık Türk tipi lâik devletten söz etmek bile olanaksız. Bu tarih otokratik devletin gerçekleşmeye başlangıç miladı da olmuştur. Çünkü devletin tek meşru tabanı, öldürme hakkı verdiği bu kesimdi (!) Meşruiyetini böylesi olayları devam ettirerek sağlamaya çalışması da bunu ispatlıyor. Sivas’ta yakılan gerçek insanlarla insan figürü de bir defa daha katledildi. Bir defa daha, çünkü o gün orada geçmiş tarih ortadan tüm içeriğiyle kalktı....

Devamını Oku →

Mahire Taş

1968 yılı Elbistan doğumlu. İlkokulu Elazığ da okudu; daha sonra Ankara’da Cebeci Sağlık Meslek Lisesi’nde yatılı okudu. Liseyi bitirdiği yıl Elazığ Fırat Üniversitesi Kimya Mühendisliğini kazandı. Hemşire olarak hem gece nöbetleri tutup hastanelerde çalıştı, hem de üniversiteyi bitirmeye çalıştı. Tekirdağ'da kimya mühendisi olarak çalışmaya başladı. Yüksek lisansını Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Gıda Mühendisliği bölümünde yaptı. 22 yıllık çalışma hayatından sonra emekli oldu ve yurtdışına yerleşti. Şu an iki çocuğuyla yurtdışında-Almanya da yaşıyor. Çalışma hayatı boyunca SES (Sağlık Emekçileri Sendikası) ve TMMOB da çeşitli görevler aldı. Ve bu nedenle çeşitli soruşturmalar, tehditler, uzaklaştırmalar yaşadı. Ona göre şiir içinde sakladığı küçük kızın...

Devamını Oku →

ŞİİRİ MEŞGUL EDEN KONULAR/ METİN CENGİZ (Varlık, Şubat 2001)

Enver Ercan geçenlerde, sırasıyla Metin Celal ile Abdülkadir Budak’ın daha önce farklı başlıklarla uzunca süre,  Sina Akyol’un ise artık son vereceği ve son bir yıldır yazdığı köşede, benim yazmamı teklif edince, Varlık’ta yeniden düzenli aralıklarla yazma fırsatını da bulmuş oldum. Böylece, kendimce kafamı kurcalayan sorunları kaleme alabilecektim. Böyle durumlarda nelerin yazılması gerektiği ya zamana, zamanın getirdiği sorunlara ayırarak güncel takip edilir, ya da daha planlı davranılarak başka bir şey yapılır. Bu başka şeyin ne olduğunu tam bilmediğim için de, içinde yer aldığım, çıkan dergilerden ulaşabildiğim kadarıyla takip etmeye çalıştığım ve yazılar yazıp üzerine düşündüğüm Türk şiirinde nelerin tartışıldığını, şairleri, eleştirmenleri...

Devamını Oku →

Ali İsmail Korkmaz

ALİ İSMAİL KORKMAZ   Eskişehir sulanan bir tohum gibi göğermiş Şarkılarla türkülerle yunuyoruz yüzümüzü Göğüme sığmıyor artık sevincim Sanki yabancı bir dilde kendimi tanıyorum Sokak lambaları yüreğimde yanıyor sanki   Kanal boyunca geziyorum geceleyin Gezgin bir kuyruklu yıldız gibi Bir tekne olmak geçiyor içimden Mavi sularda zar zor ilerleyen     Karşıdan ölümüm el sallıyormuş bu yaşta Bu yaşta linç edilecekmişim Tanrılar kan istiyormuş ben kurbanmışım Bu yaşta nerden bilirim   Beni dar bir sokakta öldürdüler Taş tahta sopa öldürdüler Gecenin bile elini eteğini çektiği yerde Gençliğimi öldürdüler düşlerimi öldürdüler Metin Cengiz  

Devamını Oku →

Yaşadığımız Günler

İyi günler yaşamıyoruz Gençlerimizin güneşi batıyor bir bir Çoluk çocuk kadın ve yaşlı Ölümün müziğini dinliyoruz Ve yudumluyoruz susamışçasına Sunduğu şarabı İyi günler yaşamıyoruz Günler yol alan tren gibi karanlık bir vadide Hiçbir kesinliği yok bu gidişin Hiçbir anısı yok bu yolun İyi günler yaşamıyoruz Acı anılar dağ gibi birikiyor İyi günler yaşamıyoruz Artık onar onar ölüyoruz Bir bomba patlıyor aramızda Barış ve kardeşlik için diyorlar Böyle bir bomba patlıyor içimizde *** Allah büyüktür, Allah büyüktür, Nicedir sırtımızda kambur gibi Devlet ve ölüm Bu iki hece Metin Cengiz

Devamını Oku →

Sina Akyol’un “Kişisel Antoloji”si: bir başka dil arayışı

Ahmet Ada Sina Akyol’un şiiri için az sözcükle çok katmanlı anlamlandırmalara yol açan bir şiir denilebilir. Hemen belirteyim, sözcük tutumluluğuyla sözcükte anlam olarak yoğunlaştığı, bunun kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu bilinmektedir. Öyle ki, şiirinin ses katmanı da sözcüklerin örgüsünün çıkardığı iç seslerle kurulur. Bir de ritim için yaptığı sözcük yinelemeleriyle inişli çıkışlı ses katmanı oluşturur. Bir felsefeci gibi sorular soran öznenin şiiridir. Kişisel Antoloji (Seçme Şiirler) adlı yeni kitabındaki şiirleri okuduğunuzda, gündelik hayata dokunan, imgelemde yeniden kurulmuş bir şiir olduğunu kavrarız. Kulağınız ses salkımlarıyla dolar. Gündelik hayat denince, dışarısı ile içerisinin buluştuğu merkezi anlarız. O merkezden çıkıp imgelemden sözcüklere dökülür. Kişisel...

Devamını Oku →

Günler Geçer…

Haydar Ergülen Metin Cengiz için 5 parça daha... Metin Cengiz şiiri için 5 bölümden oluşan bir yazıyı 4-5 yıl önce, Eskişehir'de Rahmi Emeç ve Erol Büyükmeriç öncülüğünde yayımlanan, daha sonra benim de katıldığım Yazılıkaya dergisinde yayımlamıştım. Bu yazıyı da onun devamı olarak yazıyorum, böylece Metin Cengiz'le ilgili 10 parçadan oluşan bir yazı bütünlüğünü de belki sağlamış olurum. 1. Metin Cengiz bir eylemcidir. Eylemci olmak, eylem insanı olmak, bunlar bizim gibi demokrasinin esamesinin pek okunmadığı memleketlerde korkutucu terimlerdir. Türkiye'de de demokrasi adını verdiğimiz ortaoyunu bile askeri ve sivil darbelerle sık sık durdurulduğu, ve böylece bir türlü yerleşemediği için de, ne yazık...

Devamını Oku →

İkinci Yeni: Bir Erken Doğum

Yavuz Özdem   “Şiirde ikinci yeni hâlâ aşılmadı ’ 1990’lardan günümüze kadar gündemde olan bir bir iddiadır ve gündemde tutanların büyük çoğunluğu da şiir yazanlardır. Gerçi bunların hepsi, aynı saiklerle dile getirmezler bu iddialarını. İçlerinde kendi yazdığı başarısız şiirlerin aslında önemli şiirler olduğunu öne çıkarmak isteyenler de vardır (bir çeşit vasatlar arası yarışta öne çıkma arzusu); şiir okumayla, edebiyatla ilişkisini tamamen kesmiş elemanların ‘canım pek de okunacak şiir’ yazılmıyor günümüzde deyip kendi pozisyonlarını(!) meşrulaştırmak isteyenler de vs. Bunları bir kenara koyarak diyebilirim ki İkinci Yeni’nin 2000’lerde yeniden yeniden değerlendirilmesinin (üstelik 1970’lere, 1980’lere nazaran daha sağlıklı, serinkanlı değerlendirilmesinin); genç şairler tarafından...

Devamını Oku →

Celal Soycan’ın Ogün Kaymak’ın Okunaklı Harfler üstüne yazısı

Okunaksızın İmkânı: “ Okunaklı Harfler “ Celâl Soycan A/ Önce kitaptan rast gele iki alıntı: Arp solo ve ben ve artık / Istakozun su içişini seyrediyoruz-yetiyor her şey elimizden / dökülen lekeye / Boşa güneşe doğruluyoruz, ışığı ıslak A posteriori : Ey’vallah dostlar /. / Kaldırımı dar paçalı çektim altıma, yürüdüm ızgaralara / basa basa / Ayağım yalın, bazen yağar / Lâfı uzatamıyorum : Benden biri değilsiniz Ogün Kaymak’ın son kitabı Okunaklı Harfler’den aldığım bu iki örnek, poetik açıdan toplamı konuşabileceğimiz yapısal özellikler içeriyor. Bu özelliklerin şiirin yüzey yapısında ( sentaks ) örgütlenme biçimi, şairin ilk kitabından bu yana korunur....

Devamını Oku →

“Okunaklı Harfler”

Ahmet Ada Ogün Kaymak’ın otuz iki şiirden oluşan, küçücük oylumlu ama derin yapısı ve derin anlamı olan bir bütün inşa ettiği yapıtı “Okunaksız Harfler”, çağdaş Türk şiirine yeni tatlar, renkler ve kokular taşıyor. Kendi kuralını kendi koyan serbest koşuk, ona kendini ve dünyayı anlamlandırma olanağı sağlamış – yeni biçimler içinde. Bir varoluş sorgulaması, naif, ince, kırılgan. Bir dil şöleni, gündelik hayata gönderen. Sözcükleri okunaklı, harfleri gibi; ne var ki işaret ettikleri şeyler, nesneler farklılaşıyor. Anlamsal çoğalma söz konusu. Bu da, modern şiirin anlamlandırma pratiği üzerine yoğunlaştığını gösteriyor. Celâl Soycan, “Bu şiirin yerleşik eleştiriyi de, ortalama okuru da zora soktuğu açıktır...

Devamını Oku →